AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-07-04
Önceki gün Başbakan ile Genelkurmay Başkanı'nın baş başa görüşmesini düşünürken Forrest Gump filminde kullanılan bu müthiş cümle aklıma geldi: 'Hayat içi değişik türdeki çikolatalar ile dolu bir kutuya benzer, siz sizin payınıza ne düşeceğini hiç bilemezsiniz.'
Evet o konuşmada gerçekte nelerin görüşüldü ve sonucunun ne çıkacağını ancak yaşayarak öğreneceğiz. Hasan Cemal gibi araştırıcı gazetecilerin varlığına rağmen konuşmayı sızdırmak pek kolay değil. Dolmabahçe görüşmesinde de böyle olmuştu bunda da böyle olacak.
Bu gibi durumlarda ben hep keşke Forrest Gump veya Zelig gibi olsam da hiç beklenmedik mekanlarda ve anlarda ortama tamamen uyum sağlayan tavır ve görünümle dikkati üzerime çekmeden bulunabilsem diye düşünürüm.
Düşünsenize Başbakan ve Genelkurmay Başkanı gizli kalacağını sandıkları görüşmeye oturmuşlar ben ise servis yapan garson olarak odada yadırganmadan dolaşıp duruyorum. Görüşmeyi baştan sona izliyorum sadece tek bir teknik sayılabilecek arıza oluyor şaşı ve sakar olduğumdan Başbakan'ın da Genelkurmay Başkanı'nın da kucaklarına sıcak çay döküyorum. Ve ikisinin de penisi haşlanıyor.
Bu kendi başına pek önemli değil de dışarıya çıktıklarında onları bekleyen gazeteci ordusu kim bilir neler düşünecektir. Hem Genelkurmay Başkanı'nın hem de Başbakan'ın önü ıslak olarak odadan çıkmaları hayli dedikoduya yol açacaktır sanırım.
Aslında Forrest Gump olmak değil de Zelig olmak bana daha çok uyuyor.
Çünkü Zelig'i Woody Allen canlandırmıştı ve Zelig de benim gibi herkes tarafından onaylanmak arzusuna sahip olduğundan bulunduğu ortama tamamen uyum sağlamak için şekil değitirebiliyor. Ben de örneğin ulusalcılarn bulunduğu ortamda Hitler gibi konuşup tavırlar alabilirim. Karşı tarafın ortamında da öyle bir değişirim ki sonunda bana dayanamayıp 'Hacı' veya 'Hocam' diye hitap etmeye bile başlayabilirler. Onların bulunduğu ortama tam uyum sağlamak için sesim bile kısıklaşabilir, çay içerim, zevksiz giyinirim, espriden anlamamaya başlarım falan filan.
Olmam gereken ortamlarda dikkat çekmeden bulunmak için Zelig olmak bana uyuyor ama bu defa Forrest Gump olmak istedim.
BEYLER ÇİKOLATA YİYİN
Çünkü o ikisine bir kutu çikolatadan ikramda bulunmak ve Gump'ın o meşhur sözünü tekrarlamak istiyorum. Kim bilir belki lafı duyduklarında akılları başlarına gelir, bunu denemek gerekiyor. Acilen müdahaleye ihtiyaç var.
Çünkü ikisi de bir şeyler yapıyor ama ne yaptıklarını tam bildiklerinden pek emin değilim. Dahası yaptıklarının sonucunda varılan nokta ikisinin de arzuladığı sonuç olmayabilir. İkram edeceğim çikolatayı yerken bunu düşünseler iyi olurdu.
PEKİ YA BÖYLEYSE?
Peki ya şu olursa ne yapardım ben Forrest Gump olarak bilmiyorum ki. Tüm gazeteciler ve başta Reha Muhtar olmak üzere medyamızın en büyük beyinleri gizli tutulan görüşmenin şifrelerini çözmeye çalışırlarken, çok önemli hayati konuların tartışıldığı sanılan toplantıda ya sadece aşağıdakilerden bir tanesi gerçekleşmiş olsaydı acaba ne olurdu?
1- Başbakan, Genelkurmay Başkanı ile iki saat süren hararetli bir tavla oynamış olsaydı; toplantıda edilen kelimeler sadece hep yek, düşeş ve marstan ibaret olsaydı.
2- İkisi saatlerce kimin penisinin daha uzun olduğu yolunda kavga etselerdi, hatta ölçme yarışı için oda servisinde bulunan kişiye bir cetvel alıp gelmesini söyleselerdi... Cetveli alıp odaya girdiğimde yaşadığım terörü size anlatamam, lanet olsun Forrest Gump olabilme yeteneğime bir daha katiyen istemiyorum. Hangisininki daha uzun çıktı anlatamam çünkü devlet sırrı bu.
3- Odada çaktırmadan bulunmakta olan Forrest Gump açısından olabilecek en güzel şey de bu maddede yazacaklarım olurdu. İkisi 'Yahu ikimiz de yorulup duruyoruz, karılarımız da başımıza çökmüşler, gel toplantı yapıyoruz ayağına iki kadın çağıralım şuraya rahatça bir eğlenelim, rahatlayalım' deseler ve bunu yapsalar, çok eğlenceli olurdu bu benim açımdan. Çünkü ben toplu seks seyretmekten acayip zevk alabilirim.
Mutlaka biliyorsunuzdur, toplu seks partilerinde çok sık olan kazalardan birisi erkeklerin yanlışlıkla birbirlerini ellemeleridir. Bir de bu olsaydı Forrest Gump her türlü riski göze alıp odada kahkahayla gülerdi herhalde.
Forrest Gump için bundan bile daha da komik olabilecek ne olurdu biliyor musunuz, gizli görüşmede sadece üstteki üç maddeden bir tanesinde yazdıklarımın olduğunu gözlerimle görüp bilmeme rağmen Hasan Cemal'in gizli görüşmenin şifrelerini yazması çok ama çok komik bir şey olurdu. Üstelik onun yazdıklarını ekranda tartışırlardı bile. Mehmet Altan'ın, Ahmet Altan'ın ve Eser Karataş'ın hiç yaşanmamış hiç edilmemiş laflara dayanarak asker aleyhine konuşmaları da rutin olmakla birlikte yine de kömik olurdu bence.
DÜN MGK'DA
Bir gün önce yaşadıkları kendisini kesmeyen hızını alamayan Forrest Gump yaver görünümü alıp MGK'nın bir bölümünü de izledi. Devlet sırrı olan bölümü açıklayamaz tabii ki, ama gazeteciler görüntü alıp çıktıktan sonra MGK üyelerinin tümünün hep birlikte aniden 'aramızda dağlar var, he güley he güley kurbanım, ben sana nasıl gelim şengüley şengüley kibarım' türküsünü büyük neşeyle söylediklerini açıklamakta bir sakınca yoktur inşallah. Askerlerin türkü söylemekten pek mutlu olmadıkları yüzlerinden okunuyordu. Bülent Arınç bir ara kendisini tutamadı masanın üstüne fırladı ve göbek attı. MGK toplantılarının demirbaşı haline gelmiş olan içi meyve suyu dolu şişelerden bazıları devrildi onun yüzünden (ben bu şişelerin içindeki meyve sularının yılda sadece bir kez değiştirildiğini düşünüyorum) çünkü meyve suyu içen bir MGK üyesini gören de olmamış bugüne kadar. Türkü söylemek gibi önemli işi yaptıktan sonra MGK teferruatları konuşmaya başladı bu arada Cumhurbaşkanı Gül 'haydi birbirimize anayasa fırlatmaca oyunu oynayalım' dedi. Forrest Gump daha sonra konuşulan teferruat konularından sıkıldığı için aklında tutmamış konuşulanları.
(Bu arada Forrest Gump, MGK toplantısının başında ortamda son derece gay bir neşe olduğunu fark etmiş ve bazı üyelerin birbirlerine aşık olduklarını düşünüyor.)