AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-07-03
Şu ana kadar İran'da hangi tarafın kazanacağı tam olarak ortaya çıkmış değil.
Ortalık toz duman, akıllar hayli karışık gözüküyor.
Protestocular içgüdüsel olarak daha çok özgürlük istiyor ama nasıl bir toplum modelinde o özgürlükleri yaşamak istedikleri de tam açık değil.
Aslında tüm o karmaşa içinde aslında net bir şekilde kazanan taraf var; o da Amerika Birleşik Devletleri.
İran tam da 21'inci yüzyıla yakışan bir isyan ile karşı karşıya. Devletin tankına tüfeğine karşı protestocular twittter, facebook, YouTube gibi araçları kullanarak isyanlarını sürdürüyor. İnternet'in tüm bu güçlü aletlerini üreten ülke de ABD. Dolayısıyla İran'da zaferin şimdiden ABD'de olduğu söylenebilir.
Amerika her dönemde hangi ülkede çıkarı varsa o döneme uygun teknolojik desteği, rejime karşı ayaklananlara vermiştir.
Yıllar önce Polonya Gdansk'ta işçiler komünist rejime karşı tavır aldıklarında, Amerika o günlerde Polonyalı işçilere, isyanın metinlerini basıp dağıtsınlar diye matbaa makineleri sağlamıştı.
Şimdi de İran'daki isyancılar, Amerika kökenli teknolojinin tüm imkanlarını kullanarak dünya ile bağlantı kuruyor.
FULAN GONG İRAN'A YARADI
Teknoloji Amerika'da üretildi ama o teknolojinin arzu edildiği gibi çalışabilmesini sağlayan programları da Amerika'da yaşayan Çinli bilim adamları üretmiş.
Çin'de otoritelerin hiç hoşlanmadığı ve tehlikeli bir tarikat olarak damgalanan 'Fulan Gong' adlı bir hareket var. Hükümet bunların faaliyetini önlemek için her türlü baskıyı yapıyor. İnternet'i kullanarak örgüt üyelerinin birbirleriyle ve dünyayla konuşmalarını da engellemeye çalışıyor.
Fulan Gong sempatizanı Amerikan vatandaşı olmuş Çinliler bu aşamada devreye giriyor.
Ve internet imkanlarının hükümetin öreceği siber duvarlar ile engellenmemesi (sansürlenmemesi) için bir program yazıyorlar.
Programın adı da Freegate...
Kullanıcılara bedava sağlanan bu program her kullanıcının IP adresini saniyede bir otomatikman değiştiriyor, kullanıcıların yasaklanmış sitelere de özgürce girmelerini sağlıyor.
Böylece totaliter sistem kullanıcıların adresini yakalamak ve bazı siteleri yasaklama imkanını tamamen kaybediyor.
Bugün İran'da isyankarların YouTube, twitter, facebook gibi araçları özgürce, korkusuzca kullanabilmelerinin temelinde bu Freegate programı yatıyor. Molla devleti yakalayamıyor kullanıcıları, takip edemiyor isyancıları, saniyede bir otomatik değişen internet adesleri ile karşı karşıya kalmış ve çaresizlik içinde diktatörler...
Program aynı zamanda gönderilen e-mailleri de otomatikman kriptolu hale getiriyor, isyankarlar haberleri, görüntüleri Batı medyasına bu şekilde özgür yayıyor.
ÇAĞIMIZIN BERLİN DUVARLARI
Siber duvarlar çağımızın Berlin duvarlarıdır. Ama hiçbir duvar, özgürlük isteyen kitleler karşısında ayakta kalamıyor ve yıkılıyor. Berlin duvarı da yıkıldı, siber duvarlar da yıkılıyor.
Başkan Obama istediği kadar İran'ın iç işlerine karışmayacaklarını söylesin ama çoktan karıştılar bile. İran'da isyanın başladığı günlerde twitter kendi sitesini yenileme çalışmalarına başlayacaktı. Ama bu aracın İran'da oynayacağı hayati rolü tahmin eden Amerikan Dışişleri Bakanlığı yenileme çalışmalarının bir süre, İran'daki kullanım ihtiyacı azalıncaya kadar ertelenmesini istedi. Twitter da bu isteğe uydu ve siteyi tam kapasite ile çalıştırdı,
SİBER SAVAŞ
Tabii ki diktatörler de boş durmuyor, bu gelişmelere karşı yeni araçlarla savaşa girmeye hazırlanıyor.
Örneğin Çin devleti yeni satışa sunulacak bilgisayarlarda 'Yeşil Baraj' adı verilen bir internet filtresi (sansürü) programının olmasını zorunlu kıldı. Amerika'daki Çinli teknisyenler daha şimdiden bu duvarı da yıkacak sistemi geliştirdiler. Sistemin adı da 'Yeşil Tsunami'. 'Yeşil Baraj'a karşı 'Yeşil Tsunami'... Ne kadar hoş değil mi?..
Hiçbir otoriter sistem hiçbir diktatör kazanamayacak. Özgürlük arzusu ve demokrasi hep kazanacak.
Okunmuş kalem mi?
KPSS'ye katılan bazı insanlara yetkililer tarafından okunmuş kalem ve şeker dağıtıldığı haberini akşam haberlerinde görünce hayli üzüldüm. İnsanın kendi özel yaşamında iç rahatlığını sağlamak için okunmuş kalem, şeker gibi şeylere ve okunmaya değer vermesine bir şey diyemem. Hatta bunu bireysel özgürlük ve tercih olarak görüp savunurum da. 'Herkesin hayatı kendisine göre kimseyi ilgilendirmez' deyip unuturum bu işi ama bir KPSS'de bu işi örgütlü ve toplu halde yapmak Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu acıklı süreci gözler önüne seriyor da ondan dolayı üzüldüm.