Tuğçe Tatari Evliyagil tugce.tatari@aksam.com.tr

kategori2

Daha yeni başlıyorum

Sık sık gördüğüm üstü açık Rolls Royce'u, gece kulüplerinin aranan yüzü haline gelişi, 'yeni çapkın' imajı, 'değişik' açıklamaları, Çiğdem Anad, Müjde Ar, Pınar Kür'ün karşısında sergilediği apaş tavır, Fatih Altaylı'nın iddiaları, boşanmadan ve evlenmeden çocuk yapışı, Forbes'un listesine girişi, kendisine 'Oflu Trump' demesi, Ali Ağaoğlu'yla tanışmak istememe sebep oldu.
Ataşehir'deki Genel Müdürlük binasında bir yemek ayarlandı. Daha binadan içeriye girmeden sıradışılıklar başlamıştı. Bahçenin sağında tavus kuşu kafesi, solunda ceylanlar vardı. Bildiğimiz ceylan, bildiğimiz tavus kuşu. Keklik de varmış ama ben göremedim. Ağaoğlu kafeslere girip onlarla oyun oynarmış, özellikle de ceylanlarıyla. Her gün mutlaka bir keklik yumurtası içermiş. Yanımda Saydam PR'dan Ali Ağaoğlu sorumlusu Kerem Türkman'la merdivenleri çıkarken bu duyduklarıma şaşırmakla meşguldüm.
Ofis katına çıkıyoruz. Hava güzel olduğu için terasa alıyorlar bizi. Terasın dekorasyonunda en 'garip' şey nargileler. İçeriye girdiğimde ağızlıklar değişiyordu, belli ki bir önceki toplantıda nargile içilmişti. Masanın üzerinde duran büyük makası soruyorum, Ağaoğlu Pazarlama İletişimi Müdürü Toprak Sancar 'Ali Bey toplantılarda bunalınca kalkıp gülleri buduyor bununla' yanıtını veriyor.
İçim sıkkın, bu kadar PR'cı ve pazarlamacı arasında 'gerçek' Ağaoğlu'nu yakalayamayacağım diye dertleniyorum.
Biraz sonra kapıdan giriyor merakla beklediğim adam. Kısa boylu, kır saçlı, fazlaca spor giyimli, güleç biri. Hemen samimi olmak, rahat davranmak, 'sizli-bizli' muhabbetlerden kaçınmak istiyor... Altın çakmağı, altın Vertu cep telefonu, tespihi ve pırlantalı bir saati var. İşadamı sınıfından değil. O sınıfın gerektirdiği hiçbir davranış modeli onda yok. Aslında komik biri, halk tipi bir espri anlayışı var. Üzerinde doğru çalışma yapıldığında 'yeni Sakıp Sabancı' olmaya aday bence. Öyle danışmanlarının kontrol mekanizmasıyla yönlendirilebileceklerden de değil. Hatta onu zaptetmek mümkün bile değil. O yüzden PR ve pazarlama sandığım gibi otokontrol sistemi olmadılar. Zaten şirkette çalışan herkes her şeyini bilirmiş. Gece kiminleydi, nereye gitti, hayatında olan biten her şeyi. Bizim Ali Ağaoğlu algımızla onlarınki çok farklı. Garip bir samimiyet zinciri kurulmuş. Mesela şirketin kapısında duran Rolls Royce'a bir işçinin baktığını gören Ağaoğlu anahtarı getirtip 'bir tur at' diyor. Sohbet devam ederken, konular hep Ağaoğlu'nun iddialı hareketleri üzerinde dönüyor, haliyle başka konulara geçilemiyordu.
Bir ara döndü ve 'Ben daha yeni başlıyorum, bunlar ısınma turlarım' dedi. Yemekte döner, Urfa, tavuk şiş ve pirzola ikram edildi.

Kadınların yaptıklarına inanamazsınız
O yemekte aklınıza ne geliyorsa konuşuldu. Dedikodu da yapıldı. Ağaoğlu'nun adının anıldığı ünlü kadınlarla tanışma hikayelerini dinledik. Ne sorduysam yanıtladı. Kızma, alınma, gocunma yok onda. Anlattıklarının hepsi birbirinden sıradışı.
Duyduklarımdan sonra rahatlıkla 'Kadınların gözü dönmüş' diyebilirim. Yolda giderken arabasının içine telefon numarası atanları mı istersiniz, gece yarısı aniden evinin kapısını çalanları mı... Tanışmadığı halde arayıp çıkma teklifi eden kadınlar da varmış. Kimi meşhur kimi değilmiş. Ama görüşmezmiş onlarla. Meşhur kadın düşkünü değilmiş. Asla saklanmaz, gizlenmez, arka kapıdan çıkmazmış. 'Yaptığım şeyin saklanacak bir şey olduğunu düşünsem zaten yapmam' diyor. 'Bir gece veya bir yıl, yanımdaki her kim olursa olsun o an başımın tacıdır' diye ekliyor.
Balık burcu. Yani o sergilediği tavırlar bana sorarsanız sadece tavır. Dilinden devletli. Aslında naif ama değilmiş, umursamazmış gibi görünmek istiyor. Kolay aşık oluyor ama belli ki kolay sıkılıyor.
En büyük derdi aşık olduğunda kadının hemen anaçlaşması, evlenme çabasına girmesiymiş. Kendi gibi bir kadın arıyormuş. Numara yapmayan, erkek gibi sağlam, hayatla onun tarzında dans edebilen birini. Kız arkadaşlarını tüm çalışanları ve çocuklarıyla tanıştırırmış. Yani herkes herkesi tanır, her şeyi bilirmiş...

Çok severim ama gerekirse de keser yerim
Söz bir ara kapıda gördüğüm ceylanlara geliyor. Uzun uzun onları ne kadar çok sevdiğini anlatıyor. 'Kafeslerine girip oynuyorum, toslaşıyoruz. Tüm iş stresimi onlarla atıyorum' diyor. Sonra aniden 'Ama gerekirse kesip yerim. Öyle başkasına da kestirtmem ha, kendim keserim' diye konuşuyor. Bir sessizliğin ardından 'Nasıl yani?' diyorum. 'Farz edin ki ki bir tanesi bacağını kırdı, ki geçenlerde oldu bu. Veteriner geldi, 'uyutalım' dedi. Ben de kestim, yedim. Çok güzel yemek pişiririm' yanıtını veriyor.

Eski kız arkadaşlarıma para teklif ediyorlar
Elbette konu Habertürk ve Fatih Altaylı'ya da geliyor. Bildiğiniz üzere Ağaoğlu yaşananları reklam vermeme konusuna bağlıyor. 'İlk sayıda ilan vermiştik, gazete hakkımda çok güzel bir haber yapmıştı. Sonra çocuklar bir fiyat çalışması yapmış 'Hürriyet'e ilan vermek 10'sa bunlar 15 istiyor. Ne yapalım?'  diye geldiler bana. 'Vermeyin o zaman' dedim. Sonra hakkımda bu haberler çıkmaya başladı' diyor ve ekliyor: Kesin reklam yüzünden diyemem, belki başka sebebi vardır, sadece tahminim bu benim.
Yapılan haber sonrası yazdığı ağır yanıt içinse 'Açığım olsa o kadar iddialı bir yanıt yazamazdım, kavgaya girecek cesareti bulamazdım. Önce açığımı bulsun sonra yazsın, ben buradayım' diyor.
Tüm bunların dışında da bir iddia atıyor ortaya: Benimle uğraşma işini öyle bir noktaya getirdiler ki Habertürk muhabirleri eski kız arkadaşlarımı arayıp röportaja ikna etmeye çalışıyormuş. Para bile teklif etmişler. Röportaj yapsan ne olur ki, sapık, saplantılı bir durumum yok benim. Normal kadın-erkek ilişkisi.

Kızım iki korumayla geziyor
Eşiyle ayrı yaşıyor. Ondan bir kızı, bir oğlu var. Oğlu Londra'da okuyor. 'Ağır abidir o' diyor. Kızı 16 yaşında. Ona olan düşkünlüğü her halinden belli oluyor. 'Özgür mü bırakıyorsunuz?' diyorum 'Aaa tabi çok özgür. Sadece  2 Memati'si var, onlar her yerde yanında. Nereye isterse gidebiliyor' cevabını veriyor. Bu iki korumaya 'Memati' adını da kızı takmış. 'Etraf kötü, onu korumak zorundayım' diyor.
Anlayacağınız, kendine olduğu gibi 'medeni' bakmıyor kızının özel hayatına, öyle sevgili olaylarına da kabulü yok. 'Erkekleri kendiniz gibi bildiğinizden herhalde' diyorum, sadece gülümsüyor. Eski sevgilisinden olan 3 yaşındaki oğluna da düşkün. 'Bazı günler bende kalıyor, bir kız arkadaşım varsa hep beraber oluyoruz, yoksa baş başa' diyor.
Babası da gençken çok çapkınmış, onu anlatıyor, ama şimdi durulmuş. Çocuk yapmaya devam etmeyi düşünüyor, en az beş çocuk istiyormuş.

Para yedirdiğim gazeteci yok
Hakkında magazin gazetecilerine haber yapmaları için para ve pahalı hediyeler verdiği iddiaları ortalıkta dolanıyor. Sordum, 'Öyle bir şey yok' dedi. 'Yanımda çalışan işçiye nasıl insani davranıyorsam magazin muhabirlerine de öyle davranıyorum, mutlaka hal hatır sorarım, kötü davranmam' diyor.
'Gazetecilere ucuza ev sattığınız doğru mu?' diye soruyorum. 'Beni rakiplerimden ayıran ve kriz ortamında kazanmamı sağlayan en önemli unsurlardan biri fiyat politikamdır. Yani yaptığım kampanyalar ve ödeme kolaylıkları. Her müşteriye uygulanan sistemle ev alan bazı muhabirler oldu, aralarında yüksek mevkide kimse yok. Zaten detaylar ve adlar tapudan da öğrenilebilir. Herkese kaça satılıyorsa onlara da o fiyattan satıldı evler' diyor.

Ben de diyorum ki
Ali Ağaoğlu'yla geçirdiğim zaman içinde beklediğim kadar 'ayarsız' olmadığını fark ettim. Eğer konuşuluyorsa, magazin sayfalarında görünüyorsa isteyerek ve hoşlanarak yapıyor bunu. Her şey bilinçli yani.
Başbakan'da olduğu gibi onda da 'Ben delikanlıyım' tavrı ve bu tavrın getirdiği politik davranamama durumu var. 
Hakkında en merak ettiğim şey 2 sene önce nerede olduğuydu. Açıkçası net yanıt alamadım. Ama son yıllarda servetinin artmasındaki esas sebebinin doğru arsa yatırımcılığı olduğunu anlattı. Eğer önümüze örnek olarak bilindik işadamlarımızı koyarsak bu karşılaştırma sonucunda Ali Ağaoğlu çok alakasız çıkar.
'Sonradan görme midir, vergi kaçakçısı, usulsüz işlerin adamı, hava atma meraklısı, kadın hakları ihlalcisi midir?' diye soracak olursanız bilemem. Çok parası var diye bir adama bu kadar ilgi gösterilirse onun da bu ilgi ve imkanları sonuna kadar kullanması normaldir diye düşünüyorum!

 

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3