AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-07-04

kategori2

Sınıfsız, imtiyazsız bir toplum muyuz?

Dershaneler çocuklara 'elit olma' ya da 'elit olmama' duygusunu aşılarken, Milli Eğitim duruma seyirci kalıyor...
İspark'a ait alanlarda otomobil hırsızları giderek artıyormuş. Arabayı sıkı sıkı kilitlerken yanıma gelen görevliye sordum; 'Durum nedir?' diye. Hem de muhabbet olsun.'Biz aşağı tabakayız abla, biz bilmeyiz, yetkilinin numarasını vereyim sana' demesin mi?
Delikanlı bunu öyle doğal söyledi ki, gayet normaldi onun için aşağılarda bir yerlerde olmak. Bir insan nasıl olur da kendini aşağı tabakada konumlandırabilir? Ona göre aşağı tabaka nedir? Kimlere aşağı tabaka denir? Aşağı tabakada olmaktan neyi kastetmiştir? Ter dökerek para kazanan, akşama ayakları şiş evine ekmek götüren, dürüst otopark görevlisi neden kendini aşağı tabaka olarak nitelendirdi? Ona bu duyguyu toplumun hangi değer yargıları yükledi diye düşünürken, size  alakasız gibi görünecek ama, dershaneler aklıma geldi. Hani şu çocuklarımızı SBS, OKS ve ÖSS'ye hazırlayan dershaneler. Hemen hepsinde 'Elit' adı verilen sınıflar olduğunu hatırladım. 'Elit' sınıfındakiler, deneme sınavlarında 'en çok soruyu doğru yanıtlayanlar' demek oluyor. Elit sınıfına gidenler, koridorlarda daha havalı yürürler. Diğer sınıftakileri bakışlarıyla ezerler. Küçücükler ama bunları yapmayı akıl ederler. Elit sınıfından çocuklar kantinlerde aşırılık yapabilirler, kimse onlara ses etmeye cesaret edemez. Dershanenin en iddialı ve yüksek skorlu öğretmenleri o sınıflara girer. Rehber öğretmen gözetiminde sınava hazırlanırlar. Ne o, çünkü onlar daha çok soruya doğru cevap vermişler. Çünkü dershanenin reklamını o çocuklar yapacaklar.
Milli Eğitim'in 'eğitimde eşitlik' ilkesi nerede kaldı? Takım ruhu taşıyan, ekip içersinde sorumluluk üstlenebilen, inisiyatif kullanabilen, liderlik özellikleri gelişmiş çocuklara ihtiyacımız varken, 12 yaşından itibaren elit ya da elit olmayan ayrımının yapılması, çocuklar arasında aşağılık duygusunun tohumunu tıpkı o otopark görevlisinde olduğu gibi atmaya yetiyor da artıyor bile. Eğitim kurumları dahi, elit olmama duygusunu çocuklara aşılamaktan kaçınmazken, toplumda farkında olarak ya da olmayarak ne yanlışlar yapılıyor ki, bir otopark görevlisi 'aşağı tabakayız biz' diyerek kendini küçücük ve önemsiz görüyor. 10.Yıl Marşı'nda 'Sınıfsız, imtiyazsız bir toplumuz' demiştik di mi?

BAĞIŞLANAN EVİN SEVABI
Evini Darüşşafaka'ya bağışlayan teyze öldü ama, babasız ve muhtaç çocukların yaşamını eğitimle değiştirmelerini sağladı...
Fenerbahçe'de bir apartman dairesi. Hayli zamandır boş gibi. Duvarlarda çerçeve izleri var. Paslı çiviler,  mutlu günlerin gülümseten anılarını uzun yıllar taşımış belli ki. Fotoğrafların çoğu siyah-beyazdı  kuvvetle muhtemel. Bir evlilik fotoğrafı mutlaka vardı aralarında. Gelin, Arnavut Kralı Majeste Zogu ile evlenen Macar Kontesi Apponyi'nin gelinliğinden öykünmüştü belki.  Duvağının aksine, başındaki ve elindeki çiçekler pek iddialı. Belki gidilmiş seyahatlerden de birkaç kare vardı... Clark Gable bakışlı, Robert Taylor suratlı genç adamın elini hafiften omzunda hisseden genç kadın, saçlarını rüzgara salıvermiş. İncecik kaşlarını kendisi çizmiş. Sarı saçları 'vak'lı; Marlene Dietrich misali. Birlikte gülümsemişlerdi objektife. Başka karede ip atlayan bir genç kadın. Sıkıca taranmış, kısa, dalgalı saçlı. Beyaz yarım kollu tişörtünü, beli  kemerli beyaz şortunun içine yerleştirmiş. Aynı genç kadın başka bir karede kumsalda tek parça mayosu ile poz vermiş. Başında puantiyeli bir eşarp. Fotoğraflar arasında çocukları ve torunları da var mıydı? Çok mu yalnızdı? Kimseciği kalmamıştı belki de. Katılanlar hayallerini araladı bir an, 200 bin, 300 bin 400 bin derken, kim bilir ne anılarla dolu apartman dairesi yeni sahibini buldu işte. Osmanlı'nın eğitim alanındaki ilk sivil toplum hareketi olan ve 146 yıldır babasız ve başarılı çocukları eğiten Darüşşafaka Cemiyeti, bir yardımseverin daha ölümünden sonra bağışladığı apartman dairesi ile dört gencin daha yaşamını eğitimle değiştirecek. Açık artırmayı kazanan da,  katılanlar da iç huzuruyla ayrıldılar Fenerbahçe'deki anılarla dolu bu evden.