Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Ve Hasan Cemal olay yerinden bildirmiyor

Türkiye'nin anal retentif gazetesi Milliyet'in iki numaralı şeyhülmuharririni Hasan Cemal, neredeyse fantastik boyutlar içeren bir zamanlama hatası yaptı ve Mardin'de 44 kişinin katledildiği bir günde, dün itibarıyla Mardin ile karşılaştırıldığında bir Ege sahil kasabası kadar sessiz ve sakin durumda olan Kandil Dağı'na kalkıp gitti.
Evet bu oldu ve dün ikinci şeyhülmuharririn Hasan Cemal hayatında ilk kez olay yerinden bildirmedi.
Oysa biz onu hep olayların en sıcak olduğu bölgelerde görmeye alışıktık. Hatta bir defasında siyasi krizin yaşandığı bir Avrupa ülkesine gidip halkla mülakat bile yapmıştı. Söz konusu olan halk, bir kafede oturmakta olan güzel kadınlardan ibaretti ama olsun kendimizi biraz zorlayarak güzel kadınları da sıradan vatandaş sayabiliriz.
Hasan Cemal iki numaralı şeyhülmuharririndir. Çünkü anal retentif gazetesinin bir numaralı şeyhülmuharririni Hasan Pulur bu yazının yazıldığı saate kadar yaklaşık 20 yıldır beklenilen şeyi yapmamış ve kendisini emekli etmemiştir.
O gazetede öyle çok şeyhülmuharririn var ki benim korkum özellikle yaşlıları etkileyen bir grip salgını Türkiye'ye geldiği zaman Milliyet'te aniden hiçbir köşe yazarının hayatta kalmayacağıdır.

KATLİAM ŞAŞIRTICI DEĞİL
Hasan Cemal fantastik bir zamanlama hatası yapmayıp Kandil Dağı yerine Mardin'e gitseydi mutlaka töre cinayetlerinin sosyolojisi üzerine epik yazılar yazardı.
Açıkçası, ben Mardin'de olanları duyduğumda hiç  şaşırmadım. Çünkü mazlumun iktidarından sadece faşizmin çıkabileceğini nasıl biliyorsam ayrıca mazlumların birbirlerine karşı daima pek de vahşi, barbar olabildiğini de biliyorum.
Bütün bunların üstüne üstlük  devlet de her çeşit mazlumun bol miktarda bulunduğu bölgede öyle hatalı bir politika dizisi tutturmuş ki; inanılacak gibi değil. Terörle mücadeleyi mafyaya ihale etmişler bir ara, sonra da mazlumlardan bir bölümünün eline silah verip korucu demişler bunlara.
Zaten yörede berbat bir töre de var. Uğruna cinayetler işleniyor, insanlar boğazlanıyor. Töre denilince insanlar canavarlaşabiliyor. Normalde insan olanlar  töreyi hatırlayınca hırtlaşıyor. Tabii Hasan'ın çıkmış olduğu dağdan inip can yakan hırtlar da var işin içinde.
Zaten bütün bunlar varken bir de üstüne üstlük memleketin televizyon kanallarında silah kullanan adamlar kahraman olarak fetişleştiriliyor, öldürmek kutsanıyorsa şimdi sen gel de bu karışımdan hayırlı bir sonuç çıkmasını bekle bakalım. Veya gel de şaşır 15 dakikada 44 insanın katledilebilmesine...
Nitekim o berbat karışımdan hayırlı bir sonuç da çıkmadı. Buna şaşırmadım da ben sadece ölü sayısının 44'te kalmasına şaşırdım o kadar. O ortamda bu koşullarla basit bir münakaşada bile en az 100 kişinin ölmesi normal görülmelidir.
Bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum. İki numaralı şeyhülmuharririn (ben neredeyse yazıyı bitiriyorum merakla beklenilen haber hala gelmedi. Bir numaralı şeyhülmuharririnden emekliliğe ayrıldığı hakkında haber maalesef daha yok) periyodik, düzenli olarak terör örgütü liderleriyle görüşüp onlardan barış sözleri getirmeyi adet haline getirmiş durumda.
O onlarla her görüştükten ve barış konuşmaları yaptıktan sonra terör biraz daha tırmanıyor.
İlliyet bağı nedir, bunu da pek bilemiyorum ama mutlaka bir bağ olmalı diye düşünüyorum..
İki numara, eskiden Bekaa Vadisi'nde Abdullah Öcalan ile görüşmüştü. Sonra olanları hepimiz biliyoruz.
Şimdi de yazdığına göre Murat Karayılan 'Artık kan dökülsün istemiyoruz' demiş. Mülakatı ben yapıyor olsaydım 'Eee, istemiyorsanız o zaman kan dökmeyin' der ve dağdan iniverirdim.
Ateşkes ilan etmiş PKK'nın fiilen lideri olan kişi son olarak 10 askerimizin şehit olduğu olayla da ilgili olarak 'Merkezi planlanan bir şey değil bu. Yerel düzeyde alınmış bir karar bu. Biz de üzgünüz' demiş.
Böylece dünyanın bu bölgesinde hiçbir olumlu konuda ademi-merkezileşme sağlanamasa da sadece terörün adem-i merkezileştiğini de anlamış olduk.
İki numaranın absürd mülakatı başka hiçbir işe yaramasa da sadece bu müjdeli haberi bize vermiş olduğundan dolayı Hasan'a hepimiz müteşekkir olmalıyız bence...

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3