Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

Demirbank'ın kovası delikti!

Şu anda ABD'den başlayan mali sektör sorunları, İngiltere ve diğer gelişen ülkelere bulaştı ve merkez bankaları genelde faiz indirip, likidite bollaştırarak, direkt mali kurum kurtarma operasyonları yapmaktalar. Yani kovaya su döküyorlar!

Merkez bankalarının kurtarma operasyonu demek (Fatih Özatay'ın tabiri ile) 'kovaya su dökmek' demek. Kova dibi delik mi kova sağlam mı sorusu da sorulmak zorunda! Kova dibi delik ise su dökerek dolduramazsınız, boşuna uğraşıyorsunuz, kova dibi sağlam ise suyu dökün!

'ABD kovası' tabii ülkemizde hemen bir eleştiri üretti!

'IMF, Merkez Bankamıza 2000-2001 krizindeki Demirbank olayında piyasaya likidite vermememizi, kimseyi kurtarmamamızı emretmişti!

Halbuki bu Batılılar (IMF ve Dünya Bankası demek) kendi mali kurumları batma konumuna gelince, aslanlar gibi, paraları aktarıp mali kurumlarını kurtarıyorlar.

Yargı: Bu Batılılar çifte standartlı! Ve de, demek ki o zaman IMF de bize yanlış nasihat vermiş.

Halbuki bugün kalkıp ABD ve İngiltere ve diğerlerine, yani sorunlulara paraları kovaya dökmeyin demiyorlar!

Sonuç: Bugün ise, elimizde fırsat varken, bu çifte standartlı cahiller ordusu IMF tayfası ile hiçbir anlaşma yapmayalım ve IMF'i def edelim gitsin. Anlaşmaya ne gerek var ki?'

Ancak bir bakalım gerçek ne idi?

Türkiye o gün, 2000 yılında bir sabit kur sisteminde idi. Yani parası aşırı değerli konuma gelmişti. Dolayısı ile paralar ortalığa dökülüp kurlar çıldırdığı zaman enflasyon da fena halde delirecekti. Bir yılın emeği boşa gidecekti.

Halbuki bugünkü ABD dalgalı kur sisteminde ve döviz kurlarının oynaması ve doların değer kaybetmesi onları pek rahatsız etmiyor!

Türkiye ciddi bir kamu döviz borcunu döndürüyordu. Halbuki ABD kamu kesiminin döviz cinsinden borçları yok!

Kaldı ki bizdeki dolarizasyon olgusu, yani yabancı para tutma onlarda, yani ABD ve İngiltere'de hiç yok!

ABD'de bankaların bizdeki gibi döviz cinsinden pozisyon açığı yok, yani kamu, şirket ve bankacılık sektörü kur artışlarına karşı, o günün Türkiye'si gibi aşırı riskli ve kırılgan değil.

Bu durumda, farklı ekonomik yapı nedeni ile Türkiye faiz yükselterek kuru savunmak zorunda idi. ABD ise şu anda kur konusunda bizim o dönemde taşıdığımız endişelere sahip değil.

Yukarıda sayılan nedenlerle de her iki ekonominin durduğu yer konusundaki farklılık, bizde faizle kuru savunma zorunluluğu getirirken, onlarda kuru savunma endişesi yoktu, faiz indirmek zorunda idiler.

Kaldı ki Fatih Özatay'ın sayıları ile, banka sisteminde repo ile finansman yüzde 15 iken Demirbank'ta repo ile finansman yüzde 33. Sektörde özel bankalarda repoların toplam finansmana oranı yüzde 38 iken Demirbank'ta yüzde 66 idi. Yani Demirbank'ta kovanın delik olduğu ve su tutmayacağı biliniyordu. Demirbank sistemdeki büyük bankalardan çok kötü durumda idi! ABD'de ise sistemde çok yaygın bir durum var!

Aradaki fark bu! Zaten zaman içinde ABD kovası su tutmazsa, onlar da suyu kesmek zorunda kalacaklar.

Mantık der ki IMF sorun değil, IMF'e gereksinmesi olmak sorun!

Bugünün yüksek iç ve dış belirsizlik ortamında IMF çapasının faydalı olacağına inanıyorum!

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3