AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2009-07-03

kategori2

Dönülmez akşamın ufku

Türkiye'nin bir numaralı gündem maddesi artık 'Deniz Feneri''   davasıdır.
Aldığım tüm duyumlar, AKP'nin yeni bir kapatma davası ile karşı karşıya kalacağı  yolunda.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın Deniz Feneri e.V'den Türkiye'ye yapılan para transferleri içinden AKP'ye para aktarıldığını gösteren bir belgeye ulaştığı kulislerde artık yüksek sesle konuşulmaya başlandı.
Bu bilgi, gündemdeki 'RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın istifası'' haberleriyle de doğrudan ilintili.
Neden mi?
Şundan dolayı...
Deniz Feneri e.V davasında Akman asli sanık... Ötesinde 'kurye'' olarak niteleniyor.
Deniz Feneri e.V'den Türkiye'ye çeşitli tarihlerde giden paralardan 16.9 milyon euroluk kısım çok önemli...
Bu paranın 8 milyon eurosu Deniz Feneri Derneği'ne yollanmış.
5.3 milyon euro ise çeşitli şirketlere gönderilmiş.
Bu şirketlerden Weiss GmbH ve Euro 7'de Zahid Akman'ın o tarihte ortaklığı bulunuyor.
İzine rastlanılamayan para ise 3.6 milyon euro...
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın, bu belgelerden birinden yola çıkarak yurtdışından gönderilen paranın bir kısmının AK PARTİ'nin faaliyetlerinde kullanıldığını saptadığı iddia ediliyor.
Şayet durum buysa Anayasa'nın 69. Maddesi çok açık...
Siyasi partilerin yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden yardım alması halinde, bu fiil temelli kapatma nedeni sayılıyor.
Bu süreçte, AKP (kendi yaptırdığı tüm kamuoyu yoklamalarının da gösterdiği gibi) halk desteğini hızla kaybederken, böylesi bir yolsuzluktan ötürü, bir kapatma davası ile karşı karşıya kalırsa tekrar oylarını yükseltir mi?
Sanmam...
Çünkü bu kez karşı karşıya kaldığı suçlama politik değil...
Kriminal...
Tüm bu resme, bir adım geri çekilip baktığınızda, Bülent Arınç'ın yaptığı çıkışı çok önemli buluyorum...
Bakın Arınç ne diyor?
'Merhamet saikiyle insanlardan para toplayacaksınız. Haklı bir şöhreti olan bir derneğin ismini kullanacaksınız. Ondan sonra o paraları bir şekilde iç edeceksiniz veya birilerine havale edeceksiniz. Bu hiçbir zaman, hiçbir insanın insani duruşu itibarıyla kabul edebileceği bir hareket değildir.''
Bülent Arınç, AKP içindeki bir kırılmanın ilk işaretini vermiştir.
'Zahit Akman kendisine yakışanı yapmalıdır'' cümlesi AKP'nin neden hamile olduğunun ispatıdır.
Zahit Akman'ın görev süresi temmuzda bitiyor. 'İstifa etse (ederse?) akıllıca olur'' diyenler var.
Ancak artık istifa etse de etmese de çok fark etmez.
Şayet Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı böylesi bir belgeye gerçekten ulaşmışsa...
Ve bu tablo tüm çıplaklığıyla Türk Milleti'nin önüne konursa...
Sonucu açıktır...
Nihayetinde AKP kapatılır.
'Tabela değişir'' deseniz bile AKP hareketi 2011 seçimlerine aynı gövde ve ruhla giremez...
Deniz Feneri gibi haklı şöhreti olan bir dernek kimler tarafından ne hale getiril-diyse... Bu leke Müslümanlara nasıl onulmaz bir yara açtıysa...
Aynı isimlerin, aynı lekeden ötürü, bu hareketi neden ve nasıl böldüğünü de tarih yazacaktır.