Genelkurmay BaÅŸkanı Orgeneral BaÅŸbuÄŸ, darbe iddialarıyla ilgili 'İçimizde ba-rı-na-maz' dedi. 12 Mart'ta da ordu içinde sol bir darbe planlayan ekip tasfiye edildi. BaÅŸbakan Erim'in yardımcısı Sadi KoçaÅŸ anılarında o gerilimli yılları, 'ordu içindeki tasfiyeyi' yazdı
Biliyorum Ergenekon yazılarından sıkıldınız. Belge gerçek mi sahte mi, ordu içinde cunta var mı yok mu, MGK da neler konuÅŸuldu? Artık hepimizin okumaktan yorulduÄŸu haberler oldu. Ama ne yapalım -özellikle- son üç aydır ne yazık ki baÅŸka bir ÅŸey konuÅŸamaz olduk. O denli ki ne ekonomik kriz ne yanı başımızdaki ülkelerde kopan kıyamet bizi ilgilendirmedi. Darbeyle yatıp darbeyle kalkıyoruz.
Bugün yaÅŸanan geliÅŸmeler akla hemen daha önce yaÅŸanan darbeleri akıllara getiriyor. En çok da 12 Mart'ı. 12 Mart'ın asıl ilginç yanı ordu içinde bir cuntayı bastıran bir darbe olmasıydı. 9 Mart'ta planlanan sol cunta 12 Mart ile engellenmiÅŸ, 9 Martçılar soluÄŸu cezaevinde almışlardı. Peki, o dönemin kudretli politikacısı/balyozcubaşısı Sadi KoçaÅŸ (Nihat Erim Hükümeti'nin BaÅŸbakan Yardımcısı) anılarında neler anlatmış. Dahası, anlattıkları bugünle nasıl benzeÅŸiyor.
DARBECİ PAŞA DARBECİLERİ TASFİYE EDİYOR
Sadi KoçaÅŸ, 12 Mart muhtırasından birkaç gün sonra Genelkurmay BaÅŸkanı Memduh TaÄŸmaç'ın kapısını çalmıştı. Adeta İsmet PaÅŸa'nın özel ulağı gibiydi. GeliÅŸmeler hakkında bilgi almak istiyor yeni kurulacak hükümet hakkında kanaatlerini paÅŸaya aktarmak istiyordu.
Saat 16.00 da Genelkurmay da idim. Bir subay kapıda beni bekliyordu. DoÄŸruca Orgenerel (Memduh)TaÄŸmaç'ın yanına çıkarıldım. Heyecanlı ve endiÅŸeli idi.
Tasfiye edilecek subaylar olduÄŸunu bunu Meclis'te duyduÄŸumu bu yönden bazı dostlarımın bugün Genelkurmay'a gelmemi istediklerini de belirterek 'DoÄŸru mu bu haber?' diye sordum. 'Evet, var' demiÅŸ ama isim vermemiÅŸti. Celil Gürkan ve Åžükrü KöseoÄŸlu'nun adlarını aÄŸzından adeta zorla almıştım.
Bu generalleri tanırsınız paÅŸam, dedim. Ne ile suçlayabilirsiniz bunları? Komünist diyebilir misiniz?
- Bazı faaliyetleri olduÄŸu muhakkak, dedi. Bunu sana son görüÅŸmemizde de söylemiÅŸtim. Ama gerçek oydu ki orduda yaygınlık derecesi hakkında tam bir fikrimiz yoktu. Bu yüzden garnizon garnizon geziyor, hem havayı öÄŸreniyor hem de subayları aydınlatmaya onlara güven vermeye çalışıyorduk. 3 Mart'ta hava kuvvetlerinde Anakara'daki komutanları topladıktan sonra artık bir ÅŸeyler yapma zorunluluÄŸunu görmüÅŸtük. O arada 7 Mart'ta bazı subayların bir evde toplanıp kendi görüÅŸlerine göre ne yapılması gerektiÄŸini konuÅŸtuklarını da haber almıştık. Biz bu durumu ve iÅŸin artık ÅŸakaya gelir yönü olmadığını görünce 10 Mart'ta komite konseyini toplantıya çağırdık.
Sayın CumhurbaÅŸkanı'nın haberi var mıydı daha önceki çalışmalarınızdan?
- Hemen muhtırayı hazırlatıp acele imza ederek yerlerine ulaÅŸtırdıktan sonra gerekli tedbirleri aldırdık. Tahkikatı derinleÅŸtirdik. İsmet PaÅŸa'nın ilk konuÅŸması sert olmamakla berber üzülmüÅŸtük. EÄŸer o kadar güçlü idiyse ve demokrasiye o kadar aşık idiyse engel olsaydı yıllardır yapılanlara, memlekette ve hatta Meclis'te olanlara. Yap-et durumu bu hale getir, biz orduyu tutamaz hale gelelim, kırk yıllık arkadaÅŸlarımızı feda edelim. Prensiplerimizi bozup memleketi kurtaracağız diye bu büyük vebalin altına girelim sonra da onlar karşımıza çıkıp zart zurt etsinler... SöyleyebileceÄŸim bu kadar...
TaÄŸmaç'ın bu sözlerin birkaç gün sonra ordu içinde tasfiye baÅŸladı. 5'i yüksek rütbeli olmak üzere 40'a yakın subayın orduyla iliÅŸkisi kesildi. Ordu içinde bir cunta tasfiye edilmiÅŸti. Emir komuta zincirine baÄŸlı bir müdahaleyle ordu yine demokrasiye yön vermiÅŸti.
Sokakta solcu avladılar
İstanbul BaÅŸkonsolosu Efrahim Elrom, Mahir Çayan ve arkadaÅŸları tarafından kaçırılmıştı. Yeni kurulun ara rejim hükümeti olan Erim Kabinesi ise panik halindeydi. Nihat Erim, Çayan ve arkadaÅŸları için 'Balyoz gibi tepelerine ineceÄŸiz' demiÅŸti. Hemen bir bildiri kaleme almak istediler. Bu öyle sert bir bildiri olmalıydı ki herkese haddini bildirmekle kalmayıp eylemcilerinde etrafındaki çemberi daraltmalıydı. Ama kantarın topuzu biraz kaçmıştı. Tarihe Balyoz Harekatı olarak geçen operasyonun bildirisini okumak da BaÅŸbakan Yardımcısı Sadi KoçaÅŸ'a kalmıştı. TRT radyosunda nöbetçi spiker bulunamayınca bildiriyi KoçaÅŸ okudu. Ama okunan bu bildiriyle baÅŸlayan operasyon tam bir solcu avına dönüÅŸtü. Yazar, akademisyen, aydın, öÄŸretmen ne kadar ilerici solcu varsa hemen hepsine yönelik bir tutuklama furyasına dönüÅŸtü. Bu bildiri ve beraberindeki bu operasyon çok tepki topladı, çok tartışıldı. Ama asıl kıyameti kopartan ibare 'SoruÅŸturmanın geçmiÅŸe ÅŸamil' uygulanmasıydı. Hukukun en temel ilkesini ayaklar altına alan bu düzenlemeyle, eylemcilerle geçmiÅŸte bir yakınlık kurmuÅŸ olanlar bile suçlu sayılacaktı. Peki, bu ünlü bildiriye son ÅŸekli BaÅŸbakan Nihat Erim'in evinde kimin gözleri önünde verilmiÅŸti dersiniz. İsmet PaÅŸa'nın damadı, Akis dergisinin sahibi gazeteci Metin Toker'in...
İlhan Selçuk'un 'belge' diye gösterilen yazısı...
BaÅžbakan'a teklif ettiÄŸim brifingi bir iki gün sonra yaptık... Genelkurmay baÅŸkanı herhalde durumu anlamış; kuvvet komutanlarını getirmemiÅŸti.
Evvela Emniyet Genel MüdürlüÄŸü yetkilileri bilgi verdiler. Sonra da MİT mensupları.
...Belge diye ses alma ÅŸeritlerini gösteriyorlar. Ama daha daktilo etmedik diyorlar. Bunlar en az bir ay evvelki suçlamalar. Nasıl bu hükme varmışlar. 'İlhan Selçuk hakkında 'belge' diye gösterdikleri yazısında bir ÅŸey yok. Benim yazdıklarım bile daha ağır. Gülünç. Bir yerine de 'Makineli Tüfek ve komunizm' diye bir not yazmışlar. Bu ilginç hikayeyi anlatacağım.
MİT temsilcileri konuşmalarını bitirince bazı bakanlar soru sordular.
Atila Sav:
Bir yazarın (İlhan Selçuk) komünist olduÄŸunu söylüyorsunuz. Ben kendisini tanırım. Komünist olduÄŸunu sanmıyorum. Bu sonuca nasıl vardınız. Bilimsel ya da hukuki bir mesnediniz var mı?, diye sormuÅŸtu.
MüsteÅŸar konuÅŸmacı memuruna baktı. Emekli bir subaydı memur. Gayet mütebessim izah etti.
- Efendin Sayın KoçaÅŸ bilirler. Harp Okulu'nda bizim bir makineli tüfek hocamız vardı. Bir gün ona sorduk. Hocam nasıl anlıyorsunuz tutukluk yapan bir tüfeÄŸin arızasının nerede olduÄŸunu? Dedik. 'Sesinden' dedi. 'Kulaklarım öyle alışkın ki; tak tak seslerini dinlerken arıza varsa hemen anlarım. Hatta arızasının yerini ve nedenini de anlarım. Sadece alışkanlık.' Biz de bu komünizm konusuna öylesine alıştık ki, bir yazıyı okurken komünizm propagandası olup olmadığını hemen anlarız. ÖrneÄŸin ÅŸu yazıyı ele alalım, dedikten sonra yine aynı yazarın sadece iktidarı tenkit eden benim anlayışıma göre ideolojik yönü hiç olmayan bir yazsını ağır ağır tane tane okudu. Bitirince de bize dönerek;
- İşte dedi. Sosyal adalet, sosyal güvenlik, reformlar maskesi altında...
KoçaÅŸ sen anlayışlı adamsın!
Bİr gün BaÅŸbakan Nihat Erim'den bir emir almıştım. 1961 den sonraki protokol uygulamasında, Genelkurmay BaÅŸkanı, BaÅŸbakandan sonra geliyor.
Halbuki Genelkurmay Başkanı'nın plaka numarası 30'dan sonra. Rica edeyim senin bindiğin 004 numarayı Genelkurmay Başkanı'na ver demişti.
RİCA EDİYORUM HALLEDİN
Olur demiÅŸtim. Ama üzerinde de durmamıştım. Bir hafta kadar sonra bir gün BaÅŸbakan
- Ne oldu plaka meselesi KoçaÅŸ diye sorunca...
Siz onu ciddi mi söylediniz efendim diye ÅŸaÅŸarak yüzüne bakakalmıştım. O zaman Sayın Erim;
- Ben sana iç yüzünü anlatmadım. Bu büyük bir problem haline getirilmiÅŸ. Rica ediyorum hemen bugün halledin deyince
Sayın BaÅŸbakan demiÅŸtim. Bu gerçekten mühim bir problem. 1960'dan evvel, Genelkurmay öylesine küçük düÅŸürülmüÅŸ zor durumda bırakılmıştı ki; Genelkurmay protokol md. Olarak sıkıntısını ben çektim...
Beni sakin sakin dinleyen BaÅŸbakan
- Amma yaptın ha KoçaÅŸ! dedi. Bu o kadar önemli mi? Ben söz verdim. EÄŸer itirazın varsa benim 003 numarayı Genelkurmay BaÅŸkanına veririm.
'Sayın baÅŸbakan' dedim,Galiba arz edemedim. Ben 004 numarayı ona verir, kendim onun beÄŸenmediÄŸi 30'dan sonraki numarasını da alabilirim. Hatta ben yeÅŸil, siyah hatta beyaz plakalı bir arabaya da binebilirim. Önemli olan prensip.
- KoçaÅŸ haklı olabilirsin ama ama söz verdim rica ediyorum.
Peki Anayasa Mahkemesi Başkanı ne olacak?
Onların bir isteği yok ki?
Yani bunu Genelkurmay Başkanı mı istedi sizden?
- KoçaÅŸ anlayışlı adamsın sen. Ver hadi...
Ara rejime not ettiğim isİimler
Bİr sürü isim üzerine konuÅŸtuk. Kabine de görev verilmesi düÅŸünülen isimleri 16/3/1971 tarihli takvim yaprağına not etmiÅŸtim. Parlamentodan çoÄŸu senatör CHP'li ve AP'li 25-30 isim vardı. Kimlerdi bunlar. UÄŸur Alacakaptan, Nejat Erder, Memduh Aytür, Gürgan Çelebican, Mehmet Gönlübol, Cumhur Ferman, Fehmi Yavuz, Saim Kendir, Deniz Baykal, Kemal KurdaÅŸ, Hıfzı Veldet VelidedeoÄŸlu.