AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-07-04
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ dün içeriği, çerçevesi ve zamanlaması iyi planlanmış bir bilgilendirme toplantısı düzenledi.
'İkinci İletişim Toplantısı' aslında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Ergenekon soruşturmasına ilişkin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) görüşlerini anlatmayı amaçlıyordu.
Anlaşılan, son zamanlarda bu soruşturma kapsamındaki TSK'yı ilgilendiren iddialar, tartışmalar ve eleştiriler detaylı açıklama yapılması ihtiyacını doğurmuş. Özellikle son dalgada ele geçirilen mühimmat ve gözaltına alınan muvazzaflar nedeniyle oluşan soru işaretlerini yanıtlamak istiyorlardı. Başbuğ 'yorum yapmak' yerine 'soru sorma tekniğini' tercih etti. Yorumu kamuoyuna bıraktı.
Orgeneral Başbuğ, 'işleyen yargı sürecine müdahale etmemeye özen gösteren' çerçeve içinde kaldı, kurumsal suçlamalara yönelik yanıtlar verdi. Başbuğ, dünkü açıklamalarıyla TSK'nın kurumsal itibarına yönelik onarıcı bir tavır takınmaya çalışırken, TSK mensuplarının genel yaklaşımını ve duygusunu ortaya koydu. Unutulmasın, her kurum gibi TSK'nın da kendi iç bünyesinde atan bir nabzı var. Her lider gibi, o da kendi iç kamuoyunu düşünmek durumunda.
'Mahkeme karar verdi, Ergenekon ifadesini kullanmak hukuken uygun değil' görüşünü dile getirmesi önemliydi. Bir tavırdır. Gazeteci arkadaşlar 'Ergenekon terör örgütü denemez' diye ısrar edince 'bu süreçlere özel isim verilemez' diyerek yaklaşımını ortaya koydu. Kendisi toplantı boyunca hiç Ergenekon demedi, gazetecilerin hep Ergenekon diye bahsederek soru yöneltmesine rağmen...
Doksan dakika için planlanan toplantı 2.5 saat sürdü. Başbuğ, önceden hazırlanmış yazılı bir açıklama yapmak yerine soru-cevap modelini uyguladı. Ancak brifingin ilk 50 dakikasını, henüz soruları yanıtlamaya başlamadan Ergenekon soruşturmasına ayırdı. Harp Akademileri'nde tartışılmıştı, Başbuğ salona girdiğinde gazeteciler ayağa kalkmadılar.
REJİME BAĞLILIK VE HUKUKA SAYGI VURGUSU
Başbuğ, 15 günde ikinci kez basının karşısına çıkmış oldu. 'Yargıya müdahale ediliyor' denilmesinin önüne geçme gayretini sergilerken, 'Ergenekon ve TSK' ilintisi iddialarını yapısökümüne uğratacak bir strateji izledi. Bunu da soruşturmanın isminden başlayarak çeşitli safahatlarını sorularla tartışma zeminine çekerek yaptı. Satır aralarında kalan 'temenni ederim, beraat ederler' cümlesi hayli manidardı. Bir yandan da, 'suç işleyen her kimse ortaya çıksın, buna mahkeme karar versin, o zamana kadar herkes masumdur, eğer suçlu bulunan olursa o münferittir, kurumları bağlamaz ama her ne olursa olsun yargı karar verecek. Herkes o süreci beklesin' yaklaşımındaydı.
Başbuğ, 'siz sormadınız ama ben yanıtlayayım' diyerek, 'TSK, Ergenekon soruşturmasına destek veriyor, izin veriyor' şeklindeki yorumları yanıtlarken ise sert ifadeler kullandı. 'Hukuk devletindeyiz. Herhangi bir kurum, hukuk süreçlerine destek vermek veya vermemek konusunda tercih yapamaz' dedi ve özel yetkili savcıların sahip olduğu yetkileri hatırlattı. TSK olarak her iddiayı hiç vakit kaybetmeden askeri savcılık makamlarını harekete geçirerek soruşturduklarını vurguladı.
GAZETECİLER, AKREDİTASYON VE CHA KAMERAMANI
Başbuğ, soruşturma ve iddianamelerle ilgili kimi kaygılarını kamuoyuyla 'bu soruşturma kapsamında masuniyet karinesine uyuluyor mu, ben soruyorum, soruşturmanın gizliliği ilkesi Türkiye'de gerçekten var mı, yok mu, her sabah yasal olmayan ve doğru da olmayan ses kayıtlarının yayınlandığı bir ülke olduk. Bununla nereye gideceğiz?' cümleleriyle paylaştı. İddianamelerdeki itirafçılara ve gizli tanıklara dayandırılan bazı bölümlerle ilgili endişelerini ifade etti.
Kimi özensiz yayınlar nedeniyle gazetecileri eleştirdi, kurumların saygınlığına zarar vermemek adına daha dikkatli ve duyarlı olunması gerektiğini söyledi. Bir gazete ve televizyonu, isimlerini vermeden eleştirdi. Kimi gazetecilerin kullandığı ifadelere açıktan itiraz etti.
Ana konu Ergenekon'du...
Şu sözler altına imza atılacak cinsten:
'Herkesten istirham ediyorum, biraz sabırlı olalım. Yargı ağır işliyor olabilir ama sabretmek lazım. Başka alternatifimiz yok. Demokratik rejime sonuna kadar bağlıyız ve saygılıyız. Hukuka ve yargıya sonuna kadar güveniyoruz.'
En çok tepki gösterdiği bölüm GATA sevkleriyle ilgili spekülasyonlarla ilgiliydi. İddia ve yayınları 'çirkin iftiralar' diye niteledi.
Başbuğ'un yer yer duygusal ve tepkisel tavırlar sergilediğini gördük. Ben bunu şehitlerimizin üzüntüsüne bağladım.
Başbuğ kendiliğinden, soru sorulmamasına rağmen BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun düşen helikopterinin enkazını görüntülemek için bölgeye çıkan Cihan Haber Ajansı muhabirinin askeri helikoptere alınmadığı iddialarını da yalanladı. Bunu bir duyarlılık örneği olarak algıladım ve insani buldum.