Dünyanın her yerinde geçerli olan o kuralı Amerikalılar, 'you break it, you own it' diye söyler.
Yani, 'Kırarsanız, sizin olur.'
Müşteri, dükkandaki nesneyi kırarsa, parasını ödeyip satın almak zorunda kalır.
Bu uyarıyı, Bush döneminin Dışişleri Bakanı Powell, Başkan'ı Irak operasyonundan vazgeçirmeye çalışırken hatırlatmış ve 'you break it, you own it' demiş.
Yani, 'Irak'taki yirmi beş milyon kişi sizin olacak. Onların bütün umutları ve bütün istekleri ile bütün sorunları da sizin olacak.'
Türkiye'yi yönetenler ya da onların danışmanları zaman zaman 'bir amaca ulaşırken ne gibi sorunlar aldıklarını da' düşünmeliler.
Türkiye'nin kaderini etkileyen, tarihi bir dönemden geçiyoruz.
Siyasal iklim, asker-sivil ilişkileri, kurumların pozisyonları...
Kurallar yeniden yazılıyor, hayat tekrar dizayn ediliyor.
Acaba bu olağanüstü şartların gerektirdiği olağanüstü özeni ve hassasiyeti gösteriyor muyuz?
Ciddi kuşkularım var.
Uyudularsa da vahİm,
uyumadIlarsa da
Askeri yargı-sivil yargı tartışmalarını alevlendiren son yasal düzenleme soru işaretleriyle dolu. Esasa girmiyorum. Ben, ülkenin yargıçlarına, savcılarına ve diğer kurumlarına güvenirim, asker-sivil ayrımı yapmam.
Ne var ki usül yönünden kuşkularım var. Bu kadar ciddi bir yasal değişiklik başka türlü yapılmalıydı. İktidar siyaseten başarı elde etmiş olabilir. O değişikliğin AKP tabanında etki yarattığı muhakkak.
Peki üreteceği sorunlar?
Genelkurmay Başkanı zor durumda kalmış olabilir. Kendi kurumuna ilişkin olası bilgilendirilme eksikliği ayrı konu, eğer öyleyse gereğini yapmak Başbuğ'a kalmış.
Ama meselenin can alıcı kısmı, kurumlar arasında sağlıklı diyalog zeminine ilişkindir.
Aman orası darbe almasın.
Muhalefetin durumu tam içler acısı...
'Uyutuldularsa' hiçbir mazeretleri yok.
Uyanık kalsalardı, muhalefet uyur mu?
'Sonradan akılları başlarına geldiyse' o daha vahim.
Genelkurmay BaŞkanI'na o soru sorulur mu?
İlker Başbuğ'un basın toplantısındaki sorular ise gazeteciler açısından ciddi sorgulamayı gerektiriyor. İçerik olarak her türlü soru, ilgili muhatabı kim olursa olsun seslendirilebilir. Tamam da bunun uygun bir yolu, şık bir tarzı bulunamaz mı?
Genelkurmay Başkanı'nı tahrik etmeye dönük sorular da basın özgürlüğüne mi dahildir?
Sabahattin Önkibar'dan bahsediyorum. Onca yıllık tecrübeye yakıştı mı? Ülkenin Genelkurmay Başkanı'na, Başbakan'la ilgili 'hicap duydunuz mu?' diye sorulur mu? Muhalefet yapmaya sonuna kadar 'evet' ama bilinmeli ki bu tarz bir 'karşı çıkış' tam tersine, iktidar sahibini güçlendirir.
Başbuğ'un bir önceki basın toplantısında hiçbirimiz sormamıştık da Genelkurmay Başkanı, 'Cihan Haber Ajansı muhabiriyle ilgili akreditasyon tartışmasını' kendiliğinden açıklama ihtiyacı duymuştu. Manidar değil mi?
İktidar, zaman zaman şark kurnazlığı ile kanunlar çıkarıyor, ana muhalefet partisi Cumhurbaşkanı Meclis'e girdiğinde ayağa kalkmıyor. Biz bu gerilimi uzun süre taşıyabilir miyiz? İşte bu tehlikeye dikkat çekmek için sürekli 'zirvedeki uyumun' önemine vurgu yapıyoruz.
Evet, 'kırarsak satın alırız'.
O bir tarafı kopmuş parça bizimdir, bedelini de öderiz. Hepimiz.
Demokrasiyi mi satın alıyoruz?
Kırmasak...
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.