Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım bugünkü seçimde bizce her şeye rağmen gene kazanacaktır. Aziz Yıldırım Bey'in geçmişte çok büyük artıları vardır, büyük bir tesis, altyapı ve amatör branş atılımı yapılmış, finansal sorunların aşılması da sağlamıştı. Öyle ki Saracoğlu, Digitürk kablolarının henüz kesilmediği günlerde, büyük bir çağdaş keyif merkezi haline gelmişti. 2008 raporunda söylendiği gibi bugün 18 stat dışı ve 160 stat içi kamerası bulunan güvenlik sistemi, Fenerbahçe-Denizli bu kablo kesme işinin nasıl ve kimler tarafından yapıldığını tespit edememiştir. Hukukçu Yönetim Kurulu Üyesi Ş. Mosturoğlu'na göre de, kameralar çalışmamıştır, kayıt yoktur. Halbuki kendisi olay anında faillerin stat kamerasından kayıtların ertesi gün tespit edilmiş olacağını medyaya açıklamıştı. Aziz Bey de, sağ olsun, farklı bir yaklaşım icat etti, 'Digitürk kendi kesmiştir!' dedi, kurtuldu .
Ancak kulübün 'mali çapı' büyürken ve 'vizyonu' büyük oranda gelişirken, son dönemde büyük sorunlar doğdu. Bir sosyal dernek olan Fenerbahçe'nin yönetimi tek bir kişiye bırakıldı, antrenör, oyuncu, futbol takımının oynayacağı teknik yaklaşıma, hatta masör seçimine kadar her şey, Aziz Yıldırım tarafından belirlendi ve en küçük eleştiri yapan kulüp üyeleri ve medya mensupları dışlandı. Tek elden ve 'sadece ben bilirim' yaklaşımı ile yürütülemeyeceği için de kulüp mali anlamda çöktü. Aziz Bey sonunda 'Ben hem betondan anlarım hem de futbol yorumcularından bile daha iyi futboldan anlarım!' tezini bile ortaya attı. Sonuç bugün ortada! Kaldı ki, Aziz Bey'in yönetimin başında kalması gerek ki, kulübün büyük mali çöküşünü tersine çevrilebilsin! 2008 yılı faaliyet raporunun bütününü isteyenle tartışırız. Ama aşağıda sadece birkaç noktaya, büyük kaleme değinerek, hem bilançonun hem de gelir gider tablosunun düzenlenmesinin ciddi uluslararası muhasebe kural yanlışları içerdiğini göstereceğiz. Detaya girecek yer olsa daha pek çok, hata kusur ve yanlış da var.
Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bilançosunda aktif toplamı 291 milyon, pasif kaynaklar toplamı yani borçlar 328 milyon TL ve pasifte eksi 37 öz varlığı düşersen, toplam pasif 291 milyon TL olarak dengeleniyor.
2008 faaliyet raporunda 18'inci sayfada kulübün tapulu, irtifak tapulu ve tahsisli taşınmazlar listesi var, arasında Saracoğlu Stadı civarındaki 9 bin 800 metrekare arsalar mevcut. Stat yok. Çünkü stat Fenerbahçe tarafından yapılmış da olsa, devlete, GSGM'ye ait. Sadece üst kullanım hakkı Fenerbahçe'nin. Oraya stat değeri değil kullanım hakkının değerinin yazılması gerek. Ancak 31.12.2008 bilançosunda aktifler arasında Saracoğlu Stadı, duran varlıklar altında binalar kaleminde 79 milyon değer ile yazılı. Bilanço pasif tarafının incelenmesi sonucu eksi 37 milyon TL özvarlık sonucu veriyor. Yani stat varlık yazılsa da zaten Fenerbahçe'nin özvarlığı erimiş durumda. Birçok 'kabul edilemez oranda yaratıcı' muhasebe uygulaması düzeltilince de, gerçekte kabaca 67 milyon TL kadar olduğunu düşündüğümüz eksi özvarlık ile FB bilançosu borç nedeniyle batık bir dernek tablosu sergiliyor. Bu arada belirtelim, geçmiş yıllardan bu yana devredilen kümüle zarar 2008 faaliyet raporunda 61.7 milyon TL düzeyine çıkmıştır. Yani öz kaynağı eriten ziyanlardır. Eksi öz kaynak rakamını küçültmek aşkına, sahip olunmayan gayrimenkulleri var sayıp, var olan gayrimenkullere de toplam yüzde 20 değer artışı yazılması ise gayrimenkul fiyatlarının yüzde 30-40 civarında değer kaybı olan bir ortamda, nasıl kabul edilebilir? Borçlarda ise kime, vadesi ne, faizi ne, yok ve yazılmamış. Berbat mali yönetim ve aşırı harcama sonucu, 1997 yılında FB borçları 3.6 milyon dolarken, bugün 216 milyon dolara yükselmiştir. Bu söylediklerimizi, dernek yöneticileri, iç denetçi ve bağımsız denetçiler, genel kurulda açıklığa kavuşturmak zorundalar. Bilançonun daha birçok kabul edilemez yanı var da, biz sadece bir örnek verdik.
2008 gelir gider tablosu da 'heyecan verici muhasebe uygulamaları' içeriyor (bozulma 2007 yılında başlıyor). 2008 yılında Fenerbahçe'nin komisyon, kur ziyanı, grup şirketlerinden fon kullanımı gideri ve faiz gideri 58.7 milyon TL değerine çıkmış. Yani Fenerbahçe toplam gelirlerinin yüzde 23 kadarını borçlanmadan doğan maliyete harcamıştır. Bu miktar VIP, kombine, kart geliri ve naklen yayın gelirlerinin nerede ise tümü kadar finansman maliyeti demek.
Fenerbahçe'nin halka açtığı FB Sportif AŞ ile mali ilişkileri de ilginçtir. Bilindiği gibi Fenerbahçe'nin gelirleri Sportif AŞ'ye aktarılmaktadır. Burada gelirlerin hem spor kulübünde hem de Sportif AŞ'de gelir gösterildiği görülüyor. Sonra da Fenerbahçe kendi aktardığı gelirler üzerinden aldığı temettüyü tekrar gelir göstermesi ile kısmi çifte kayıt sonucu durum bir nebze düzeltilmektedir. Sportif AŞ 2004 yılında % 15 halka açılırken 30 milyon dolar kaynak elde edilmişti. Bugün Fenerbahçe (gene faaliyet raporuna göre) 5.9 milyon TL temettü dağıtacak. 2004 yılından bu yana dış ortaklara kümülatif 29.9 milyon TL temettü verilmiştir. Fenerbahçe Sportif AŞ'nin temettü giderleri ile FB Spor Kulübü'nün kur farkı, komisyon ve faiz giderleri birleştirildiğinde, toplam 64.6 milyon TL veya kabaca 42 milyon dolar tutmaktadır ki, bu da ancak denize düşen yılana sarılır türü finansmandır, sürdürülemez bir dinamiktir. Kaldı ki bilançosunda eksi 37 özvarlık sorunu olan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün gelir-gider tablosu da hiç düzeltilmese de 10.1 milyon TL ziyan göstermektedir. Bilançosunda dev eksi özvarlık ve gelir gider tablosunda da, tüm yaratıcılıklara rağmen ziyan olan bir kuruma, mali anlamda batık denmez de, ne denir? Sonuç: Fenerbahçe,Galatasaray ve Beşiktaş gibi kulüplerin hepsinin mali durumu üç aşağı beş yukarı batıklık sergilemektedir.