Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

İşte yaşlandığım gün olanlar

Her şey akşamüstü girdiğim barda barmene 'Karaciğerim intihar etmek istiyor. Bu arzuya uygun bir şeyler hazırla bana' dememle başladı. Bunun üzerine birkaç yüksek dereceli sıvıyı birbirine karıştırdı ve bunun adının 'Gazeteci martinisi' olduğunu söyledi ve önüme sürdü. (Bar Time Warner şirketinin yanı başındaydı.)
Bu tür içkilerin uzun vadede insanı öldürecek olsa bile kısa vadede çok yararlı oldukları da söylenebilir. Bu yüzden bu sıvıdan birkaç adet içtim. İçkiye alışık olmayan bir insanı rahatlıkla o an hemen öldürebilecek miktardaki içki benim sadece kafamı hafif çakır hale getirmişti. Metroya inmeye başladım. Bundan sonra olanları, işin vahametini tam anlayın diye size saatler vererek anlatmak zorundayım.
18.00: Metroya inmeye başladım. Sol ayağım hafif aksadığından yavaş iniyordum. Arkamdan acele etmeye çalışanlara dönüp 'Sakatım' demek zorunda kaldım. Sanki çok önemliler ve sanki çok önemli bir yere gitmeleri gerekiyormuş gibi acele ediyorlar. Woody Allen filminde denildiği gibi bunlar gerçekten 'Bağırsak kurdu beynine sahipler.'
18.05: Giriş için metro kartımı sürdüm, giriş iznini bir türlü veremedi. Bir daha izin vermezse turnikeyi tamamen tahrip edip, çocuklu kadınların girdiği ve açıldığında alarm çalan kapıdan içeriye girmeye karar verdim.
Bunu yaptığım için büyük ihtimalle tutuklanıp Sing Sing hapishanesine düşüp cinsel organı tahrik olmadığı anda bile 24 santim boyunda olan bir mahkumun seks kölesi olacaktım. Ama bu o an umurumda değildi. Bu umarsızlığımın sadece içtiğim içki miktarından kaynaklandığını da zannetmiyorum. Çünkü biraz önce aşık olmuştum.
18.06: Kart geçti ve istasyona girdim. Bir az önce gördüğüm kızın peşinden gitmeye başladım. Kadın bir canlı 'Obsessive compulsive disorder' mabedi gibiydi. Her şeyi düzgün, temiz ve yerli yerindeydi. Belli ki kendisine takıntılı bir şekilde dikkat ediyordu. Günde beş-altı kez kokulu sabunlarla filan yıkanıyordur mutlaka. Ben bu kadının hemen acilen ve mutlaka kirletilmesi gerektiğine karar vermiştim.
18.07: Biraz ileride kızın oturup dergi okuduğu yere yaklaşırken onu nasıl kirletsem diye hayaller kurmaya başladım. Bu sırada kapsamlı bir 'Kama-Sutra' ansiklopedisinde bile bulunamayacak pozisyonlar geliyordu aklıma. Umarım kızı kirletirken kendi kendimi sakatlamam.
18.08: Kızın biraz yakınında ayakta tren bekler gibi yapıp durmaya  başladım. O dalmış bir dergi okuyordu. 'Seni düşünemeyeceğin miktarda kirletmek arzusundayım' türü bir laf güzel bir açılış cümlesi olamayacağına göre hemen acil bir konuşma konusu bulmalıydım.
18.10: Kirletmek kavramına takmıştım. Bir de sabahtan beri bir insanın bir iç çamaşırı markasına neden 'Fruit of the loom' adını takmayı akıl edebildiği konusuna da takmıştım. Kafam meşgul olduğu için aklıma uygun bir açılış cümlesi de gelmiyordu.
18.11: İNANAMIYORUM! Kız Monocle dergisinin haziran sayısını okuyordu. Kainatın bir noktasında böyle bir tesadüfün olabilmesi gerçekten çok tuhaftı. Ben bu derginin o sayısını ezbere biliyordum. Hatta sırt çantamda derginin sabah çıkmış olan temmuz sayısı bile vardı. Bundan daha mükemmel bir açılış konusu olabilir miydi? Hayır olamazdı. Öyleyse o kız kirlenecekti.
18.13: İlk söyleyeceğim cümleyi kafamda birkaç kez tekrarladıktan sonra hamlemi yaptım ve kıza doğru yürümeye başladım.
18.13. 05: Başına dikildim kaldım. Ezberlediğim cümlemi tamamen unutmuştum. Aklıma nedense sadece kirletmek ve 'Fruit of the loom' kelimeleri geliyordu.
Kadın sonunda bana baktı. Gülümsedi ve kalktı, bana yerini verdi. Birden 10-15 yaş birden yaşlandığımı hissettim. Beynimi genç tuttuğum için ben hala bazen kendimi genç gibi görebiliyordum. İşin gerçeği artık kendimden başka kimseyi kirletmek şansım filan yoktu.
18.16: Yaklaşmakta olan trenin altına kendimi atıp öldürmek fikrini düşündüm. Ama böyle bir şey yapmadan önce Rana'ya mutlaka bir şeyler yazmalıydım. O an buna vaktim yoktu. Ben de o durumda yapılabilecek en iyi ikinci alternatifi seçtim. Metrodan çıkıp aynı bara geri döndüm ve biraz daha 'Gazeteci martinisi' istedim. Beşinci veya altıncı bardakta metroda yaşadığım büyük travmayı unutmuştum. Hatta çok yeni ve orijinal travmalara hazır hissediyordum kendimi. Kirleteceğim başka temiz kadınlar aramalıydım...

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3