İsmail Küçükkaya ismail.kucukkaya@aksam.com.tr

kategori2

Mehmet Emin Bey'in sözleri...

Çukurova Grubu iştiraki Genel Enerji'nin Kuzey Irak'tan Türkiye'ye ve dünya piyasalarına petrol ihracına başlama töreni, beklenenin çok ötesinde ilgi çekti. Bir Türk şirketinin, uğruna savaşlar çıkan ve dünya devlerinin yarıştığı petrol gibi stratejik sektörde, ciddi bir aktör haline gelmesi ister istemez büyük yankı yarattı. Olayın ekonomik, stratejik, siyasal sonuçları üzerine iç ve dış basında çeşitli yazılar yazıldı, analizler yapıldı. Gezinin ardından, uzun zaman sonra ilk kez, grubumuzun patronu Mehmet Emin Karamehmet'in bazı açıklamaları da gazetelerde yer aldı.
Ben size şimdi bir gazeteci gözüyle Erbil'de düzenlenen yemeği, orada Mehmet Emin Karamehmet'in sohbetini ve bunun Türkiye'ye yansımasını aktarmak istiyorum.
Orada yaşananların, perde arkası gelişmelerin ciddi bir anlamı olduğunu düşünüyorum.
Erbil seyahatine, iki ayrı özel uçakla kalabalık bir gazeteci topluluğu ile gidildi. Aralarında üst düzey yöneticilerin ve tanınmış isimlerin de olduğu gazeteciler geniş bir yelpazede gezide yer aldılar, bu tarihi olayı yerinde izleme imkanı buldular.
En çok merak edilen konulardan birisiydi, Doğan Grubu'ndan üç gazeteci davetliydi. Milliyet'ten Serpil Yılmaz (ki kendisi Kuzey Irak dosyasına en hakim isimlerdendir) Vatan'dan Ercan İnan (ekonomi kulislerinde çok başarılı bir gazetecidir) ve Radikal'den Cengiz Çandar... (dış politika konusunda en yetkin isimlerden birisidir). Bence iyi seçim yapılmış. Çandar katılacaktı, son anda özel mazereti nedeniyle geziye gelemedi. Buna rağmen o engin perspektifiyle petrol ihracı haberini müthiş yorumlayan bir yazı kaleme aldı.

SOHBETTİ, RÖPORTAJ DEĞİL
Birinci günün akşamındaki yarı-resmi yemekte uzun bir masa etrafında toplanmıştık. Mehmet Emin Bey'in tam karşısına Serpil ve Ercan oturmuştu. Çukurova yöneticileri, Genel Enerji'nin diğer ortakları masaya dağıldılar ve böylece mümkün olduğunca çok sayıda davetliyle sohbet ettiler.
Saatler ilerleyince Mehmet Emin Bey'le Serpil ve Ercan'ın sohbetlerinin koyulaştığı görüldü. Ben de daha sonra merak edip, masanın o bölümüne yaklaştım. Samimi bir havada konuşuyorlardı ama bütün gazetecilerin zaman zaman yaptığı gibi konuşma esnasında değil, boşluklarda not alıyorlardı. Muhtemelen haber kaynağını tedirgin etmeme anlayışıyla...
Böyle ortamlarda haber kaynakları, söylediklerinin not alındığını görünce, konuşmaktan vazgeçebilir. Bunu önlemek de gazetecilerin taktiğidir. Mehmet Emin Bey gibi medyaya hiç konuşmayan bir isim olunca arkadaşlarımın bu tedirginliğini anlıyorum.
Sonra fotoğraf çekmek istediler, Mehmet Emin Bey kabul etmedi, hatta bir ara ben onlara yardımcı olayım dedim, Serpil'in elinden makineyi aldım ama olmadı. Bence bu durum bile o sohbetin bir röportaj havasında olmadığını gösterir. Arkadaşlar gerçek bir gazeteci refleksi gösterdiler, onlara diyecek bir şey yok. Öte yandan durum da anlaşılsın istiyorum. Çünkü bu neviden sözler tarihe kalıyor ve günün birinde hiç tahmin etmediğiniz şekilde karşınıza çıkabiliyor.
Yemek dağılınca Serpil ve Ercan da çok şaşırmış ve sevinçlilerdi. Gazeteci coşkusu yaşıyorlardı. En son ne zaman Mehmet Emin Bey'in böyle konuştuğunu tartıştılar. 'Yedi yıl önceydi' diye görüş birliğine vardılar. Ben de kuşkuyla 'Bence Mehmet Emin Bey bunları size yazılmak üzere söylememiş olabilir' dedim ama o saatten sonra bunun bir anlamı yoktu. Bunu da sadece gazeteciler anlayabilir.

'TEHDİT ETTİLER' KONUSU
O sözler Milliyet, Vatan ve Habertürk'e yansıyınca dün Mehmet Emin Bey'le konuştum. Şaşkındı, biraz da üzgün. O açıklamaların, cesur bir girişimle, risk alarak başardığı bir uluslararası projenin mutluluğunun önüne geçtiğini düşünüyor. 'Sohbet etmiştik' diyor. Şahsen, 'yazılmamak üzere olan sohbetler dahil' bir gazeteciyle bir araya gelindiği anda röportajın başladığına inanırım. Yazılmasa bile gazetecinin belleğine kazınan bazı notlar vardır, her buluşmada.
Bu tür olaylar zaman zaman herkesin başına gelebilir.
Ancak o konuşmadan gazetelere yansıyan 'tehditle imza atıyoruz' sözleri bir yanlış anlamayı doğurabilir. O bölümlerin hepsini ben de dinledim. Gazetelerden yansıyan ve kamuoyunda  oluşan havayla Mehmet Emin Bey'in anlatmak istedikleri birebir örtüşen şeyler değil.
Evet, Mehmet Emin Bey ve onun grubu uzun yıllardır çeşitli haksızlıklara uğramış, mağdur olmuştur. Burası kesin. On yıldır onun yanında çalışan bir gazeteci olarak büyük bölümüne tanıklık ettiğim o haksızlıklara üzülmemek olası değildir. Gerçekten çoğu, ayak oyunlarının, türlü kumpasların sonucudur. Bunlara rağmen devlete milyarlarca dolar ödemiş bir grubun mensubuyuz. O konuşma böyle bir ruh halinin dışa vurumudur. Onun yaşadıklarını da en güzel 'varlığım Türk devletine armağan olsun' cümlesi özetliyor bana göre. Aynı sohbetteki o sözleri 'bize tehditle imza attırdılar' diye özetlemek gerçeğe aykırı olur. Gazetecilik dilinde bu yapılır ama önemli olan, ifade sahibinin sözlerinin gerçekten bu anlama karşılık gelip gelmediğidir.
Doğrusu şudur: Mehmet Emin Bey Interbank konusunda haksız uygulamalara maruz kaldığına inanıyor. Hakkını aramak için hukuk yollarına başvurmasına rağmen, çeşitli ekonomik sebeplerle anlaşmaya ve sonra mahkemelerdeki başvurularını çekmeye mecbur kaldı. Ayrıca kendisine çıkarılan borç miktarının hesaplanma biçimine de itirazları vardı. Bunlar da ilgili zeminlerde tartışma konusu yapıldı ama bahsettiğim zorluklardan dolayı istenen ölçüde mesafe alınamadı.
Evet; haksızlığa uğradı, buna sonuna kadar inanıyorum. Ama özgür iradesiyle imzayı kendisi attı.
Doğrusu Mehmet Emin Bey'in fazla tercih hakkı kalmadı. İnandıklarını ispatlayacak hukuk imkanlarını sonuna kadar kullanması durumunda haklı çıkacağına çok güveniyordu. Fakat TMSF'nin elindeki çok geniş yetkiler çıkış yolunu kapatıyordu. Günün sonunda davalarını kazanmış ama malları elinden gitmiş olabilirdi. Uluslararası alandaki yükümlülükleri ve takvimin sıkışıklığı onun elini kolunu bağlıyordu. Tüm bunlara rağmen ısrar edebilirdi ama Türkiye'nin gözbebeği Turkcell zarar görebilirdi. İşte bu göze alınamazdı. Bütün bunlar sonunda istemeden imzaladı o anlaşmayı ama kendi iradesiyle.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3