AKŞAM GAZETESİ | Nihal Kemaloğlu | 2009-07-04

kategori2

Fotoğrafın dürüstlüğü

Kodak, Kodachrome renkli filmlerini artık üretmeyecek.    Fotoğrafta digital teknolojinin hızlı gelişimin bu kararda etkili olduğu ve Kodachrome filmlerin satış payının %1'e düştüğü belirtildi.
Böylece renkli film devri tarihe karışıyor.
Renkli filimler ve karanlık oda geçmişte kalacak.
1935 ABD'de Eastan Kodak tarafından üretilen renkli filimler fotoğrafçılıkta bir devrim etkisi yapmıştı.
Ama muhafazakar fotoğrafçılar renkli filmleri kolay benimsememiş ve siyah beyaz çekime bir süre devam etmişlerdi.
Kodachrome 64 filmlerin doygun renkleri eski bir teknolojiyi hatırlatacak.
Şimdi aydınlık oda zamanı, karanlık oda kimyası da gerekmiyor. 
Teknolojik değişimlere tabi olan fotoğraf  günümüzde digitalizmin de ayrılmaz parçası.   
Digital ortamda analog görüntüden sayısız verinin üretimi mümkün.
Tekil bir yaratı olan fotoğrafın, mekanik olarak çoğaltılmasının yanı sıra bir dolu teknolojik muameleyle nesnelliği de değiştirilebiliniyor.
Fotoğrafın bize verdiği gerçeklik digitalize bir temsil olabiliyor.
Oysa fotoğraf zamanın içindeki tekrarlanamaz bir anın ışık, mekan ve fotoğrafı çeken bakışla buluşmasıydı.
Bu biricik an günümüzde kopyalamadan illüstrasyona kadar geniş bir alanda farklılaştırılarak yeniden üretiliyor.
O zaman da fotoğrafın inandırıcılığı ve güvenilirliği azalacak mı?
Tekilliğini ve özgünlüğünü hızla kaybeden fotoğrafların yine hızla sanal ortamda tükenmeleri de kaçınılmaz bir durum.
Belgesel fotoğrafların hayata ve zamana yaptığı şahitlik bitecek mi? 
Amerikalı bir grup fotoğrafçı 'dürüst fotoğraf' hakkında bazı değerler oluşturmuşlar.
Tek bir kareden oluşan, bilgisayar teknikleriyle oynanmamış, içeriğini etkileyecek ışık ve filtreler kullanılmamış,orijinal mekanla ilişkisi koparılmamış fotoğrafın arayışındalar.
Digital teknolojinin ulaştığı düzeyde belge, görüntü ve fotoğraflarla yapılan müdahalelere her gün yeni bir uygulama katılıyor.
Teknolojinin gelişimi etiği hep sollayarak oluyor.
Etiğin sınırları daha sonra belirleniyor.
Gerçeğin çeşitli temsilleriyle sarılmış insan gün be gün gerçeklikten uzaklaşıyor.
Hem sanat hem zanaat olan fotoğraf hem estetik hem etik kaygıları bir arada barındırıyor.
Fotoğrafın geçmişteki gücü, tarihin akışını etkileyecek şahitliği, gelecekte nasıl etkilenecek?
Fotoğrafın yaydığı zaman duygusu aynı sahicilikle bizi vurabilecek mi?
Gerçekten tekrarlanamaz o anın görüntüsü olarak algılayabilecek miyiz?
Fotoğrafın sahihliğini duyabilecek miyiz?
Tarihi bize veren fotoğrafların anlatım şiddeti bazen kitaplardan daha fazla oluyordu.
Paul Simon çok bilinen Kodachrome şarkısında şöyle diyor;
'Bize şu hoş parlak renkleri verdiler.
Bize yazın yeşillerini verdiler.
Tüm dünyanın güneşli olduğunu düşündürdüler.'
Bize verilen dünyanın ışık ve renginde bir problem var gibi gelmiyor mu size?