AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-07-03

kategori2

Ve muhafazakarlar ev hayvanını keşfetti

Bir süredir 'muhafazakar' kesimde gözlemlediğim bir 'trend' var: Ev hayvanı.  Çeşitli semtlerde köpek gezdiren başörtülü kadınlara rastlıyorum. Üstelik öyle av köpeği filan da değil. Bildiğiniz ev köpeği.

***
Bu gözlemimi desteklemek için geçtiğimiz hafta İstanbul'un muhtelif kesimlerindeki veterinerleri aradım. Bağdat Caddesi'nden, Üsküdar'a, Yeşilköy'den Beşiktaş'a kadar farklı noktalardaki kliniklerle görüştüm. Sonuç: Öyle bir anda binlerce köpekli ve başörtülü kadın ortaya çıktı diyemeyiz ama son zamanlarda başörtülü müşterilerimiz de oldu. Daha önce hiç yoktu, diyorlar. Acaba bu neyin işareti?

***
İslam, fonksiyonel değilse evde hayvanla birlikte yaşamaya pek sıcak bakmaz. Hatta 'İçinde kedi, köpek bulunan eve rahmet meleklerinin girmeyeceği, ev sahibinden bazı sevapların azalacağı' gibi hadisler vardır. Bu nedenle muhafazakar kesimin evlerinde kedi, köpeğe rastlanmazdı. Şimdi bunun değişiyor olması ilginç. Belli ki son dönemde sınıfsal olarak yer değiştiren muhafazakarlar evde kedi, köpek beslemeyi bu değişimin bir parçası olarak görüyorlar. Yani bir nevi sınıf atlama olarak. Bu sınıf atlama güdüsü öyle güçlü ki geleneklerinin önüne geçiyor. Bir statü sembolü oluyor. Evinde hayvan beslemeyi 'elit' olmakla bir tutuyorlar herhalde.

***
Türkiye'de para el değiştirip, toplumsal yapı buna paralel olarak değiştikçe birçok kavramın içi boşalmaya başladı. Cumhuriyetin başından beri yarattığımız kalıplar artık bugünü anlatmaya yeterli gelmiyor.

***
Bu içi boşalan kavramlardan biri 'muhafazakarlık'. Biz ibadet eden Müslümanlara muhafazakar dedik. Ve onların bugünkü karşılığı olarak da başörtülü kadınları, içki içmeyen erkekleri gördük. Son dönemde etrafımıza baktığımızda bu insanların yaşamlarında değişikliğe en açık insanlar olduğunu görüyorum. Onların neyi nasıl muhafaza ettiğini anlamış değilim. Aksine.  Toplum içinde yer değiştiriyorlar, moda ile tanışıyorlar. Daha önce hayatlarında olmayan 'tatil' kavramını hayatlarına sokuyorlar. Şimdi de evlerinde hayvan besliyorlar.

***
Bu kesim gittikçe 'şehirlileşiyor'. Ancak bu şehirlileşme şimdilik 'taklit' üzerinden yürüyor. Henüz özgünleşip, kitleleri peşinden sürükleyecek özgüvene ve güce sahip değiller. Türkiye asıl değişimi bu kesim trendsetter (akım belirleyici) olduğu gün yaşayacak.

Çapa'dan tam isabet: Perestroyka
GECE hayatında tutunmanın en önemli sırrı toplumu ve eğilimlerini iyi okuyabilmek herhalde. Nitekim İzzet Çapa bunu çok iyi başarıyor. Açtığı her mekan popüler oluyor. Bunların sonuncusu Akaretler'deki Perestroyka.

***
Perestroyka 'ekonomik olarak yeniden yapılanma' demek. Gorbaçov'un ana politikalarından birinin ismiydi. (Diğeri Glasnost, yani 'şeffaflık'tı). Çapa yeni mekanına Perestroyka diyerek Türkiye'nin içinden geçtiği değişimi de muzip bir şekilde hatırlatmış oluyor. Ancak Çapa'nın mekanı bu değişime göre adlandırılmış olsa da orayı dolduranlar hala perestroyka öncesinin sosyal sınıfları. Para el değiştirse de mekanlar el değiştirmiş değil henüz.