AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-07-03
Soru: Darbeler ya da sisteme müdahaleler bazı 'özel' durumlarda politik sorunları çözmek ve demokrasiyi güçlendirmek için tolere edilebilir mi?
***
Beklenilir cevap: 'Tabii ki edilemez!' Peki ya beklenilmeyen cevap, yani 'Evet, olabilir' diyenler ne olacak? Onlar kimler ve bu cevabı vermenin bu ülkede bir yaptırımı yok mu?
***
Gördüğümüz kadarıyla yok. Aksi takdirde günlerdir tartışılan 'İrtica Eylem Planı' ile ilgili olarak Bekir Coşkun şu satırları yazamazdı. Yazsa bile bunu Hürriyet gibi bir gazetede yayınlamanın bir karşılığı olurdu. Şöyle dedi Coşkun dünkü yazısında: '... Bu yazı demokrasi adına zor, ama doğru bir yazıdır... Dinci kadrolar, tarikatçılar Türkiye'yi ele geçirirken... Askerlerin seyirci kalacaklarına inanan bir tek kişi var mı?'
***
Belgenin sahte olduğunu ima etti ancak başka belgelerin varlığını, 'dincileşme' hareketini izleyen TSK'nın bunları raporlara yazdığını ileri sürdü. Ve sonunda da askerin 'ülkenin elden gitmesine' müdahale etmesinin en doğal görevi olduğunu söyledi. Yani açıkça 'bu belge doğru olsa ne var bunda?' dedi.
***
Bu yazı açıkça asker müdahalesine yeşil ışık yakmak demek. Ve Coşkun bu ışığı yakıyor. Üstelik hiçbir tepki de almıyor. Kürt meselesi ya da gayrimüslimlere yönelik insan hakları müdahalesi üzerine yazılan yazılar büyük bir dikkatle incelenip, hemen tepki ve müdahale görürken 'asker müdahalesi' telkini hiçbir müdahale ile karşılaşmıyor...
***
Bekir Coşkun en azından dürüst. Çünkü askerden beklentisini gizlemiyor. Oysa elinde silahlı güç olmayan birtakım 'toplum mühendisleri' bir süredir ordunun onların 'hayallerini gerçekleştireceği kahraman' olduğu yanılgısında. Kendilerini Coşkun kadar açıkça ifade etme cesaretine de sahip değiller üstelik. Asıl askeri yıpratma faaliyeti bu.
***
Eğri oturup, doğru konuşalım. Şimdi 'böyle bir belge kabul edilemez' diyen bir kesim ne yolla olursa olsun 'dinciler' kabusundan kurtulmanın yolunu aramıyor mu? 'Biz' ve 'onlar' ayrımına son dönemde büyük katkı sağlayarak 'Bunlar ülkeyi ele geçirdi' paranoyası yaymıyor mu? En Makyavel tavırlarla 'Nasıl kurtuluruz?'u düşünmüyor mu?
***
Tüm bu soruların cevabı 'evet'. Ama son günlerde 'demokrat' görünmek adına herkes bu (sahte ya da gerçek) belgeyi 'kınar' edasına büründü. Ne enteresan!
***
Oysa orada yazanların gerçekleşmesi için uzun zamandır 'wishful thinking' yapmanın adı 'cumhuriyet severlik' olmamış mıydı?
Arman'a şapka çıkarıyorum
İÇİMİZİ bunaltan ve kıyamet gününe kadar bitmeyecekmiş hissi veren 'belge' tartışmalarının ortasında 'çölde vaha' etkisi yarattı Ayşe Arman'ın fotoğrafları. İçim sıkıldıkça açıp bakıyorum. Acaip gizemli, acaip etkileyici kareler...
Sanırım bir insanın imajı ile gerçeğinin uyumunun zirvesini yaşıyor Arman. Aksi takdirde o fotoğraflar iğreti dururdu. Özenti olurdu. Oysa onda 'avantguard' sıfatını pekiştiriyor. Beni rahatsız eden tek bir kare var: Çarşamba günü Günaydın'ın kapağında gördüm. O karede Ayşe Arman siyah bir fileye bürünmüş. Ağzında çiçek, ayaklarında da garip ayakabılar var. O kare diğerlerine hiç benzemiyor. Garipsedim. Acaba Arman iki ayrı fotoğraf çekimi mi yaptı?