AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-07-04

kategori2

Futbolun büyüsü

İstanbul'da yaşamanın hayatıma kattığı en büyük renk ve heyecan her hafta maça gidebilmek. Avrupa ve dünya futbolunun gözü kulağı önceki akşam Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda oynanan UEFA Kupası Finali'ndeydi.

Futbol üst seviyede değildi ama final maçı öncesi ve sonrasıyla spor şöleniydi. Atatürk Olimpiyat Stadı'nda Şampiyonlar Ligi Finali'ni de izlemiştim. Böylesine uluslararası etkinlikler ciddi bir organizasyon yeteneği gerektiriyor. Türkiye artık bu konuda ustalaştı. 

Futbol dev bir endüstri, büyük paraların döndüğü bir sanayi...
Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli, Sivasspor'un henüz lider olduğu ve fikstür avantajı nedeniyle şampiyonluğun 1 numaralı favorisi olarak gösterildiği günlerde, spor kamuoyunun sabırsızlığına itiraz etmişti.
Denizli, 'sabırla mücadele eden ve ağır baskıyı kaldırabilen takım şampiyon olacak' demişti. 

Kurt teknik adam, 'baskı altında soğukkanlı kalabilmenin önemine' işaret ediyordu. Pek çok konuda başarının sırrı burada yatar.
Son iki haftaya girerken Denizli haklı çıkmış gibi. Sivasspor tarihin ve talihin ona sunduğu en büyük avantajı elinin tersiyle itti, şampiyonluk şansını zora soktu. Tek bir açıklaması var: 'Yoğun psikolojik baskıya dayanamadılar.'
Lucescu'lu Shakhtar Donetsk ve Werder Bremen takımlarının İstanbul'daki karşılaşmasını izlerken bir yandan bunları düşünüyordum, diğer yandan sporun kitleleri peşinden sürükleyen sihrini ve milyarlarca dolarlık bir endüstriye dönüşmesini...

Takımlarımız maalesef finalde yoktu ama bizim stadyumumuzda oynanıyordu. Gerçekten olağanüstü görkemli Saracoğlu stadında.
Maçı, Fenerbahçe yöneticileriyle yan yana izledik. Malum, Aziz Yıldırım yönetimindeki Fenerbahçe kongreye gidiyor. Aziz Yıldırım, Nihat Özdemir, Nihat Özbağı, Ali Koç, Murat Özaydınlı ve Mithat Yenigün maçı beraber izlediler. Yaşar Büyükanıt ve eşi Filiz Hanım da misafirleriydi.
Günümüzde sportif başarılar kadar tesisleşme ve altyapı çalışmaları önem taşıyor. Dün bu konuda iki ayrı gelişme yaşandı. Beşiktaş Koleji Bilim Müzesi oluşturdu. Enver Yücel ve Beşiktaş'ın işbirliğiyle... Fenerbahçe de Ankara'daki yeni  tesislerini hizmete açtı.
Şampiyonlukları getiren uzun vadeli planlamalar işte bu yatırımlara endeksli. Fener yönetimi bu sezonu hüsranla kapatıyor ama o stadyumu yapan vizyon her türlü övgüyü hak ediyor.

ŞÜKRÜ SARACOĞLU BANKNOT MATBAASI GİBİ
Stadın yapılmasında büyük emeği geçen Özbağı, gururla final maçını seyrediyordu, 'gelin gibi olmuş' diyerek hayran hayran Şükrü Saracoğlu'nu inceliyordu. Aziz Yıldırım'la konuştuk, kongreye müthiş asılıyor. Kazanacaklarından emin görünüyor ama çok açık oy farkı ile güven tazeleme peşinde. Tek tek bütün üyeleri arıyorlar.
Korkulan olmadı, görece zayıf takımlar finale kalmalarına karşın stadyum tıklım tıklım doluydu. Organizasyon tam manasıyla mükemmeldi, hiçbir aksaklık görmedik. Türkiye dünya çapındaki etkinlikleri eksiksiz gerçekleştirebiliyor. Bizim olimpiyat veya Avrupa şampiyonasına ev sahipliği yapmamızın zamanı geldi.

Nihat Özdemir'e 'bu stada kaç para harcadınız?' diye sordum. 'Yaklaşık 70 milyon dolara mal oldu' dedi. Localar dahil, yılda 54 milyon dolarlık ciroya ulaşılıyormuş. Rakamların görkemini görüyor musunuz... Digitürk'ün, yıllardır çok ustalaştığı televizyon yayınlarındaki gelirleri de eklerseniz muazzam rakamlara ulaşıyorsunuz. Ama değer... Futbol için, Türkiye'nin tanıtımına bu kadar katkı yapan her türlü çaba için değer...
Merak ediyordum, UEFA finalinin oynanması karşılığında Fenerbahçe'ye herhangi bir ödeme yapılmamış. Sadece stada monte edilen dev ekranlar kar kalmış.
UEFA'nın kurduğu saha içi reklam panoları ise çok beğenildiği için 1 milyon euro karşılığında Saracoğlu'na bırakılmış.

ARAGONES GİDİCİ, RİJKAARD'IN GELECEĞİ YALAN
Fener yönetimini bir arada bulmuşken tabii ki taraftarların çok merak ettiği iki sorunun kesin yanıtını da aldığımı söylemeliyim. Gerçekten Aragones yeni dönemde takımın başında olmayacak. Pek çok gazetenin yazdığı dünyaca ünlü futbol adamı Rijkaard'ın teknik direktör yapılacağı haberleri ise tamamıyla yakıştırma.
Yönetim elde kağıt kalem, 3 yıllık planlama yapıyor. Kesenin ağzını açacaklar. Mevcut yönetim yine ana iskeleti oluşturacak, bazı önemli takviyeler yolda.

Kupa yabancıya gitmedi, Luce'nin takımı son UEFA Kupası'nı müzesine götürdü. Maç seyir zevki açısından vasatın ötesine geçemedi. Bizim teknik kapasitesi yüksek futbolcularımızın sergilediği gibi göze hoş gelen bir oyun yoktu. Bunun yerine bir an bile düşmeyen oyun disiplini, eksilmeyen mücadele, makine gibi işleyen sistem, toplu savunma-toplu hücum gibi çağdaş futbolun tüm gerekleri sergilendi. Bu kez hakikaten iyi oynayan kazandı. Devre arasında, Ali Koç'un onlarca futbolseverle öpüşürken görüntüsü yine 'futbolun büyüsü'ne işaret ediyordu. Koç Ailesi, FB yönetimine Ali Bey'in girmesi kararının isabetli olduğuna yürekten inanmalı.
Her şey geçici, büyük sportif başarılar bile. Kalıcı olan o görkemli tesisler. Sonraki sportif başarıların da en büyük garantisi işte o yatırımlar.