Betam', yani Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi Dr. Seyfettin Gürsel ve araştırmacı Onur Altındağ tarafından hazırlanan bir araştırma raporunda ilginç bir noktaya dikkat çekiyor. Araştırma notunu aşağıda yayınlıyoruz.
Araştırmacılara göre TÜİK'in her üç ayda bir yayınladığı, kısa dönemde iş istatistikleri, krizin iş gücü piyasasına olan etkilerine dair önemli bilgiler veriyor. 23 Haziran günü yayınlanan 2009 yılı 1. çeyrek verilerinde çarpıcı gelişme, sanayi brüt maaş endeksinin nominal olarak düşmüş olması.
Geçen yılın aynı dönemine göre sanayide brüt maaş endeksi nominal olarak yüzde 4 düşerken reel olarak da yüzde 11.4 gerilemiş durumda. 2008'in 4. çeyreğinden 2009'un 1. çeyreğine geçerken ise sanayide brüt-maaş endeksi nominal olarak yüzde 8,5 düşmüş bulunuyor
Rakamlar, artan işsizlikle birlikte çalışanların işsiz kalma riskini azaltmak için daha düşük ücretlere razı olduklarını gösteriyor. Türkiye ekonomisinde ücretlerin aşağı yönlü esnekliğinin işsizlik baskısıyla gerçeklemesi yeni değil. 2001 krizinde de benzer bir gelişme yaşanmıştı. Ancak bu kez ücretlerin yüzde 7 civarındaki düşük sayılmayacak bir enflasyona rağmen nominal olarak gerilemesi kayda değer.
Reel ücretlerin bir yıl içinde ortalama yüzde 10'un üzerinde gerilemesi de toplumun çalışanlardan oluşan geniş bir kesiminde satın alma gücünün önemli ölçüde erozyona uğradığını ispatlıyor. Oysa krizden çıkışın ilk aşamasında, umutların iç tüketime bağlandığı koşullarda, satın alma gücündeki bu erozyon krizden çıkışta sorun yaratabilir.
2001 krizinde reel ücretlerin seyri
Krizin tetiklediği ücret dalgalanmalarını karşılaştırmak için benzer serileri 2001 krizi çerçevesinde de inceledik. Şekil 2'de 2000-2003 dönemine ait imalat sanayiinde kişi başına düşen kazanç endeksi yer almakta. Buna göre, 2000'in 4. çeyreğinden 2001'in 2. çeyreğine, hem enflasyon hem de artan işsizlik nedeniyle reel ücretlerin yüzde 17,3 düştüğünü görüyoruz. Ancak, çok yüksek enflasyon nedeniyle nominal ücretlerde yüzde 8'5lik bir artış var.
2001 krizinin reel ücretler üzerindeki toplam etkisi 2003 yılı ortasında yüzde 30'u bulmuştu. Ardından yüksek büyüme ve düşen işsizlik oranıyla birlikte reel ücretlerde yavaş bir toparlanma meydana geldi. Ancak reel ücret 2000 yılı düzeyine ulaşamadı. Bugünkü global krizle birlikte, ikinci bir ücret şoku yaşanıyor. Reel ücretlerin gelecek aylarda düşmeye devam etmesini bekliyoruz.
Sonuç olarak, krizle birlikte hem nominal hem de reel olarak düşen ücretler yoksulluğu artırıcı bir etkiye de sahip. Yükselmeye devam edecek olan işsizliğin ücretlerin üzerindeki baskıyı artırması kaçınılmaz. Düşen satın alma gücü nedeniyle özel tüketim de kaçınılmaz olarak olumsuz olarak etkilenecek ve krizden çıkışı yavaşlatabilir.