BildiÄŸimiz, bugüne kadar bize öÄŸretilmeye ve kamuoyunda oluÅŸturulmaya çalışılan imaja göre Fethullah Gülen söylemlerinde hoÅŸgörülü, barış ve kardeÅŸlikten yana. Ama bakıyoruz, baÅŸta 'Gatakulli' olmak üzere son zamanlardaki çıkışlarına, çok sert bir hava estiriyor. Barış ve kardeÅŸliÄŸin aksine, toplumsal kamplaÅŸmaya katkıda bulunan bir hava estiriyor.
Dahası, sessiz ve derinden büyüyen, kendisinden de çok fazla bahsettirmeyen Cemaat her zamandakinden daha fazla vitrinde. Özellikle Ergenekon sürecinde yaÅŸanan dezenformasyonda, sahte belgelerin merkezlerinde bir ÅŸekilde konunun dönüp dolaşıp devlet içindeki F-Tipi örgütlenmeye gitmesi dikkat çekiyor.
Aleni bazı operasyonlar da kamuoyunun bir bölümünde Cemaat'le ilgili soru iÅŸaretlerinin oluÅŸmasına sebep oluyor.
Cemaat'çi eÄŸitim modeline karşı çıkan Türkan Saylan'a uygulanan zulmün nasıl tepki topladığı ortada. Aynı ÅŸekilde laik bir üniversite kurmak için yola çıkan Mehmet Haberal'ın gözaltı, Bedrettin Dalan'ın aranması da baÅŸka tepki çeken ve Cemaat'le ilintilendirilen olaylar oldu.
DoÄŸal olarak Cemaat'e karşı da bir tepki oluÅŸmaya, sesler yükselmeye baÅŸladı.
Bu tepki mi Hocaefendi'nin söylemlerini sertleÅŸtirdi acaba?
Dikkat edin, bu sert söylemin yansımalarını Ergenekon soruÅŸturmasında son zamanlarda çok sık görmeye baÅŸladık. Devletin kurumları adeta bir satranç oynuyor, birbirine düÅŸürülüyor ve bu oyunda F-Tipi örgütlenmenin adı çok sık duyuluyor.
Dursun Çiçek'in tutuklanması ve tahliyesi bir milattır. Türkiye'yi tasarlama giriÅŸimcilerine karşılık hukukun üstünlüÄŸünün teyididir.
Bu kuÅŸkusuz birilerinin hoÅŸuna gitmez, birilerini kızdırır. Bu tahliyeye yönelik öfkeli söylemler Cemaat'e yakın yayın organlarında var.
DoÄŸrusu, Hocaefendi'nin sertleÅŸen sözleriyle birleÅŸtiÄŸinde ancak bir panik anlamlı kılıyor bu manzarayı.
Cemaat, eski gücüne ve etkisine sahip olmadığını, ciddi bir dirençle karşılaÅŸtığını görüp panikliyor belki de. Ergenekon davasının siyasileÅŸmesi sürecinin kendisinden bağımsız algılanamayacağını fark edip öfke söylemine baÅŸvuruyor olabilir.
Bakalım, bu süreç daha nelere gebe.
Sınıfsız gençlik üniforması
Batı'da üniforma bizdekinin tam aksi bir anlam taşıyor. Gençler devlet okullarına serbest kıyafetle gidiyor, özel okulara ise üniformayla. O üniforma elitizmin, okulun kültürünün, geleneÄŸinin ve ne kadar ulaşılmaz olduÄŸunun bir simgesi. Oysa bizde tektipleÅŸtirmenin ve daha küçücük bir yaÅŸtan itibaren insanların hizaya gelmesinin aracı.
Kaç çocuk saç jölesi, ayakkabısı, etek boyu yüzünden kapıdan döndürüldü kim bilir. O üniforma kaç kiÅŸiye 'İstediÄŸimiz gibi ol' mesajı verilmesinin vesilesi oldu...
Bakan Nimet Çubukçu, umarım samimidir üniformayı tarihe gömme konusunda. Kimsenin yapmaya yeltenemediÄŸi bir devrim olur; eÄŸer yapabilirse tarihe geçer, yapamazsa gücünün yetmediÄŸini anlarız.
Üniforma savunucularının en büyük dayanağı serbest kıyafetinin toplumsal eÅŸitsizliÄŸi körükleyeceÄŸidir.
Yıllardır ezbelenen büyük Türk yalanlarından biridir bu; pekala üniformada da eÅŸitsizlik mümkündür. Okul ceketinde, gömleÄŸinde, ayakkabıda 'marka' yok mu zannediyorsunuz?
Dahası, Türkiye o eski günlerdeki gibi deÄŸil... Bakın sokaklara, kafanızı uzatın ve sınıfsız bir toplum üniformasının sokakta yayıldığını göreceksiniz... Ve bu kostümün herkesi eÅŸitlediÄŸini de.
Converse ayakkabılar, blue jean... En fakirinden en yoksuluna kadar herkesin gardırobunda bulunan ve gençlerin en çok giydiÄŸi kıyafetler...
Yalıda oturan da, kapıcının çocuÄŸu da aynı kıyafetle sokakta. Ayırt etmek mümkün deÄŸil... Bu yeni eÅŸitliÄŸin, sokağın tektipleÅŸtirmeye itirazıdır...
Üniformasız okullarda çocuklar da bunları giyecektir, kendilerini eÅŸit kılan bu görünmez üniformayı...
Üniformasızlığı savunmakla beraber serbest kıyafete belli bir düzenleme getirilmesi gerektiÄŸine de sonuna kadar inanıyorum: Cinsellik ve ÅŸiddet mesajı veren kıyafetler, ırkçılık ve dini semboller taşıyan giysiler kesinlikle ama kesinlikle yasaklanmalıdır.