Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

My Maykıl and Ceksın

ÇocukluÄŸumun elimden hiç düÅŸmeyen oyuncaklarından biri annemin Amerika'dan aldığı Barbie formunda bir Michael Jackson bebeÄŸiydi. Loafer'ları, beyaz çorapları, güneÅŸ gözlükleri de olan. Bütün bir yaz elimde düÅŸmedi. 'Thriller', 'Beat It', 'Billie Jean' kostümleri ayrıydı. Giydirir giydirir, çıkarırdım. İlk aldığım kaset de tabii ki 'Thriller.'
Tam da Michael Jackson kitabımı yazdığım dönem: GeçmiÅŸ yıllara ait bir ajandanın yapraklarına oradan buradan koparılan Michael Jackson fotoÄŸraflarını yapıştırır, altına kendimce müzik dünyasından haberler, yorumlar yazardım...
'Madonna'nın seninle deÄŸil de Prince'le düet yapması çok iÄŸrenç' gibi...
'Michael, senin eÅŸcinsel olduÄŸunu söylüyorlar, ama ben inanmıyorum' ya da... Çocuk aklı, korktuÄŸum ÅŸeye bak...
Aklıma arabayla yapılan bir Antalya yolculuÄŸu geliyor. 'Bad' yeni çıkmış. Yol boyunca otomobil teybinde dönüp duruyor. O zaman da, ÅŸimdi olduÄŸu gibi, bu albümde en sevdiÄŸim ÅŸarkı 'Man in the Mirror.' Anneme 'Dirty Diana ne demek?' diye soruyorum.O tatildekaset dinlenmekten yıpranmış, en sonunda da kopmuÅŸtu.
Disneyworld'e ilk gidiÅŸim, çocukluÄŸumdan beri MJ'in üç boyutlu filmi 'Captain EO'yu izleme hayalim var. Hafızamı zorluyorum, bir türlü emin olamıyorum. İzleyebildim mi, yoksa artık gösterimden kalktığı için hevesim kursağımda mı kaldı...
Belki de annemle bir akşam matinesinde beraber bir sinemanın balkonundan 'Moonwalker'ı izlememizle karıştırıyorum.
90'ların başı. Åžükran Günü. 'Dangerous' yayınlanmış. Annem var yine. AkÅŸam Åžükran Günü yemeÄŸine gideceÄŸiz. Yolda tutturuyorum: 'Bu gece almak zorundayız.' Amerikan banliyösünde bir K-Mart'a uÄŸruyoruz, elimde bir de kupon var. 7.99'a alıyorum ilk Michael Jackson CD'mi. Misafirlikte, bir evin televizyon odasına çekilmiÅŸ ve Discman'imden bütün gece 'Dangerous'ı dinlemiÅŸtim. Ezberleyene kadar.
'Black or White'ın klibi Fox'ta bir çarÅŸamba akÅŸamı yayınlanmıştı o yıl ilk kez. Ertesi gün okulda herkes birbirine 'It's black, it's white' diyordu.
1993'tü deÄŸil mi? 4 Ekim. İstanbul, İnönü Stadyumu. Saha içi bilet, dördüncü ya da beÅŸinci sıradayım. Bağırmaktan sesim kısılıyor. 'She's Out of My Life'ı ilk kez orada duyuyorum ve birden 'Off the Wall' dönemini atladığımı fark ediyorum.
Türkiye'nin radyo günleri. Power FM'de pazar geceleri program yapan Onur Kim adlı bir DJ 'Rock With You'yu çalıyor. Anonsunu hatırlıyorum: 'Bu adam bugüne kadar bundan daha iyi bir ÅŸarkı yapamadı.'
Ve o andan itibaren geriye doÄŸru keÅŸif. Motown'a giriÅŸ dersleri.
'HIStory' yıllarında da heyecanım dorukta. Yine annemle bir süpermarkete gidiyoruz ve çıktığı gün CD'yi alıyorum. Arabaya Discman'i baÄŸlamış dinliyorum. Kendi kendime 'Burada yollarımız ayrılıyor galiba' diye düÅŸünüyorum, annem yüz ifademden anlıyor, 'Pek sevmedin galiba' diyor. Belli etmemeye çalışıyorum.
O gün büyüyorum.
Sonraki yıllarda Michael Jackson'la aramız iyice açılıyor. Artık annesiyle gezen bir çocuk da deÄŸilim zaten. Bir ara, kendimi onunla dalga geçme trend'ine kaptırıyorum elbette. Onun 'alien' olduÄŸuna ciddi ciddi inanıyorum.
Fakat bir gün, bir barda 'Billie Jean' çalıyor. Bu benim için iade-i itibar günü. O günden sonra laf söyletmiyorum.
GeçtiÄŸimiz hafta, perÅŸembe günü, Londra'daki konserine bilet almam için bir ÅŸifre düÅŸtü inbox'ıma. BaÄŸlanıp almaya çalıştım, bir türlü olmadı. Sanki bir iÅŸaret gibi, bir gün sonra denerim diye vazgeçtim.
Gece Los Angeles'taki bir arkadaşımdan ölüm haberini aldığımda aÄŸlayacak gibiydim.
ÇocukluÄŸumun resmi ölümü buydu.
Ve hemen annemi hatırladım.
Michael Jackson'la ilgili her anım ucundan kıyısından annemle ilgili bir hikayeye de temas ediyor. Onu annemsiz düÅŸünemiyorum.
İki kahramanım, ikisi de artık yok. Demek ki ÅŸimdi çocukluÄŸumu kestirip tamamen atma vakti. Geçen gece 'Smooth Criminal' çaldı bir barda, bu ÅŸarkıyı dinlediÄŸim onca yılda hiç bu kadar hüzünlü gelmemiÅŸti kulağıma.
Bu arada soran olursa: Annie is not OK.

ÇeÅŸme yeme-içme raporu
1. Dost Pide: Tatil yörelerine gelince insanın kuÅŸbaşılı-kaÅŸarlı yiyesi geliyor galiba. Dost Pide, bölgenin bir numarası. Döneri ise eÅŸsiz.

2.
Granada: KaÅŸarlı köftesi muhteÅŸem. Tek kelimeyle açıklamak gerekirse. Böyle çıkacağını tahmin etmiyordum. İçinden peynir fışkırıyor.

3.
Sailors Bahçe: Geçenlerde bir kahve içmek için uÄŸradım, ısrar ettiler 'Bekle bekle kurabiye çıkıyor' diye... Bir lorlu kurabiyesi var, ben böyle bir lezzet yıllardır tatmadım.

4.
Yusuf Usta: ÖÄŸlen yemeklerinin vazgeçilmezi. Türkiye'de bu kadar iyi ev yemeÄŸi yapan yer az bulunur.

5.
Körfez ve Balıkçı Hasan: Dalyan'daki balıkçılarla aram iyi deÄŸildir ama Balıkçı Hasan'a sırf deniz mahsullü linguini yemek için gidilir. Evet balıkçıda makarna. Körfez'de Mustafa Denizli varsa, masasına çökülür ve hoca kendi elleriyle keÅŸfedene kadar 'balık sütü' yedirir.

Bir gazetecinin başarısı
Dost acı söyler, Mehmet Ali Birand baÅŸarısız oldu. Yenilemek, diriltmek için eline aldığı CNN Türk'te bir taÅŸ üstüne taÅŸ koyamadı. Yıllar önce Milliyet'i yönettiÄŸinde de olmamıştı. Medyada yaratıcılığa yol açmazsan, olacağı budur iÅŸte.
Yazık oldu, umarım eylül ayında toparlar.
Fakat bütün bu süreçte yeni baÅŸlayan bir program baÅŸarılı oldu: AyÅŸenur Arslan'la 'Medya Mahallesi.'
Medyada, yayın yönetmeni düzeyinde katılımın olduÄŸu, yazıiÅŸleri masalarından canlı yayın yapan ve herkese ama herkese eÅŸit söz hakkı tanıyan prestijli bir programa dönüÅŸtü Arslan'ınki.
Üstelik, Birand'ın onca engellemesine, kanaldaki imkansızlıklara raÄŸmen... Kamera bulamıyor mesela!
Nereden nereye...
AyÅŸenur Arslan, yakın zamana kadar Birand'ın beyninin yarısıydı. Ancak sonra baÅŸkalarının gazına geldi Birand, onu harcamaya çalıştı. Amatörlerle onun yerini doldurabileceÄŸini düÅŸündü. Ama baÅŸarısız oldu.
AyÅŸenur Arslan ise yılmadı, bütün imkansızlıklara raÄŸmen konuÅŸulan, tartışılan ve en önemlisi dik duran bir program yarattı.
Birand neden başarısız oldu da Arslan başardı biliyor musunuz?
Çünkü Arslan gazetecilikten vazgeçmedi. Soru sormaktan, gerektiÄŸinde tartışmaktan, yanıt alma arayışından sapmadı. 'Bir daha bana konuk gelmez, onu ağırlayayım' diyenler kervanına katılmadı. Gazetecilik yaptı...



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3