İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Darbeler artık tarihe karıştı mı?

Meğer, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili ilk ihbar mektubu, hükümetin etkili isimlerinden Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı'ya gönderilmiş. Yazıcı'ya, AKP Genel Başkan Yardımcısı iken ulaşan imzasız mektupta, Ayışığı ve Sarıkız darbe girişimleri anlatılıyormuş. Hem de 2003 sonu veya 2004 yılı başında. Yani çok kritik bir zamanlamayla... Neredeyse, iddia konusu darbe girişimlerin takvimiyle birebir örtüşen tarihlerde...
Mektubu yazan kişi, 'ben de içlerinden biriyim ama vicdan azabı çektiğim için bunu size iletiyorum' demiş.
Anlaşılan mektubu postaya veren kişi de 'hayli bilinçli' biriymiş. Hayati Yazıcı az konuşan ama çok etkili bir isimdir. Hukukçu kimliği ile ön plana çıkar, spekülasyondan uzak durur. AKP teşkilatlarında ve parti politikalarında güçlüdür. O dönem partinin iki numaralı ismiydi. Yazıcı, mektubu çekmecesine koymuş, Nokta Dergisi'nde 'Özden Örnek Günlükleri' yayınlanınca mektubu hatırlayıp tekrar okumuş. Anlattığına göre aldığı mektupta darbe girişimleri bütün detaylarıyla ifade ediliyormuş.
Peki, Türkiye'nin gündemini iki yıldır meşgul eden, kimilerine göre 'asrın davası, temizlik ve demokratikleşmede dönüm noktası', kimilerine göre ise 'kurunun yanında yaşın da yandığı ve muhalefeti susturma operasyonuna dönen' soruşturma ne işe yaradı?
Yani 'günün sonunda' Ergenekon davasının Türkiye'de oluşturduğu siyasal, hukuksal ve psikolojik iklim nasıl bir fayda sağladı?
Ödenen bedel Türkiye'nin gerginleşmesi, kutuplaşması olarak karşımızda... Şahsen, toplumun tüm katmanlarına yayılan o duygunun, ülkemize zarar verdiği düşüncesindeyim. Öbür taraftan da, bu tarihi davanın hukuken tamamlanması ve gerçeklerin ortaya çıkması lazım. İddialar vahim, bunların aydınlatılması gerekiyor. Her ne olursa olsun çok keskin bir toplumsal ayrışma yaşadığımız kesin. Bu fatura göze alındığına göre, umulan bir fayda olmalı. Ben, kazanç hanesine yazılmak istenen o artı için AKP yönetiminin, 'bir daha darbe olmasın, zihinlerden ve toplum hafızasından silinsin' düşüncesinde olduğu inancındayım. Ergenekon'a bakış açılarını bu perspektif şekillendiriyor. Bakana da bu görüşümü aktardım. Hak verdi.
İşte Yazıcı'nın yorumu: 
'Darbe Türkiye'nin gündeminden çıkmıştır. Bence de en önemli sonuç sizin söylediğinizdir. Kimse bundan sonra böyle bir girişime kolay kolay cesaret edemez. İkincisi de, oluşumların başındaki kişi eskiden rütbeli biriyse, emekli bile olsa, ona ilgi duyan vatandaş rütbeliye bakarak kendisine bir şey olmayacağını düşünürdü. Şimdi böyle olmadığı anlaşıldı. En güçlü hukuktur. Hukuktan güçlü kimse yoktur. Kim hukuku ihlal ettiyse emekli de olsa rütbeli de olsa hesap verecektir. Bu algının değişmesi Türkiye adına çok önemli oldu.'

SAVCILAR CESURCA GİDİYORLAR
Bakan Yazıcı, son operasyon dalgası dahil olmak üzere Ergenekon savcılarının hata yaptığını düşünmüyor. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yetkililerini de kapsayan 12'nci dalga operasyonunda 'usul hatası yapıldığı' iddialarını reddediyor. Vakit Gazetesi'nin, Türkan Saylan başta olmak üzere insanları hedef tahtasına oturtan çizgisini hatalı ve sakıncalı buluyor. Orada hukuki işlemlerle, basında yayımlananlar arasında ayrıma gidiyor.
Bakan Yazıcı, 'hakimlik ve savcılık zor iştir. Onlar sadece hukuka odaklanırlar' diyerek şu değerlendirmede bulunuyor:
'Hukuken bir yanlışlık varsa, illegalite varsa onu bulmak isterler, savcıların keyfi buradadır. Onun dışında keyfi bir adım atmazlar. Savcılar da (Ergenekon) bu işe odaklandılar ve cesurca gidiyorlar.'
Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Ergenekon soruşturmasının mutlaka sonuçlandırılması gerektiğini, Türkiye'nin geleceği için bunun hayati önem taşıdığını belirtirken, 'bu süreçte soruşturmayla, operasyonlarla ilgili bir yanlış olursa biz karşı çıkarız. Hepimiz karşı çıkarız' diyor.
Yazıcı, 'telefon dinlemeleri' konusunda toplumda yaygın bir kanaat ve kaygı olduğunu da kabul ediyor. Dinlemelerin hakim kararıyla yapıldığını vurgulayan Yazıcı'nın görüşü şöyle:
'Bundan herkes rahatsız oluyor doğru. Ama bunlar keyfi dinlemeler değil. Buna takılanlar oluyor. Belli ki bunları ayıklayamıyorlar. Yoğun, torbalarca dolu metni ayıklayamadıkları için olduğu gibi gönderiyorlar.'

 CUMHURBAŞKANI'NIN GÖREV SÜRESİ NE ZAMAN DOLACAK?
Yazıcı ile görüştüğümüz saatlerde Başkent gündeminde 'kabinede revizyon' ve 'Anayasa değişikliği' tartışmaları doruk noktasındaydı. Bürokrasi koridorlarında, kokteyllerde, her köşede bu iki konuda spekülasyonlar yapılıyordu. Meclis'in 23 Nisan Resepsiyonu'nda ve Anayasa Mahkemesi törenlerinde yine öncelikli iki gündem maddesi bunlardı.
Yazıcı, kabinede en rahat isimlerden birisi, 'sakin biçimde revizyonu bekliyor' diyebilirim. Şu andaki görevine atandığında da ilk başlarda biraz yadırgamıştı, sonradan sosyal yardımlar ve gümrük konularını çok sevdi, iyi bir performans gösterdi. Olası bir değişiklikte kabinede kalmasına kesin gözüyle bakılıyor. Anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanı'nın görev süresi konusunda bize ilginç ve önemli değerlendirmelerde bulundu.
Onları da yarın okuyabilirsiniz.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3