AKÅžAM
BaÅŸlarken
Türkiye'nin inançlar ekseninde karşılaÅŸtığı baÅŸat sorunlarından biri de Alevilerin yaÅŸadıkları... GeçmiÅŸte imparatorluk yapısı içinde ideolojik bir iÅŸlev üstlenen inanç unsurunun yarattığı siyasal ve kültürel sorunlar, cumhuriyet döneminde de aşılamadı. Sünni inanışını resmi din anlayışı olarak benimseyen Osmanlı'nın, diÄŸer inançlara gösterdiÄŸi hoÅŸgörüden Alevileri yoksun bırakması hatta kıyıma uÄŸratması, mezheplerin günümüzdeki konumlanışında da belirleyici oldu. Cumhuriyet döneminde de devletin, Alevilere yönelik algısı deÄŸiÅŸmedi. Dini hizmetleri yürüten Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı'nın yapısı, son dönemdeki açılımlar bir tarafa bırakılırsa Alevileri kucaklamaktan uzak kaldı; çocuklara okullarda Sünni İslam öÄŸretildi, cemevleri tanınmadı. Türklerin İslam'a geçiÅŸte benimsediÄŸi ve Balkanlar'da yaydığı Alevililer Osmanlı'da olduÄŸu gibi, Cumhuriyet döneminde de pek çok sorunla karşılaÅŸtı. Dersim'de, KahramanmaraÅŸ'ta, Sivas'ta, Gazi Mahallesi'nde hedef tahtasına oturtulan Aleviler, 1989'daki 'Alevilik Bildirgesi' ile ilk kez 'Biz de varız' dedi. AB süreci ile Alevi talepleri devletçe çözülmese de en azından dinlenir oldu. Peki, Alevilik nedir ve Aleviler kim? Türk İslamı'nın öz motiflerinden Anadolu AleviliÄŸi nedir? Rıza Zelyut'un 'Türk AleviliÄŸi' kitabıyla ilk kez ortaya koyduÄŸu Anadolu AleviliÄŸi'nin kültürel kökenleri ve Sünni çoÄŸunluÄŸun yanında, bütün baskılara karşın varlığını sürdüren Alevilerin Hz. Ali'den bugüne inanışlarını, siyasal, sosyal ve kültürel konumlarını belirleyen süreci bu dizide okuyacaksınız.
Alevilik, Muhammed Ali'nin 'cileli' yolu
AleviliÄŸin ne olduÄŸu konusunda, farklı yaklaşımlar var; kimi AleviliÄŸin inanç yönünü, kimileri kültür ve sosyal yönünü öne çıkararak tanımlıyor. Bu karmaÅŸa nedeniyle deyim yerindeyse 'kızılca kıyamet' kopuyor. Devlet de Alevilere Sünni cephesinden yaklaşıyor ve bu yüzden mesele bir 'varlık' sorununa dönüÅŸüyor
Aleviler kendilerini nasıl ifade ediyor? Yola buradan çıkmak gerekir. Alevilerin buyruklarına, dinsel ÅŸiirlerine, menakıpnameler, vilayetnameler ve cenknameler gibi kaynaklarıyla tarihi metinlerine bakınca AleviliÄŸin, 'Muhammed Ali yolu' olarak tanımlandığı görülüyor.
Rıza Zelyut, yeni çıkan 'Türk AleviliÄŸi' isimli kitabında, bu mezhebin ilmihali niteliÄŸindeki yazılı kaynakların buyruklar olduÄŸunu; Anadolu'da ve Balkanlar'daki Aleviler arasında deÄŸiÅŸik yazmaları bulunan buyrukların, AleviliÄŸi en yalın biçimde 'Muhammed - Ali yolu' olarak tanımladığını ve bu tanımın ÅŸiire, menakıpnamelere, vilayetnamelere de bu biçimde yansıdığını anlatıyor.
Cemal Åžener ise AleviliÄŸi Türklerin İslamiyet'i Ahmet Yesevi, Hacı BektaÅŸ ve iz sürücülerinin yorumuyla, bir diÄŸer deyiÅŸle, İslamiyet'in 'Hacı BektaÅŸça', 'Pir Sultanca' konuÅŸması olarak tanımlıyor.
İnanç yönünün ötesinde zengin bir sosyal ve kültürel boyuta da sahip olan AleviliÄŸi, Alevi Vakıfları Federasyonu BaÅŸkanı DoÄŸan Bermek ise ÅŸöyle tanımladı:
'Yaratılmışı yaradandan dolayı sayan ve seven, yaradana herhangi bir aracı olmadan ulaÅŸabileceÄŸine inanan, barışa, sevgiye, hoÅŸgörüye, karşılıklı ve sürekli yardımlaÅŸmaya dayalı bir toplumsal yaÅŸamı kurmaya ve geliÅŸtirmeye gayret eden, öfke, kin, cebir ve ÅŸiddeti araç olarak kullanmayan, bireylerini sürekli olarak daha olgun daha iyi insan olmaları amacıyla eÄŸiten, tasavvufi bir inanç sistemidir. 'Alevi İslam' dediÄŸimiz bu inanç sistemi Kuran'ın, Hz. Muhammed, Hz. Ali ve 12 imamlar tarafından yapılan ve sürdürülen yorumlarını benimser.'
Günümüzde bunların dışında tanımları dile getirenler de bulunuyor. Tarihte 'Alevi' sözcüÄŸü daha çok, 'Ali evladından olanları' yani 'Seyyidleri' anlatmak için sıklıkla kullanılmıştır. Bu kullanıma 8'inci yüzyıldaki kaynaklarda rastlanıyor. Rıza Zelyut'un 'Türk AleviliÄŸi' adlı kitabında İbn Kesir'den yaptığı aktarmada, 833'te ölen, Halife Memun'un vasiyetinde kardeÅŸi Mutasım'a 'Alevilere iyi davran. İyilik yapanların iyiliÄŸini kabul et, kötülük yapanları bağışla ve onlara maaÅŸ ver' dediÄŸi belirtiliyor.
PİR SULTAN'IN İSYANI
Osmanlı ise Alevilere 'KızılbaÅŸ' diyordu. Åžah İsmail'in askerlerinin taktığı 12 dilimli kızıl külahtan gelen bu terimi Osmanlı, Alevilere karşı hakaret olarak kullanıyordu. Bunun nedeni de Alevilerin Åžah İsmail'e duydukları saygı ve sevgiydi. Ayrıca 'Ali'ye baÄŸlı, onun yolundan giden' anlamındaki Alevi kelimesini kullanmak, Alevilere dinsel bir saygıyı zorunlu kılıyordu, Osmanlı bundan da kaçınıyordu. Sivas'ta 1550'lerde asılan Pir Sultan Abdal, Osmanlı'nın bu tavrına ÅŸu dizeleriyle meydan okuyordu: 'Gidi Yezid bize KızılbaÅŸ demiÅŸ/ Hüseyniyem Aleviyem ne dersin'
'Yedi Ulular' denilen Alevi ozanlarından Kul Himmet de 'Cümle bir mürÅŸide demiÅŸler beli (evet)/ Tesbihleri (duaları) Allah-Muhammed-Ali/ MeÅŸrebi Hüseyni ismi Alevi/ Muhammed Ali'ye çıkar yolları' diyordu.
Tarihten günümüze gelecek olursak Alevilerin kimlik sorunu, Sünnilerin onları tanımlama çabaları karşısında ortaya çıkıyor. Türkiye'deki pek çok baÅŸka sorunlu alanda olduÄŸu gibi Alevilik konusunda da egemen anlayışın, bir baÅŸka grubu tanımlama giriÅŸimi, haklı olarak 'Ne haddine!' tepkisiyle karşılaşıyor. Aslında Alevilerin diÄŸer problemlerini de bu SünnileÅŸtirme çabası ÅŸekillendiriyor.
AB ZORUYLA İLGİ
AB süreciyle birlikte Aleviler, Türkiye'de hükümetin ilgisine mazhar oldu. Alevi kesimin 'AleviliÄŸin ne olduÄŸu' konusundaki anlaÅŸmazlıklarını fırsat olarak deÄŸerlendirmekle suçlanan AKP, 2002 seçiminin hemen sonrasında Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı (DİB) 'AleviliÄŸi yeniden yorumlama', 'AleviliÄŸin tarihsel dayanaklarını ortaya çıkarma' çalışmaları baÅŸlattı. Ama bu AKP'ye güvenmeyen Alevi kesimde pek itibar görmedi. Alevi kesimden yazar Reha Çamur-oÄŸlu'nun AKP'den milletve-kili olmasının ardından da Alevi ileri gelenlerine Diyanet'te kadro, dedelere maaÅŸ gibi önerilerle 'Alevi açılımı' gündeme geldi. Alevi kesim, devletin denetimi
altında SünnileÅŸileceÄŸi tepkisiyle buna karşı çıktı. AKP'nin Alevileri yanına çekme çabasında ÇamuroÄŸlu'nun davetiyle BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan'ın da katıldığı Muharrem Ayı orucu iftarları da düzenlendi. Bu iftar yemekleri de Alevi kesimden pek çok protestolara uÄŸradı, bazı dernekler de iftara katılmadı. Alevi Vakıfları Federasyonu BaÅŸkanı DoÄŸan Bermek, ortada açılım diye bir ÅŸey olmadığını sadece niyet beyanları bulunduÄŸunu belirterek, 'İftar yemekleri ile 600 yılın sorunları aşılamaz. Çok daha kökten sorgulamalar yapmak gerekir' dedi.
'Alevi sorunları' deyince karşımıza devlet çıkıyor. Özellikle Alevilere yönelik yaklaşım dikkate alındığında 'Devlet eliyle din yaratılmak istendiÄŸi' eleÅŸtirilerinin pek de haksız olmadığı görülüyor. Çünkü laik Türkiye'de, DİB adeta Rıza Zelyut'un tabiriyle Osmanlı'daki Åžeyhülislamlık kurumunun devamı gibi hareket ediyor ve Alevilik inancını ondan bağımsız olarak tanımlıyor. Bermek de DİB'yi 'Arap İslam misyoner kuruluÅŸu' olarak tanımlıyor. Devletin bu müdahalesi de Aleviler için bir varlık sorunu yaratıyor. Bütün bunlardan hareketle Alevi sorunları deyince en baÅŸta AleviliÄŸin statüsü ve inançların pratik hayatta özgürce ifadesi meselesi karşımıza çıkıyor.
ALEVİLERİN TEPKİSİ
Okullardaki zorunlu din dersinde Sünni inanışın anlatılması, Alevi köylerine cami yapılıp, imam atanması da dahil. Devlet, 'Önce seni bir SünnileÅŸtireyim, sonra kabul edeyim' tavrı gösteriyor. Burada Aleviler'den haklı bir tepki daha yükseliyor. Aleviler'den kesilen verginin Alevilere hizmet olarak dönmesi gerektiÄŸini söyleyen Cemal Åžener, 'Bunun ÅŸekli tartışılıp bulunabilir. AB'de Diyanet gibi bir kurum yoktur; AB müktesebatı gereÄŸi ilerde kaldırılmalıdır. GeçiÅŸ sürecinde Aleviler'den kesilen vergiler Alevilere hizmete dönüÅŸmelidir' diye konuÅŸuyor. Dedelerin eÄŸitimi konusunda ise DoÄŸan Bermek'in ilginç bir önerisi var: Sünni inanç görevlilerinin yetiÅŸtirildiÄŸi imam-hatip liseleri benzeri Dede-Zakir liseleri kurulması ve ilahiyat fakültelerinde tasavvuf kürsüleri açılması.
Kim nasıl tanımlıyor?
AleviliÄŸin dini mi, yoksa sosyal ve politik bir kavram mı olduÄŸu konusunda da çeÅŸitli tanımlar bulunuyor. Günümüzde Aleviler kendilerini ÅŸu ÅŸekilde tanımlayıp, tasnif ediyor:
1- İdeolojik anlayış AleviliÄŸi, 'Din dışıdır, İslam dışıdır, ayrı bir dindir, kültürdür, yaÅŸam biçimidir' ÅŸeklinde tanımlıyor.
2- Kimi AleviliÄŸi sadece bir İslam mezhebi olarak görüp onun sosyo - ekonomik yönünü ve muhalif geçmiÅŸini dikkate almıyor.
3- AleviliÄŸi İslam içi bir mezhep olarak görmekle birlikte onun tarihini, geçmiÅŸteki konumunu, siyasal-sosyal boyutunu da dikkate alan yaklaşımsa Alevi aydınlar arasında giderek daha fazla taraftar buluyor.
4- Bazı çevreler Alevilik ile İran ÅžiiliÄŸini aynı sayıyor.
5- AleviliÄŸi Kürt uygarlığının ürünü olarak gören anlayış da bulunuyor.
Aleviler arasında bu kadar deÄŸiÅŸik tanımın yapılıyor olmasını DoÄŸan Bermek, 'Alevilik üzerindeki farklı görünen tanımların çoÄŸu, AleviliÄŸin uzun tarihi içinde geliÅŸtirdiÄŸi ahlak ve sosyal yardım anlayışını bir ideolojiye oturtma gayretlerinden kaynaklanıyor' diyor.
EN SON BELGELER BU KİTAPTA
35 yıldır araÅŸtırdığı Alevilik konusu en son belgelerle yeniden deÄŸerlendiren ve bugün Türkiye'de yaÅŸanan AleviliÄŸin Türk kimlikli bir Alevilik olduÄŸunu söyleyen gazeteci-yazar Rıza Zelyut, bilgi ve belgelerini 'Türk AleviliÄŸi - Anadolu AleviliÄŸinin Kültürel Kökeni' adlı kitabıyla bilim dünyasına sundu. Zelyut, kitabında AleviliÄŸin sırrını, etnik yapısını, Alevi cemindeki dolunun kökenini, ÅŸamandan dedeliÄŸe uzanan yolu, Türklerin 'Kün-Ay'ının Muhammet-Ali'ye dönüÅŸmesini anlatıyor. Anadolu AleviliÄŸini ya da Türk AleviliÄŸini tanımak ve anlamak için Zelyut'un kitabı eÅŸsiz bir kaynak niteliÄŸinde.
Alevilerin talepleri ne?
1989'da aydınların, sanatçıların, bilim adamlarının imzaladığı 'Alevilik Bildirgesi' ile dile getirilen talepler ÅŸunlar:
- Alevilik bir inanç kurumu olarak kabul edilmeli ve ayırımcılığa karşı her alanda yasalarca güvence altına alınmalıdır.
- Genel bütçeden veya uygun baÅŸka bir kaynaktan Alevilerin inançlarını yaÅŸatabilmeleri için gerekli kaynak saÄŸlanmalı.
- Zorunlu din dersine son verilmeli.
- Resmi olarak cemevleri ibadet yeri olarak kabul edilmelidir.
- Nüfus cüzdanlarında din hanesi olmamalı.
- Yasalar ve uygulamasında fiili eşitlik yaratılmalıdır.
- Din dersleri zorunluluktan çıkarılarak, seçmeli ders haline getirilmelidir.
- Alevi yerleÅŸim bölgelerine cami yapılmasına son verilmelidir.
- Hacı BektaÅŸ Dergahı ve diÄŸer Alevi büyüklerine ait dergahlar, Kültür
Bakanlığı'ndan alınarak Alevi kuruluşlarının idaresine verilmelidir.
- Devlet bünyesindeki Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı laÄŸvedilmelidir
- Madımak Oteli müzeye dönüÅŸtürülmeli.
- Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı bütçesi ve kadrosu bakımından da Alevi yurttaÅŸlara hizmet götürülmeli.
- Cem ve kültür merkezleri inanç mekanları olarak tanınmalı ve yasal bir çerçeveye oturtulmalı.
- Ders kitapları Alevi inancına doÄŸru yer vermeli, ders öÄŸretmenleri de Alevilik ile ilgili doÄŸru bilgilerle donatılmalı.
Yarın:
- Hz. Muhammed'in vasiyeti neydi ve nasıl çiÄŸnendi?
- Hakem ve Kerbela olayları.
- Osmanlı'nın Alevileri alçaltıcı iftiraları neydi?
- Hangi ünlülerin ataları Alevi oldukları için Osmanlı'da kırıma uÄŸradı?
Rıza Zelyut'un bulguları Süleyman ArıoÄŸlu'nun kaleminden