Ekonomik dengelerin 'yerinde' olduÄŸunu söyleyen ve 'etrafta kriz göremiyoruz' diyenlerle ayrı dünyalardayız.
Rakamlar da hayatın gerçekleri de 'derin bir krizi' gösteriyor.
Daha dün açıklanan verilere göre ABD son 26 yılın en yüksek iÅŸsizlik rakamına ulaÅŸmış, Avrupa Bölgesi son 12 yılın...
ABD ve AB, yani ekonomimizin damarlarına kan pompalayan iki ana güç kaynağı.
İlk çeyrekte biz yüzde 13 daraldık.
Bu rekor küçülmeyi haber aldığımızda Devlet Bakanı Egemen Bağış'la Brüksel'deydim.
Maliye Bakanlığı MüsteÅŸar Yardımcısı İsa CoÅŸkun yanımızdaydı, rakama inanamadı ve 'gitti bizim vergi gelirleri' diye iç geçirdi.
Ekonomi küçüldükçe vergi gelirleri buharlaşır.
Rakamların anlamı olmayabilir, sokaÄŸa çıkarsak insanların nasıl zorluk çektiÄŸini görebiliriz.
Neredeyse üç haftadır 'bir belge krizinden' ve onunla yakından ilgili 'bir yasal düzenlemeden' baÅŸka gündemimiz yok. Dün yine, 'BaÅŸbakanlık'ta sürpriz buluÅŸma', 'Çankaya'da formül zirvesi', 'Adalet Bakanı KöÅŸk'e çıktı' baÅŸlıklı son dakika haberleri televizyonlarda akıp durdu.
Aydın kesimin ilgisi normal, acaba geniş halk kesimleri bu konuyla ne kadar alakadar?
Böylesine tarihi bir olayı ister istemez takip ediyorlar, gazetelerin tirajlarına o merak bir ölçüde yansımışa benziyor ama gerçekte ne düÅŸünüyorlar, ne hissediyorlar?
BaÅŸbakan ne düÅŸünüyor?
YaÅŸananlardan BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan'ın da rahatsız olduÄŸunu anlıyorum. Hükümetin bütün çabasını ve dikkatini ekonomiye yöneltmeye çalıştığı bir dönemde gerginliÄŸin artmasından hoÅŸnut deÄŸil.
BaÅŸbakan'ın bir yakınıyla, bizim üç gündür gündemde tutmaya çalıştığımız 'kiralık iÅŸçiler' haberlerini deÄŸerlendirirken, geçen cumartesi günkü Hürriyet'ten bahsetti.
Vahap Munyar'ın yazısında KOÇ Holding Gıda ve Perakende Grubu BaÅŸkanı Ömer Bozer ve KOÇTAÅž Genel Müdürü Alp Önder Özpamukçu'nun ekonomik gidiÅŸata dair olumlu deÄŸerlendirmeleri vardı. Yazının sonunda Vahap'ın, 'durum böyleyse, ErdoÄŸan'a manzaranın 'kriz Türkiye'ye teÄŸet geçiyor' ÅŸeklinde görünmesi normal deÄŸil mi?' yorumu yer alıyordu.
Bu iyimser tablodan sadece bir sayfa sonra ise 'varoÅŸlardan kriz izlenimleri' dizisinde yoksulluk, iÅŸsizlik ve çaresizlik dolu gözlemler aktarılıyordu.
BaÅŸbakan'ın yakını, 'Biz birinci haberdeki olumlu tablonun rehavetine kapılmayız. O yorumların makro ekonomik düzeydeki anlamını önemseriz ama siyasetçi olarak asıl derdimizin varoÅŸtaki insanların sorunlarına çare bulmak olduÄŸunu biliriz. BaÅŸbakan'ın bakışı böyle' dedi.
Ben de ona, 'Çok haklısınız ama ülkeyi yöneten böylesine güçlü bir iktidar olarak gündemi tayin etmek, gerginlikleri önlemek sizin sorumluluÄŸunuzda deÄŸil mi?' diye itiraz ettim.
OlaÄŸanüstü ÅŸartların iktidarı
Anlıyorum, hayat çoklarının zannettiÄŸi gibi iktidar için kolay geçmiyor. İki BaÅŸbakan yardımcısı Cemil Çiçek ve Bülent Arınç geçen ay, 'ikinci dönem iktidarımız çok zor; olaÄŸanüstü koÅŸullarla karşı karşıyayız' demiÅŸlerdi.
Son üç haftada belirginleÅŸen tablodan ErdoÄŸan'ın üzgün olduÄŸunu öÄŸreniyoruz. 'Meseleyi nerelere getirdiler?' diye yakınıyormuÅŸ.
'Ekonomiye bakmamız gerekiyor, oysa bizi nasıl da meşgul ediyorlar' diyormuş.
Aslında ÅŸartların olaÄŸanüstüleÅŸmesinde bütün tarafların payı vardır.
Her ne olursa olsun, bu kısır gündemi tersine çevirmek onun elinde, onun sorumluluÄŸunda.
'Konularda mutabakata varmak' zor olabilir, bugünlerde 'tavırlarda uzlaÅŸmaya varmak bile' önemlidir.
Ekonomi, her türlü belgeden daha gerçektir, hem daha caziptir hem de daha riskli. İhmale gelmez.