Elif Aktuğ elif.aktug@aksam.com.tr

kategori2

Gerçekten eş mi arıyoruz?

Kime baksan 'evlenilecek adam veya kadın' aramakta, ne oldu da bu arayıştakiler birbirlerini bulamaz oldular; yoksa hepimiz eşcinsel mi olduk? Nedir bu eş takıntısı...
Şunu anladım geçen gün; hayatının aşkını arayıp da bulamayanlar acaba aslında gerçekten ne aradıklarının farkındalar mı? Yalnız yaşamaktan, düşünmekten ve düşünüp de kurmaktan, birer eşcinsele mi dönüşmekteyiz? Dönüştüğümüzün farkında olmadığımız için yine mutlu olma şansımız yok; her şey aslında 'ruh ve beden'den oluştuğumuz için mi? Belki de aramamız gereken, asıl seveceğimiz kendi cinsimizden biridir. Kadınların hayatına erkek sokamama-sevememe nedeni, aslında kendisi için erkek aramanın yanlış olduğunu henüz keşfetmemesinden olabilir mi? Belki de aramamak, çözümün ta kendisidir. Belki bir şekilde ruhumuz yalnızlıktan hoşlanmakta, tek başınalığı istemekte ve bedene karşı durmaktadır. Olamaz mı yani?
Aradığını bulamamak ne kötüdür. Karnın açtır farz-ı muhal, canın 'yoğurtlu et' (Girit yemeğidir, kuzu eti ve mandıra yoğurdu ile yapılır) istemektedir ama önüne gelenle idare etmek zorunda kalırsın. Kim yapacak şimdi yoğurtlu eti, sen zaten beceremezsin, lokantalarda satılmaz; illa et istiyorsan herhangi bir ızgara ile karnın doyar ama ruhun hala açtır. Aradığını bulamamışsındır neticede. Beden ve ruh başka şeyler arar, başka şeylere ihtiyaç duyar, aynı anda ikisini memnun etmek pek zordur...
Ruhunun varlığının farkında olanlar için çekilmez bir andır, sadece bedenle idare edip, bedeni el üstünde tutmaya çalışmak. Bakarsın bir ara; ruhun bir kenara büzülmüş, iyiden iyice zayıflamış, çelimsiz ve çaresiz sızlanmakta. 'Ey ruh' dersin, 'eğer geldiysen ve mutsuzsan başının çaresine bak, benden sana faide yok'...

NEREYE KADAR?
Bedeni mutlu etmek nereye kadar peki? Beden doyumsuz, beden bencil, beden kaprisli ve huysuz. Verdikçe daha çok istiyor ama ruh öyle mi ya? Ruh naiftir, sadedir, kırılgandır.
Beden varlıklı olur, ruh var olur; beden sığdır ruh derin...
Bedeni ve ruhu aynı anda mutlu-huzurlu-sağlıklı olan insan yürür gider zaten, geride kalanlar arar durur, çoğu kez de ne aradığını bilmeden arar durur, bu durum da bana çok acıklı gelir...
Ruh eşini beden arar ve bulduğunu da 'o' zanneder. Saçmalık buradan başlar işte, beden kendi değer yargılarına göre birini seçer ama ruhuna hitap etmezse bulunan şahıs, o zaman geriye sayım hızlanır da hızlanır. Kötü başlarsa kötü biter, bu kadar basit.
Buraya kadar yazdıklarımdan, konuyu 'yalnız yaşayan insanların bir nevi eşcinselleşme sürecine girdikleri'ne nasıl getireceğime dair şüpheler içindeyim.
O halde 'ey ruh' demekten başka çarem kalmadı, 'Ey ruh, eğer geldiysen ve gizli eşcinselsen bir an önce haber ver de başımın çaresine bakayım'...

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3