AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-07-04

kategori2

Afrika toprakları kapışılıyor!

2050 yılına yaklaşıldığında dünya nüfusunun 10 milyar dolaylarında olacağı tahmin edilmekte. Bu nüfus artışı ortamında, enerji, su ve tarım ürünleri giderek stratejik önem kazanmakta.

Son Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Afrika, Latin Amerika, Orta Asya ve Güneydoğu Asya'da tarım toprağının hızla el değiştirdiği, yabancı ülkelere ait özel teşebbüs veya devlet sermayesinin büyük tarım yatırımlarına giriştiği gözlemlenmiş. FAO (Dünya Gıda ve Tarım Organizasyonu) ve IFAD (Uluslararası Tarım Geliştirme Fonu) tarafından hazırlanan rapora göre büyük toprakların el değiştirmesi, genelde yatırımcı ülkelerin gereksinim duydukları gıda üretimini güvene almakta, fakir ülkelerde işsizliği azaltmakta, altyapı yatırımlarının ve tarım üretiminin artmasına sebep olmaktadır. Ancak, gene bu çalışmaya göre, yerli halk, toprak dağılımındaki karar mekanizması dışında tutulduğu ve toprak üzerindeki hakları koruma altına alınmadığı takdirde, bu uygulamadan büyük zarar görecektir.
IIED (Uluslararası Çevre ve Gelişme Enstitüsü) raporuna göre, 2004 yılından beri yalnızca Afrika'da, 2,5 milyon hektar ekilebilir toprak yabancı yatırımcıların eline geçmiştir. Bu miktar hızla yükselmektedir.
Önümüzdeki 40 yıl içerisinde Afrika kıtası nüfusuna bir milyar kişi daha ekleneceği düşünülürse, doğal kaynakların yönetim şeklinde acil değişiklikler yapılmadığı takdirde, giderek derinleşen bir gıda krizi ile karşılaşılacaktır. Yayılan hastalıklar, toprak kalitesinin bozulması, erozyon, kuraklık ve iklim değişikliği Afrika'nın bazı bölgelerinde tarımsal üretim veriminin % 50 oranında düşmesine sebep olmuştur.  
Afrika ülkelerine, bir taraftan gıda maddeleri üretimi için zengin ülkeler tarafından büyük yatırımlar yapılırken, diğer taraftan da aynı Afrika ülkelerinin halklarını açlıktan kurtarmak için, neredeyse daha fazla maddi tutarda gıda yardımı yapılmaktadır. Çarpıcı bir örnek Suudi Arabistan'ın, kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla, Etiyopya'da buğday yetiştirmek için yaptığı 100 milyon dolar tutarındaki yatırımdır. Buna karşılık WPF (Dünya Gıda Programı) kanalıyla aynı ülkeye 116 milyon dolar tutarında gıda yardımı yapılmıştır.
Benzeri yatırımlara olumlu gözle bakanlar, yeni tohumların ve yeni tekniklerin, bu yolla, yıllardır yatırım sermayesi eksikliği çekmiş fakir ülke tarımına girdiğini söylemektedirler.
Bu yatırımlara karşı gelenler ise, olayı 'toprak yağması' olarak adlandırmakta ve paralı ülkelerin ihtiyaçları olan gıda maddelerini dünya pazarından almak yerine, toprak satın aldıkları ülkelerin çiftçilerini nesillerden beri sahip oldukları ve işledikleri topraklardan uzaklaştırarak, onları açlığa mahkum ettiklerini ileri sürmektedirler. Yalnızca Sudan'da, Güney Kore 690.000 hektar, Birleşik Arap Emirlikleri 400.000 ve Mısır 400.000 hektar toprak satın almışlardır. Çin, Kongo'da bio-yakıt üretimi için 2,8 milyon hektar toprak aldıktan başka, Zambia'da da aynı amaçla 2 milyon hektar toprak almak için görüşmeler yürütmektedir. Tahminlere göre 2009 yılında Afrika'da tarımda çalışmakta olan Çinli sayısı bir milyona erişecektir.

IFPRI (Uluslararası Gıda Politikası Araştırmaları Enstitüsü) tespitlerine göre, 2006 yılından beri yabancı ülkeler Afrika'da 15-20 milyon hektar toprak alımı için görüşmeler yapmıştır. Bu alan Fransa'nın tüm tarım alanına eşittir. 2007 yılı sonuna kadar yapılan yatırım tutarı 30 milyar dolardır. Bu tutarın 14 milyar doları Sudan'a yatırılmıştır. 1.000 hektar üzerinde uygulanan proje sayısı 184 adettir.

İyi bir uygulamayla hektar başına yaklaşık 2 ton buğday üretildiği düşünülürse, söz konusu olan miktar 30-40 milyon tondur. Bu da 220 milyon tonluk dünya üretiminin yaklaşık % 20'si kadardır.