AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-07-04
Global krize karşı alınan maliye politikası ve para politikası tedbirleri çerçevesinde, iktisatçılar arasındaki bazı teorik tartışmalar oluştu. Hatırlanacağı gibi, ülkeler dış talep ve iç talebin çökmesi ve finans kesiminin batması veya kabuğuna çekilmesi karşısında kalınca, bütçe açıklarını büyütmek ve kamu borç oranını artırmak ve para politikası musluklarını da sonuna kadar açmak zorunda kalmışlardı. Gelişmekte olan ülkeler arasında ise şanslı olanlar ile şanssız olanlar eşit oranda idi. Bu ortamda çeşitli polemikler gündeme gelmişti. Kapitalist piyasa sistemi neden bu kadar çok dalgalanma ve kriz üretiyordu? Acaba sonunda 'piyasa kapitalizmi' de ortadan kalkıyor ve devlet kapitalizmi mi geliyordu? Yoksa daha da ilginci, 'Marksizm'in zamanı' yeniden mi gelmişti?
Bu tür sorulara cevap arayan bir kitap, 2009 yılında, yani birkaç ay önce, Princeton Üniversitesi'nden yayınlandı. Yazarları, U.C.Berkeley ekonomi profesörü olan ve 2001 yılı Ekonomi Nobel Ödülü sahibi George Akerlof ile Case-Shiller Endeksi denen gayrimenkul fiyatları endeksinin yaratıcısı ve Yale Üniversitesi profesörü Robert Shiller! Kitabın adı ise 'Animal Spirits' (bu kelime dilimize 'Hayvani Ruh' adı ile tercüme ediliyor). Kitap insan psikolojisinin global kapitalizmi nasıl etkilediğini, yönettiğini ve krize sürüklediğini vurguluyor.
Kitabı okudum. Kitap 1929-33 arasındaki büyük depresyondan işe başlıyor. Büyük depresyon sadece yüzde 25 işsizlik ve ekonomik çöküş getirmemiş, ortaya çıkan global güç boşluğu, 2. Dünya Savaşı'na yol açarken 50 milyon kadar insan hayatlarını gereksiz yere kaybetmişlerdi. Büyük depresyon felaketi sonrasında , J.Maynard Keynes 1936 yılında 'The General Theory' adlı eserini yayınlamış ve ülkelerin devlet eli ile borç alarak nasıl harcamalarını arttırabileceklerini ve böylece işsizlik ve üretim, yani kısaca genel talep zafiyeti sorununu ortadan kaldırabileceklerini gündeme getirmişti. Bu tavsiyeleri ABD'de H.Hoover ve F.Roosevelt tarafından, tam anlaşılmasa da, uygulanmıştı. Böylece 1940 yılına gelindiğinde Keynes reçetesi standard makroekonomik reçete haline gelmişti. Ancak Keynes'in 'Genel Teori' adlı eserinin, açık bütçe ve gevşek para politikası tavsiyelerinin yanında içerdiği bir diğer mesaj da pek fark edilmemiş, dikkat çekmemişti. Keynes kitabında klasik iktisadın 'rasyonel insan' kavramına da itiraz etmekte idi. Keynes birçok ekonomik faaliyetin rasyonel ekonomik nedenlerle yapıldığını kabul etmekle beraber, 'animal sprits' adını koyduğu irrasyonel yaklaşımların inkar edilemeyecek kadar büyük bir katkı yaptıklarını ve insanların salt rasyonel ekonomik motivasyonları olmadığını ve bugün gözlemlediğimiz ekonomik dalgalanmaların temel kaynağının da bu tür irrasyonel insan davranışları olduğunu vurguluyordu. Keynes'e göre büyük işsizlik ve daralma dönemlerini, önemli ölçüde bu tür 'hayvani insan yaklaşımlarına' borçlu idik. Aslında, örneğin Descartes, antik çağda düşünür Galen'den gelen 'animal spirits' kavramının tıpta kullanımını, 1664 yılında üçe ayırmış, spritus vitalis (kalpten gelen), spiritus naturalis (ciğerden gelen) ve spritus animalis (beyinden gelen) diye geliştirmişti.
Nasıl klasiklerde Adam Smith'in 'görünmeyen eli' piyasa ekonomisindeki “stabilitenin kaynağı' idi ise Keynes'in 'animal spirits kavramı' da piyasa ekonomisindeki dengesizliklerin kaynağı idi ve makroekonomik modellemeye alınmalıydı. İşte bugünün makroekonomik yaklaşımında bu faktöre dikkat edilmemesi yukarıda adını verdiğim kitabın yazarlarına göre en önemli teorik zayıflık.
Keynes, önce Richard Kahn tarafından gündeme getirilen 'multiplier' yani çarpan kavramını teorisinin temel öğesi yapmış ve kitabı basıldıktan bir yıl kadar sonra da J.R. Hicks 1937 Keynes'in matematik bir özetini yayınlayarak tartışmanın kolayca anlaşılır hale gelmesini sağlamıştı. Ancak 'multiplier' veya çarpan etkisi (yani küçük bir çabanın peş peşe zincirleme reaksiyonlarla büyüyüp dev oranda etkili olması) sadece parasal harcamalar için geçerli değildi. 'Güven' veya 'güvensizliğin' de çarpanı olabiliyordu.
İngilizce'de güven kelimesinin karşılığı 'trust' veya 'confidence' kelimeleri olarak alınabilir. 'Fido' Latince'de güven demek. Başka bir açıdan bugünkü krize kredi sorunu diyenler de var. Kredi kelimesi de Latince'de 'Credo' yani 'inanıyorum' sözünden gelmekte. Aynen küçük bir devlet harcamasının bugün her ders kitabında giderek büyüyen miktarda harcama zinciri yaratarak etki etmesi benzeri, güven veya güvensizlik de bir kere başladı mı insandan insana ağızdan ağıza yayılarak, büyük etki yaratıyor. Hele bugünün internet ortamında güvensizliğin yayılma hızı sıfır maliyetle sonsuza çıkabiliyor. Yani güven çarpanı da çok büyük!
Peki 'animal sprits' sadece güven ile mi ilişkili? Akerlof ve Shiller 'confidence' yani güven yanında, fairness (adillik kaygıları), corruption (rüşvet ve sahtekarlık), antisocial activity (antisosyal ve sapık davranışlar), money illusion (nominal değerlendirme), veya sense of reality (gerçeğin esas ne olduğuna dair hikaye ve inançlar) gibi hislerin ve kavramların, dengesizlikler yaratabileceğini Keynes'in yaklaşımından esinlenerek gündeme getiriyorlar.
Bu kitap önemli ve makroekonomi teorisinde ne yöne gidilmesi gerektiğini gösteriyor. Okunmalı!