AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-07-04

kategori2

Geleceğin test çocukları

Şu aralar öğrencilere 'nasılsın?' diye sorulduğunda bir tuhaf bakıyorlar adamın suratına...
Sınavlar nihayet bitti. Yani şimdilik bitti. Şu aralar öğrencilere 'nasılsın?' diye sorduğunuzda bir tuhaf bakıyorlar adamın suratına. Şimdikiler test çocukları. 'Nasılsın?' sorusunun peşinden hemen şıkları da sıralamak gerekiyor: a) İyiyim b) Berbat c) B..ktan d) Hepsi. Sorduğunuz öğrenci komşunun çocuğuysa eğer, ayıp olmasın diye a) İyiyim diyor. Bir de sınavdan taze çıkmış yeğeninize ya da yakın arkadaşınızın çocuğuna sorun bakalım, tereddütsüz yapıştırıyor cevabı; c) B...ktan. En fenası, d) Hepsi diyen çocuklar... Bunlar sınav yükünden kurtulduğu için kendini iyi hissederken, sınav sonuçlarının heyecanından mideleri bulanan, gazetelerde çarşaf çarşaf ilan edilen birincileri gördükçe de ailelerine ve öğretmenlerine karşı kendilerini gerçekten 'boktan' hissedenler.
Bu yılki SBS henüz belli olmadı. Özel Yabancı Okullar Sınavı'nın ise 52 birincisi var. Bu kadar çok birincisi olan sınav yaşamadık hiç. Bunda soruların kolaylığı değil, öğrencilerin uykuda dahi soru çözer hale gelmeleri etken olmuş olabilir. Sene boyunca okuldaki dersler, eve gelen özel hocalar ve hafta sonları gidilen dershanelerle öğrencinin soruyu yanlış yanıtlama ihtimali giderek zayıflıyor. Artık özel hocalar da, dershaneler de yüzlerini boyayıp, mızrak ve kalkanlarını kuşanıp, öğrencileri de yanlarına alarak sınav alanına çıkmanın yollarını iyice öğrendiler galiba. Böyle giderse sınava katılanların hepsi sınav birincisi olacak. Milli Eğitim'in işi zor görünüyor. Artık Bakanlığın da gece gündüz çalışması gerekecek. Çalışıp en zor soruları hazırlayacaklar. Akla hayale gelmedik sorularla çocukları eleme yoluna gidecekler. 'Abdülmelik Dönemi'nde basılan ilk İslam parasının boyutları ile ön ve arka yüzeylerindeki resimler' sorulabilir mesela. Ya da 'Hz. Muhammed Mekke'den Medine'ye Hicreti sırasında ne giymişti?' gibi hayati önemde bir soru da çocukların çoğunu elemeye yetecektir. Böyle binlerce abuk soru hazırlamak lazım ki sınavları hepsi kazanamasın. Asıl kazananın  kim olduğunu zaman gösterecek nasıl olsa!

GÜNDE 1010 SORU MU DEDİNİZ?
Geçen hafta gazete sayfalarında bolca okul ve dershane reklamı yer aldı. 'Bilmem kaç yıllık okuluz, 100 tam puanla şu kadar öğrenci çıkardık, ilk 50'de olan öğrenciler ile ilk 100'de olanlarla gururlandık' diye dev puntolarla ilan vermişler.  Özel bir kolejden bir mail geldi bana. 100 sorunun tamamını doğru yanıtlayan bir öğrencileri üzerinden reklam yapıyorlar. Öğrenci günde  1010 soru çözmüş. Her sorunun  1 dakikada yanıtlandığını düşünürseniz, yaklaşık 17 saat yapar. Bu çocuk, ne zaman uyudu, ne zaman yedi, ne zaman yediklerini çıkardı? Bir eğitim kurumu bu durumu nasıl sağlıklı bulabilir, nasıl bunu reklam malzemesi yapabilir? Anlamak mümkün değil.
Birilerinin bu çok bilmiş okullara açıp sorması gerekir; bunca yılda yetiştirdiğiniz öğrencilerin kaçı bilim adamı oldu, kaçı Nobel ödülü aldı, kaçı uluslararası bir ödüle değer bulundu diye... Ama biz sormayı bilmeyen bir milletiz, sadece sorulara cevap veririz, o kadar.

O, BURADA OTURMUYOR...
Bİr gazete, Başbakan Erdoğan'ın Çamlıca Saklıbahçe Konakları'nda villası olduğunu 4 yıl önce kamuoyuna duyurmuştu. Geçen hafta ilk sayfadan 'Saklıbahçe'den 5 villa aldığını, biz 4 yıl önce yazmıştık' diye Çamlıca Saklıbahçe Konakları'nı yeniden gündeme getirdi. Dört yıldır, ev adresimi çeşitli vesilelerle yazdırmam gerektiğinde hep 'Ooo, Başbakanın komşusu musunuz?' sorusuyla karşılaştım. 'Hayır' dedim ama güvenlik dolayısıyla sakladığım düşünüldü ki, bakışlarda çoğu kez inandırıcı olamadığımı fark ettim. Bu süre içerisinde de komşularımın hemen hepsine kuşkuyla baktığımı söylemeliyim. Kiminin maçoluğunu benzettim, 'Başbakan'ın yeğeni olabilir' dedim, kiminin evinin önünde arabalar birikti 'Hah işte partililer doluştu' dedim. Komşuluk hatırına, şöyle bi rahat rahat AKP'ye çatamadım bile. Bazen de dayanamayıp, adrese gider belki diye, estim, püfürdüm. Ama artık söylemem lazım, komşularımın hepsini çok iyi tanıyorum ve bizim buralarda ne Başbakan oturuyor ne de annesi Tenzile Hanım. Söz konusu gazeteyi mahcup etmek istemezdim ama rahatım ve huzurum için, ben de buradan kamuoyuna duyurayım dedim; 'O, burada oturmuyor!'

Yoğurtlu patlıcan gömmesi
Malzemeler: 6 adet patlıcan, 1 kg taze koyun yoğurdu, 1 baş sarımsak, 200 gram taze tereyağı, tuz, 20 gram acı toz biber (Yanında yemek için tere, taze soğan, taze nane, taze biber ve maydanoz)
Hazırlanışı: Patlıcanları rasgele bir-iki yerinden delerek ateşte közleyin, soğuyunca soyun ve iri iri kıyın. Yağın dörtte üçünü bir tavaya koyup eritin. Yağın üzerine ince ince kıyılmış sarımsakları dökün ve sarartın. Közlenmiş patlıcanları da tavaya koyun ve hepsini birlikte fazla örselemeden tavada kızartın. Tuz ilave edip hafifçe karıştırın. Yoğurdu da üzerine ekleyin ve hafifçe kaynatın. Servis tabağına aldıktan sonra, kalan yağı tavada eritip acı toz biberi yakmadan köpürterek yemeğinizin üzerine gezdirin. Yanında yeşillikler, tere, taze soğan, nane, biber ve maydanoz eşliğinde afiyetle yiyin.