AKŞAM GAZETESİ | Ali Ulusoy | 2009-07-03

kategori2

Karambolden atılan golle darbe maçı kazanmak

Siyasi İktidar, Meclis'te görüşülen rutin bir kanuna verdiği bir son dakika önergesi ile yargı sisteminde küçük çaplı bir devrim yaptı. Artık asker kişilerin devlet idaresine ilişkin işledikleri önemli suçlara askeri mahkemeler değil sivil mahkemeler bakacak.

Yapılan değişiklikte CHP'nin 'son dakika golü ile aldatıldığı' ve değişikliğin bu halinden haberdar edilmediği iddiaları haksız görünüyor. Meclis tutanaklarından tüm parti gruplarının önerinin bu halinden haberdar edildikleri anlaşılıyor. Üstelik önergenin gerekçesi de son derece açık ve bu gerekçe orada bulunan herkese duyurulmuş. Yani iktidar partisi işin bu kısmında oyunu kuralına göre oynamış. Kalesinde uyuyan anamuhalefet ise kendi dikkatsizliği nedeniyle gol yemiş.
Ancak bu işte usul yönünden asıl sorun başka yerde. Devlet geleneğimizde Silahlı Kuvvetler'in, kendisini etkileyen önemli yasal değişiklikler hakkında görüşünün alınması, en azından haberdar edilmesi yerleşik bir usul. Oysa bu değişiklik öncesinde bu usule başvurulmadığı anlaşılıyor.
Hatta aldığım özel bilgiye göre, MSB adına Meclis'te bulunan ordu mensuplarının gece saat 11 dolayında Meclis'i terk etmeleri beklenmiş ve 'operasyon' onlar gittikten sonra yapılmış. Yani yapılan üslup olarak 'şık' olmamış.

Yapılan değişikliğin iki temel sonucu olacak:
İlki, askerlerin devlet yönetimi ile ilgili olabilecek her türlü suçuna artık sivil mahkemeler bakacağından, Genelkurmay Başkanı dahil her subay her an sivil bir savcının ve özel yetkili sivil ağır ceza mahkemesinin önüne çıkarılma riskiyle yaşayacak. Örneğin, fiili bir darbe ima etmese bile, 27 Nisan Muhtırası veya 28 Şubat sürecinde olduğu gibi, ordu üst yönetiminden gelen ve salt askeri işler dışında kalan devlet idaresini ilgilendiren her türlü açıklama veya 'tavır' bir Cumhuriyet savcısınca soruşturulup, sorumlular sivil mahkeme önüne çıkarılabilecek.
Mevcut durumda 'darbe' gibi devlet aleyhine işlenen suçları askeri yargı ancak üst komutanın izniyle yargılayabiliyor. Ancak bu tür bir suçu ordunun en üst kademesi işlerse askeri mahkemelerin bunu yargılaması hukuken olanaksız. İşte yeni değişiklik bu 'boşluğu' dolduruyor. En tepedeki komuta kademesinin dahi yargılanmasını mümkün kılıyor. Hem de kendi etkisi altında olamayacak sivil yargıda.
Bu açıdan bakarsak, bu değişiklik fiilen en çok Genelkurmay Başkanı'nın hukuki durumunu etkiliyor. Her an sivil savcı ve sivil mahkeme önüne çıkarılma konusunda tepesinde sallandırılan bir 'Demokles kılıcı'. Eğer bilinçli yapıldıysa, ordu üst yönetimini devamlı kontrol altında tutmak için dahiyane bir buluş!
İkinci sonuç ise, artık askeri mahkemeler sadece askerlerin rutin hatta 'ıvır-zıvır' suçlarına bakan ve (siviller için) önemsiz mahkemeler haline gelecek. Askeri yargının görev alanı bayağı kısıtlanmış oluyor. Askeri mahkemelerin görevlerini düzenleyen kanun bu konudaki diğer kanun hükümlerini saklı tuttuğundan, bu yeni hukuki durumu engelleyemez. Ancak anayasa, asker kişilerin 'askeri mahalde' işledikleri 'askeri suç' olmayan suçlarını da askeri mahkemelerin görev alanına soktuğundan, yapılan bu değişiklik anayasaya aykırı görünüyor.
Peki bu değişiklikle artık darbe yapmak imkansız mı olacak?
Hayır! Sadece artık darbe yapmadan önce hiçbir 'uyarı' yapılamayacak. Sonuçtan kesin emin olmadan bu işlere girişilemeyecek!..
Darbeleri kanun değil, kamu vicdanının reddetmesi önler.