AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-07-04
İsmail Küçükkaya ve Fatih Çekirge sayesinde girdiğim Kürt açılımını bir türlü anlayamama kısırdöngümden çıkabilme umudumu tam yitiriyordum ki imdadıma Cumhurbaşkanı'nın basın danışmanı Fehmi Koru yetişti.
Açıkça söyleyeyim bir süredir AKŞAM Gazetesi'nde tarihi açılımı anlatacağı iddiasıyla hayli yer kaplamış olmasına rağmen onun açıkladığı tarihi açılımı konusunda ben yine de fazla bir şey anlamış değilim. Konu hala daha gizemini sürdürüyor ve açılımın asıl anlamını şu anda sadece dört kişi biliyor: İsmail, Fehmi, Fatih ve Abdullah.
İş aslında daha da içinden çıkılmaz hale geldi. Bu da normal çünkü her şey Hasan Cemal'in işe el atmasıyla başladı. Hasan'ın kafası Lost dizisinin senaristinin kafası gibi çalıştığından ve her el attığı konu, hakkında yazdığı her mesele istisnasız olarak bir süre sonra Lost dizisi gibi içinden bir türlü çıkılamayan, nasıl bitirileceği de bilinemeyen bir tuhaflık haline geldiğinden, yine onunla başlatılan sözde Kürt açılımı da bir türlü anlamı anlaşılamayan bir gizemli kısırdöngü haline gelmiş durumda.
Ama Abdullah Gül'ün basın danışmanı Fehmi son açıklama girişiminde açıkça söylemese de bize bazı işaretler verdi bu gizemi çözebilmemiz için.
Anladığım kadarıyla tarihi Kürt açılımı şu ana fikirden oluşuyor; devlet bundan böyle Kürtlerin illa da güzel kokması gerektiği yolunda nedense bir karar almış durumda.
Fehmi Koru bunu açıkça söylemiyordu ama onun durmadan bir parfüm reklamında oynayan model gibi davranmasının da başka bir anlamı herhalde olamazdı. Onun o hali, fiziksel görünümü kabuğu soyulmamış yerfıstığı görünümünde olan bir adamın katiyen hiçbir malın promosyonunda, o mal yerfıstığı da olsa, yer almamasının gerektiğini de kesin olarak gösterdi.
Devlet, Kürtlerin bundan böyle güzel kokmaları yolunda bir karar almış bu kesin. Bunu Cumhurbaşkanı'nın basın danışmanının verdiği işaretlerden anladık da şimdi asıl karar verilmesi gereken zor konu, açılımın sonunda Kürtlerin hangi parfümü kullanarak güzel kokacakları meselesidir. Cumhurbaşkanı'nın basın danışmanı gazeteye verdiği seksi pozlarda (bir kabuklu yerfıstığının seksi olma çabası çok da acıklı bir şey değil mi?) Joop adlı parfüme özel önem verildiğini gösterdi. Şimdi devletin önündeki zor seçim Kürtlerin Joop mu, limon kolonyası mı, yoksa Armani mi kokacakları arasında resmi tercihin yapılmasıdır. Konu yakında Milli Güvenlik Kurulu'nun toplantısında tartışılabilir.
Bence basın danışmanının o haliyle ve tavrıyla modelliğine en çok yakışan koku aslında Old Spice'tı. Şimdi halimize şükredelim ki devletin resmi Kürt kokusu olarak Old Spice'ın promosyonunu yaptırmadılar resmi sözcülerine. Çünkü bu marka devletin resmi Kürt kokusu olarak kabul edilseydi ortalıkta Retro Retro kokan bazı Kürtler dolaşacaktı ki bu tahammül sınırlarını hayli zorlayan bir şey olurdu.
Herhalde bu önemli devlet kararının oluşmasında Başbakan'ın da dışlanmaması için olsa gerek. Hürriyet Pazar'ın 'İslami style' türdeki oksimoronunun yeni yazarı Ahmet Arsan da dün meseleye Burbery kokusunu anlatarak girdi. Devletin resmi bir kararı ve hangi konu olursa olsun resmi bir açılımı olduğunda Hürriyet Gazetesi'nin bunu dışında kalabilmesi mümkün olmadığına göre sözde açılımdan sonra resmi Kürt kokusunun hangisi olacağı konusunda şu an dört ayrı seçenek var.
Açılımda Kürtlerin tercihinin hangisi olacağını test etmenin de bir yolu var. Bundan sonra protesto yapmakta olan, panzerlere taş atan Kürt çocuklarının üzerine basınçlı su sıkılmasın. Onun yerine her defasında farklı bir parfüm sıkılsın. Böylece çocuklar protestodan sonra evlerine döndüklerinde anne ve babaları tarafından öpülüp sevildiklerinde onlar hangi kokuyu severlerse açılım sonunda devletin resmi Kürt kokusu da o olsun.
TARİHİ BİR FIRSAT KAÇIRILIYOR
Devlet, sadece Kürtlere açılım yapacak yerde hem Türklere hem Kürtlere aynı anda açılım yapsaydı (böylece kendilerinden başka herkese açılım yapılmış olan Türklerin bir açılıma muhatap olmak özlemi de giderilirdi) ve vatandaşlarının artık ter kokmaması yolunda bir resmi karar alsaydı ve yerfıstığı da gazetedeki promosyon konuşmasında parfüm yerine koltuk altı deodorantı pazarlasaydı çok daha hayırlı bir iş yapmış olurdu. İmkansız görünen başarılsa ve vatandaşların bundan böyle ter kokmaları önlenebilse, AKŞAM da büyük bir sosyal sorumluluk projesini başarmış olurdu ve belki de ödül bile alırdı.
ASLINDA HEYECANLIYIM
Bu yazıyı yazarken aslında hayli de heyecanlıydım çünkü pazartesi sabahına az kalmıştı ve ben CNNTURK sabah programında Ece Üner'in haftaya pantolon mu yoksa etek mi giyerek başlayacağını merak ediyorum ve etek giyerse boyunun ne kadar olacağını da tahmin etmeye çalışıyorum. Tercihinin doğru olması için adaklar filan adadım bakalım sonuç alabilecek miyim?
Bir diğer merak ettiğim konu da bir buçuk insanın sunduğu NTV Yazı İşleri programında medyanın zaten düşük halde olan düzeyinin daha da aşağıya çekilmesine nasıl katkıda bulunacağı hakkındaydı. Bunu merak ediyorum ama Ece Üner'in eteği konusunda olduğu gibi bu konuda pek bir heyecanım yok çünkü bu duruma bir sürpriz katiyen olamaz. Bir buçuk insan hafta içinde her gün düzenli olarak tartışmak için seçtikleri konularla, seçtikleri yazarlarla ve ağırladıkları konuklarla medyanın daha da kalitesizleşmesine ve aptallaştırılmasına aktif katkıda bulunuyorlar. Bu konuda militanlar gibi inançlı ve kararlı olduklarından bugün de beni hiç şaşırtmayacaklarını biliyorum.
Ahmet Hakan tatilde Ahmet Arsan nerede
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan bir süreliğine izine ayrıldı. Benim asıl merak ettiğim konu acaba gazetenin yeni yazarı Ahmet Arsan da aynı dönemde izne ayrılacak mı ve acaba Ahmet Arsan ile Ahmet Hakan tatilde buluşup konuşabilecekler mi, bir araya gelecekler mi?