Ses bandını kanıt sayan bir anlayıştan 'Fotokopiden belge' mantıksızlığı da çıkar. Sadece bunun adı hukuk olmaz. Düzmecenin üstüne balıklama atlayanlar şimdi ne yapacaklar? '7 Saatte 37 baskın' bile' fena şişmeyi kamufle edemez. Niye yanlı davranıyoruz? Neden işimize geleni doğru kabul edip, öteki varsayımları toptan reddediyoruz? Esas cevaplandırılması gereken bunlar.
...
Deniz Feneri Derneği Vakfı Başkanı Engin Yılmaz savcılıkta 2.5 saat ifade verdi. Bazıları çok sevindi. Neredeyse zil takıp oynayacaklar. Onlara göre 'Öbür kampın adamı'. İmkanları olsa yargısız infazla asacaklar. Yılmaz kardeşimiz, bu ülkenin en idealist insanlarındandır. Hayatını hayır işlerine adadı. Yönettiği kuruluş hala yüzbinlere aş götürebiliyorsa, kutlanmalı. Suudi Arabistan Büyükelçimiz Ali Naci Koru Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olacak ya, kıyamet kopmakta. Yüzde yüz itimat ettiğimiz, eski ordu mensubu bir yakınımıza Koru'yu sormuştuk. O da aynı ülkede iş yapan bir Türk şirketinin üst düzey yöneticisi. Anında şu cevabı yapıştırdı; 'İşi de, insanlığı da mükemmel'. Bu, yetti bize. Ağabeyine bip atmak için kardeşine haksızlık ayıp değil mi?
...
Çizgimiz belli. İdeolojimizi sağır sultan duydu. Yakın zamanda en önemli yakıştırmayı Akif Beki'den aldık: 'Sizin dik duruşunuzu iyi biliyoruz'. Beş kelimeden oluşan bu cümleyi 'Onur Sertifikası' olarak beynimize astık. Herkese aynı yoldan gitmeyi tavsiye ediyoruz.
***
AK Parti'nin yarın görev süresi uzatılacak -Uzakara- İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu, Söz Sende'ye katıldı. Balçiçek Pamir'le konuşurken 'İrtica ile Mücadele Eylem Planı' hakkındaki yalanlama geldi. Sayın Başkan açtı ağzını yumdu gözünü. 'Bu beni tatmin etmemiştir'le başladı, aklına ne gelirse sıraladı. Ara verildi ve Balçiçek sanırız gelen tepkileri gösterdi. AK Partili Babuşçu voltajı düşürdü. 'Bunları partim adına değil, kişisel fikrim olarak konuştum' şeklinde kıvırdı. Hemen peşinden İstanbul'daki bazı CHP'li ilçe belediye başkanlarına saldırdı. Haklarında kesinleşmemiş hükümleri -Bazılarının zaman aşımına uğradığını biliyoruz-sıraladı. Cevap hakkı olmayanlara göndermeler yaptı. Partisi, Dr. Mehmet Müezzinoğlu'nu çok arayacak gibi. Ondan sonra gelenin, ağzıyla düşünce mekanizması arasındaki mesafe çok uzun. Neyse alan razı veren mutlu. Boşuna çene yormayalım.
***
Medya Müfettişi'nde tek konuk vardı; Şamil Tayyar. Serra Karaçam'la Ankara'dan söyleşti. 'Haber sızdırılır mı, yoksa uğraşıp didinip çıkarılır mı' üstünde duruldu. Tayyar, belli kaynaklardan kendilerine servis yapıldığını açıkça itiraf etti. Hatta, Hürriyet'e ve Milliyet'e yollayıp 'Onlarda çıkmasını istiyoruz' diyerek, peşinden özür dileyenleri merak ettik. Aktif yıllarımızda kimlerin makamına oturup, hangi belgeleri aldığımızı hatırladık. Bunların içinde 'Kenan Evren'e Karamürsel'de suikast' dahi vardı. Sadece, devrin şartları yüzünden Çankaya'dan izin almakta epey zorlanmıştık.
...
Gazeteler öncelikli, tüm medya kurumları işbaşındaki iktidarla yıldızlarını parlatırlar. Ya da sönerler. Arada özel isimler de çıkar. Bunlar, ancak kişisel bağlantılarıyla önemli işler patlatabilirler. Herkesin sürü halinde gittiği seyahatlerde, özellerle dönmek yetenek ister. Sanırız bu, meslek kariyerini tepeye taşıyan önemli unsurdur. Şunu da belirtmeliyiz ki; Türkiye, tarihinde böylesi 'Büyük balonlar uçurulan', basın mensuplarının 'Sazan Balığı'na dönüştürüldüğü dönem yaşamadı.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.