Deniz Ülke Arıboğan deniz.ulke@aksam.com.tr

kategori2

Müslümanlar niye kıymete bindi?

Obama'nın Kahire'de yaptığı konuÅŸmanın ardından bolca metin çözümlemesi yapıldı. Ne dedi? Neyi derken aslında ne kastetti? Nerede dedi? Nasıl dedi? vesaire. HoÅŸ bir tartışmaydı esasında.
Lafa 'Esselamu aleyküm' diye baÅŸlaması, Kuran-ı Kerim'den alıntılar yapması ve ABD'nin İslam ile savaÅŸ halinde olmadığını vurgulaması İslam dünyasında da sıcak rüzgarlar estirdi. Tüm bunlara BaÅŸkan'ın kiÅŸisel karizmasını ve 'Hüseyin' profilini de ekleyince ABD'nin Müslüman dünya ile olan iliÅŸkilerinde yeni bir sayfa açmaya muktedir olabileceÄŸini söyleyebiliriz. Kısaca 11 Eylül sonrası üretilen İslamofobik paradigmanın artık çöpe atılma zamanı geldi gibi görünüyor.
Peki, neden böyle bir açılım yapmaya ihtiyaç hissedildi? Neden ÅŸimdi? Ne deÄŸiÅŸti de 11 Eylül sonrası İslam dünyasını bir düÅŸman gibi gören ABD, bir anda yön deÄŸiÅŸtirmeye karar verdi? ABD BaÅŸkanı, DışiÅŸleri de dahil, tüm kadrolarıyla Müslüman dünyasına yönelik ısınma turları atmaya baÅŸladıysa bunun bir nedeni olmalı deÄŸil mi? Üstelik İslam dünyasına yönelik bu ilgisinde tek başına da deÄŸil.
Mesela Rusya BaÅŸbakanı Vladimir Putin, İslam dünyası ile yakınlaÅŸma giriÅŸimlerine birkaç yıl önce baÅŸladı. 2005 yılında İslam Konferansı Örgütü'ne (İKÖ) katıldı ve kendisini 25 milyon Müslüman'ın yaÅŸadığı bir ülkenin lideri olarak, İslam ailesinin bir ferdi kabul ettiÄŸini söyledi. Putin'in 'İslam Dünyası ile YakınlaÅŸma' politikasının destekçilerinden olan DışiÅŸleri Bakanı Lavrov'un geçtiÄŸimiz yıl 'Rusya Federasyonu'nun İslam dünyasının iyi niyetli dostu olmasının yanında, onun ayrılmaz bir parçası olduÄŸunu' deklare etmesi de çok önemli bir açılımdı.
İslam dünyası hem ABD'nin hem de Rusya'nın önümüzdeki dönemde özel ilgi alanı olacak gibi görünüyor. Peki, nasıl oldu da İslam dünyası bir anda bu denli önemli hale geldi? Bu  dev ülkeler deÄŸil miydi, Çeçenistan'da, Afganistan'da, Irak'ta Müslümanlarla dövüÅŸmeyi dış politikalarının ana ekseni haline getirip, terörizmle mücadele çerçevesine oturtan? Teröristler mi tükendi, savaÅŸlar mı bitti? Ne oluyor bu dünya liderlerine, hepsi hak yolunda yürümeye mi karar verdi?
Kanımca bu açılımları taktik deÄŸil, stratejik açıdan ele almak gerekiyor. Yani detayda deÄŸil, özde deÄŸiÅŸimler olacağını söyleyebiliriz. Nedenlere gelince ÅŸöyle bir özetleyelim:

1- 20. yüzyılın son on yıllarında baÅŸlayan devlet aygıtıyla, devlet olmayan küresel aktörlerin mücadelesi önemli ölçüde sonuçlandı. 11 Eylül terörizmi askeri alandaki, son ekonomik kriz ise iktisadi alandaki taÅŸları yeni baÅŸtan dağıttı, yeniden yapılanma operasyonu (ben buna küresel perestroika diyorum) tamamlandı. Uygarlıklar çatışması projesi bunun bir parçasıydı ve artık iÅŸlevi kalmadı. Yeni projelere ve yeni Huntington'lara da hazır olmak lazım. Kısaca bu aralar Müslümanlarla çatışmak out, MüslümanlaÅŸmak in.

2- Önümüzdeki dönemde büyük, küçük tüm ülkelerin iki temel sorunu olacak; Enerji ve gıda kanallarına ulaşım. İnsanoÄŸlu beslenen ve üreten bir yapıya sahip olduÄŸu için bu iki konunun, diÄŸer tüm ideolojik, ekonomik, kültürel kaygıların önüne geçerek, belirleyici nitelik kazanacağı söylenebilir. Dünyanın en büyük petrol rezervleri Müslüman coÄŸrafyalarda bulunuyor. BP istatistiklerine göre Suudi Arabistan'ın 36.3 milyar, İran'ın 19 milyar, Irak'ın 15.5 milyar, Kuveyt'in 14 milyar,  BirleÅŸik Arap Emirlikleri'nin 13 milyar ton kanıtlanmış petrol rezervi var. Bu potansiyel yalnızca ihtiyaç sahipleri tarafından kullanılmıyor. Aynı zamanda ihtiyaç sahiplerini kontrol altında tutmak isteyenler açısından da hayati bir iÅŸlevi var bu potansiyelin.

3- İslam ülkeleri yalnızca enerji kaynaklarının deÄŸil, potansiyel tahıl kuÅŸağının da merkezinde yer alıyorlar. Önümüzdeki dönemde yalnızca OrtadoÄŸu ve Asya'daki Müslüman ülkelerle deÄŸil, aynı zamanda Afrika'nın tarım potansiyeli yüksek ülkeleri ile de iliÅŸkiler kurmak son derece moda olacak. Bugün çok da göze görünmeyen Sudan, Mısır, Nijerya gibi Müslüman nüfusun yoÄŸunlukta olduÄŸu ülkelerdeki potansiyelin kullanımı çok önemli. Tarımsal yatırımlar yine dışarıdan gelse de, verimliliÄŸin artırılması, tarımda endüstriyelleÅŸme, çeÅŸitlilik, tarımsal pazarlama ve hatta markalaÅŸma gibi geliÅŸimlerle bu ülkelerin refah seviyelerinde sıçrama görülmesi beklenebilir.

4- ABD, Rusya ve hatta Çin'in Müslüman dünyasına yönelik bu stratejik yaklaşımı henüz Avrupa'ya yansımış deÄŸil. (İngiltere kendi tarihsel politikaları baÄŸlamında AB'den ayrı tutulabilir.) Onlar Müslümanların geriliÄŸi, demokratik kültürden uzaklığı, kadın hakları, karikatür krizleri gibi konularla ilgilenip, Türkofobia psikolojisi ile yana dursunlar, atı alan Üsküdar'ı geçiyor. Sarkozy'nin boyu, Berlusconi'nin çapkınlığı, Merkel'in kiloları derken, dünyanın yeniden tasarlandığını fark edemez durumdalar. GeçmiÅŸ olsun diyoruz.

5- Türkiye sadece enerji transit ülkesi deÄŸil, orta vadede arzcısı olabilecek durumda. Bu anlamda Türkiye'yi yalnızca kendisi olarak deÄŸil, doÄŸal uzantısı olan Kuzey Irak ile birlikte deÄŸerlendirmek çok daha doÄŸru olacaktır. Aynı alan tarım potansiyeli olarak da müthiÅŸ bir depodur ve dünya çapında arzcı niteliÄŸi vardır. Bu bakımdan Türkiye ve Kürtler mutlaka barışçıl ve akılcı bir uzlaÅŸma politikası geliÅŸtirmeli ve yeni dünyanın tasarımcıları arasına birlikte katılmalıdırlar.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3