AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-07-03
Arabaların üzerinden sarkan kadınlar, rujlar, son moda erkek tıraşları, sloganlar, 'siyah-beyaza karşı' replikleri...
Günlerdir izliyorsunuz. İran'daki seçimler bu kez ABD'yi aratmıyor. Show business kendini ilginç bir biçimde Tahran sokaklarında gösteriyor.
***
Bugün yapılan seçimler bu 'show business'in iş yapıp yapmadığını gösterecek ama isterseniz biz şimdi bu 'rengarenk-siyah/beyaza karşı' tablosunun arka planına bakalım...
***
En güçlü adaylar halihazırdaki Cumhurbaşkanı Ahmedinecad ve eski Başbakan Musavi. Ortada ilginç bir durum var. Bu adaylar birbirinden gece ve gündüz gibi ayrılar. Batı basını Ahmedinecad'ı 'gece', Musavi'yi ise 'gündüz' olarak sunuyor bizlere. Ahmedinecad kadınlar üzerindeki baskıyı, ABD düşmanlığını ve içe kapalılığı, Musavi ise kadınlara özgürlüğü, ılımlı siyaseti ve dışa açılmayı temsil ediyor. Oysa hayat bu kadar siyah-beyaz değil. Hele siyaset hiç değil.
***
Hatırlarsanız İran'da 2005'te yapılan son seçimler öncesinde de benzer bir tablo yaratılmıştı. O zaman da Rafsancani, Ahmedinecad ile çarpışmış ve 'İran'ın Hatemi'nin ardından açılımlarına devam ettirecek lideri' olarak sunulmuştu. Oysa Rafsancani yılların Rafsancani'siydi. Statükoyu temsil eden, mollalarla işbirliği yapan, ismi yolsuzluklara karışmış, yaşlı lider... Onu, uğruna düzülen 'rap' parçaları ile allayıp pulladılar, 'özgürlük timsali' haline getirdiler.
***
Şimdi de aynı şeyi Musavi'ye yapıyorlar. Musavi, İran-Irak savaşı sırasında İran'ın başbakanlığını yapmış bir isim. Yeni değil. Üstelik yaşı da epey ileri. 'Mollaların adamı' olarak biliniyor. Devrim Muhafızları ile sıkı fıkı. Bildiğimiz kadarıyla İran'ın nükleer faaliyetleri ile ilgili yeni bir şey söylemiyor.
***
Musavi'ye karşı Ahmedinecad askeri temsil ediyor. Devrimin saptırıldığına inanıyor ve mollalara meydan okuyor. Yani İran'daki asıl put kırıcı Ahmedinecad. Onun kırdığı putlar toplumu daha muhafazakar yöne sürüklüyor ama sonuçta Batı'nın hoşuna gitmese de 'yenilik' kavramı ile birlikte anılması gereken isim o. Bu nedenle Batı'nın yanıltmasına kanmayalım. Neyin yeni olduğunun saptamasını doğru yapmak dünyayı doğru algılamak için şart.
***
Evet, Musavi'nin karısı İran'ın ilk rektörü. Ancak burada atlanan bir nokta var: İran kadınları birçok ülkedeki hemcinslerinden çok daha aktifler zaten. Ülkede üniversiteye giden ve çalışan kadın sayısı rekor düzeyde. Kadınlar evlendikten sonra kocalarının soyadlarını almıyor ve aile düzenlerinde güç paylaşımı eşit düzeyde. O nedenle devrimin kadının üzerine attığı örtü yanıltıcı olmasın. O örtü kadını toplumdan koparmaya yetmedi. İran hiçbir zaman Suudi Arabistan olmadı! Bu nedenle esas mesele kadınlar üzerinden oy yarışı yapmak değil, ifade özgürlüğünü her alanda geliştirmeyi vaat etmek olmalı.