Japonya'da merkezi hükümet, meslekli ve işlerinde başarılı şehirli insanlar hayat stillerini değiştirmeye karar verir ve kırsala gidip çalışmaya başlarlarsa onları ciddi biçimde desteklemeye karar verdi.
Şehirli yaşam stilinden sıkılıp tabiata çıkmak tabii ki yeni bir şey değil, ama bu kez durum farklı. Çünkü kırsala geçen insanlar orada ciddi biçimde tarım işleri kuruyor. Bu bir anlamda tarımda küçük üretimin desteklenmesi anlamına geliyor.
Monocle dergisinin yayın yönetmeni Tyler Brule ilk kez tespit etti bu alanda dünyada yeni bir trend başlayabileceğini ve dergisinin haziran sayısındaki baş yazısına konu etti.
Bu tabii ki sadece basit bir iş değiştirme kararından ibaret değil, ciddi bir yaşam stili değişikliği kararını da içeriyor.
Şehirlerin sunduğu tüm zenginliklere rağmen şehirde istediği yaşam kalitesini tutturamayan insanlar kırsal alanda küçük üreticilik ile kaliteli ürünler yatiştirdiklerinde hem kendi yaşamlarını daha anlamlı ve daha sağlıklı yapacaklarını hem de başka insanların da sağlıklı yemek yemelerini sağlayarak sosyal açıdan da faydalı olacaklarını düşünüyorlar.
Anlayacağınız bu trendin kaliteli yemek yenilmesi arayışı ile de yakından bağlantısı var.
ŞEHİRDE YAŞAM ALANLARINI DAHA DA ANLAMLI KILMAK
Bir belgeselden izlediğime göre Batı aleminde entelektüeller şehirlerdeki yaşam alanlarının nasıl daha anlamlı kullanabileceği üzerime kafa yoruyorlar.
Örneğin; Alain de Botton şehirli insanların yeni agoralarının alışveriş merkezleri veya müzeler olmasına karşı, o şehirdeki alışverişin küçük üretici birimlerinden yapılmasının ve alıcının satıcı-üretici ile birebir, yüz yüze ilişki kurmasının hayatı çok daha anlamlı yapacağını vurguluyor.
Japonya'da devlet tarafından da desteklenen yeni kırsala gidiş ve kaliteli tarım işine başlanmasının şehirlerde arzu edilen dönüşüm ile de yakından ilişkisi var.
Örneğin; Osaka'da şehir merkezinde kaliteli ve sağlıklı ürünleri satışa sunan dükkanların açılması aktif biçimde destekleniyor, alışveriş merkezlerine hoş bakılmıyor. Yeni başladığı tarım işinde kaliteli ve sağlıklı ürettiği ürünlerini şehir merkezinde açtığı dükkanlarda pazarlayıp satacak karı-kocalardan bahsediliyor burada. Yeni bir vatandaş tipi bile diyebiliriz buna.
DERGİCİLİKTE YENİ BİR ARAYIŞ: SIRT ÇANTASI
Tabii alışıldık şehirleşme ideolojisine hayli farklı bir bakış açısı getiren ve anlamın yaşam stilindeki değişimin sonucunda bulunabileceğini düşünen bir tavır bu.
Buna bağlı bir başka trend de Amerika'da yaşanıyor.
Dergi dünyasının Pulitzer'inin verildiği gecede Backpack (Sırt Çantası) adlı dergi New Yorker dergisi kadar ödül almış.
Tabiatın keyfini yaşamak için açık havada kaliteli dolaşmanın yöntemlerini arayan bu derginin kendi dergisi kadar ödül alabilmesine şaşıran kaliteli içeriği ile meşhur New Yorker dergisinin yayın yönetmeni şimdi dergisine bir de tabiatta dolaşma ve dışarılarının keyfini çıkarma konularında yazılar üretebilecek bir editör arayışına girmiş. Bundan böyle bu konulara da ağırlık verecekmiş dergisinde.
Gördüğünüz gibi bazen taşra, kırsal olarak küçümsenen alanlar tekrar popüler oluyor. Köylü diye küçümsenen insanların işini yapmak isteyen kültürlü şehirliler ortaya çıkıyor.
NEW YORKER'IN O MEŞHUR KAPAĞI
Şimdi tabiat konularında editör aramaya başlayan New Yorker dergisinde yıllar önce yayınlanan bir kapak karikatürü anında meşhur olmuştu. Saul Steinberg tarafından çizilen bu kapak karikatüründe Manhattan Adası'nın batı tarafından nehrin karşısına bakıldığında şehir ile New Jersey'in arasındaki nehrin karşı tarafta sahilinden itibaren ufuğun sonsuzluğuna kadar sadece boş kırsal alan görülüyordu. Yani şehirli dergiyi çıkaranlar ve okuyanlar açısından New York dışında bir şey yoktu. Şehir dışındaki her yerde insanlar küçümsenmesi gereken köylülerdi, taşralıydılar.
Ana unsurlarını anlatmaya çalıştığım yeni trend hız kazanırsa bazı aileler şehirli kültürünü kaybetmeden kırsal alanda farklı bir kaliteli yaşam arayışına girebilecek.
Birçok birey için hayatın anlamını bile değiştirebilecek bir gelişme olabilir bu.
GÜNDEMİNİZİ VE DEDİKODUNUZU BAŞINIZA ÇALIN
Dikkat ederseniz yazının başlığına bir üst başlık da koydum. Türkiye'nin güncel meseleleriyle ve gazeteci dedikodularıyla uğraşmak beni inanılmaz sıkıyor. Ben sürekli olarak o gibi şeylerle vaktimi harcayamam. Dolayısıyla dünyada neler olup bittiğini, yeni trendleri güncel ve sıcak haber unsuru içermeseler de bu köşede zaman zaman işleyip yazacağım.
Üst başlığın dediği gibi bu, henüz gelişmeye başlayan bir trend ve nasıl sonuçlanacağı da belli değil ama ülkenin berbat günceli içinde batıp boğulmuş insanların da benim gibi biraz nefes almaya, beyinlerinin okşanılmasına ihtiyaçları olduklarını düşünüyorum.
Bir gün gelir belki de çoğumuz işlerimizi bırakıp sırt çantalarımızı alıp kaliteli salata yetiştirebileceğimiz veya bize omi bifteği yemek imkanını tanıyacak kaliteli inekler yetiştirebileceğimiz yerler aramaya gideriz. Gitmesek hayal kurmamız da mı yasak olacak?..
Cesur adımı atanlar mutlu olabilecekler mi vallahi bilemiyorum. Ama şimdi olduklarından daha mutsuz olacaklarını da sanmıyorum.
Şehir-kırsal dengesinde veya beyaz yakalı iş-tarım işi ideolojik dengesinde şimdi başladığı gibi bir kültür kayması yaşandığında toplam yaşam kalitelerinizin artacağını hissediyorum.