AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-07-06

kategori2

Topraktan çıkan silahlar ve soru işaretleri

Gelin Yarbay Mustafa Dönmez ve toprak altından çıkan silahlar konusunu madde madde inceleyelim. Bu silahlar bulunduğunda yer yerinden oynamıştı. Silahların TSK'ya ait olduğu ve gömülü olduğu alanın krokisinin Yarbay Dönmez tarafından çizildiği de kesinleşti. Ancak Zır Vadisi'nde ortaya çıkan silahlarla ilgili epey kafa karıştırıcı bir durum var.

Kısaca özetleyelim.
1.
Yarbay Dönmez, Genelkurmay Askeri Savcılığı'nca sorgulanıyor.
2. Ancak Yarbay Dönmez Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanmıştı.
3. Yarbay Dönmez halihazırda görevde olduğu için Askeri Savcılık tarafından sorgulanıyor ve askeri mahkemeye çıkartılacak.
4. Ancak bugüne kadar Ergenekon kapsamında tutuklanan muvazzaf subayların sorgulanması işlemi sivil savcılıkça gerçekleştirildi. Silivri'de Ergenekon savcısı Zekeriya Öz sorguladı Ergenekon'la ilişkileri tespit edilen muvazzaf subayları.
5. Yarbay Dönmez de Ergenekon kapsamında tutuklandığına göre Silivri'de yargılanması gerekmez mi?
İşte dün bu gelişmeler ışığında kafa karışıklığıma yanıt aramak için tanıdığım avukatları, emekli savcıları aradım ve bu konuyu onlarla tartıştım.
Bir kere konuştuğum herkes yarbayın askerini görevini kötüye kullandığı ve askeri silahları toprak altına gömdüğü için askeri mahkemece yargılanmasının gerektiği konusunda hemfikir. Burada çarpık bir şey yok. Askeri suç işleyenler dünyanın her yerinde askeri mahkemede yargılanırlar. 
Ancak Yarbay Dönmez'in durumu farklı. Ergenekon kapsamında tutuklanmasına rağmen siviller tarafından değil askerler tarafından sorgulanıyor.
Hukukçular da bu aşamada başka bir ihtimalden söz ediyorlar:
'Acaba Dönmez'in Ergenekon olduğu tahmin edilen bir örgütle bağlantısı bulunamadı, silahları toprağın altına gömmesi tamamen bireysel bir suç mu' ihtimali üzerinde duruyorlar.
Eğer Askeri Savcılık, soruşturmasında yarbayın Ergenekon'la ilişkisini tespit ederse Silivri'de bu soruşturmayı yürüten sivil savcılık tarafından sorgulanacak.
Peki ya Askeri Savcılık'ta yarbayın silahları başka bir amaçla toprağa gömdüğü ve Ergenekon'la ilişkisi olmadığı ortaya çıkarsa?
Bireysel bir suçsa? Mesela yarbay silah kaçakçılığı yapıyorsa? Böyle bir ihtimal gözardı edilemez...
O zaman ne diyeceksiniz?

PR'cıdan arkadaş olur mu?
Geçen hafta halkla ilişkiler şirketi olan bir arkadaşımın doğumgünü partisine katıldım. Bir gazeteci için 'arkadaşım' ve 'halkla ilişkilerci' kelimesinin yan yana gelmesi oksimoron aslında. Zira bizler için halkla ilişkilerciler sürekli bir şey talep eden, taciz eden, 'Şunu yazsana' diye direten insanlardır. Arkadaşlıkları da hep beklenti üzerine kurulduğundan sahtedir... En azından benim PR'cılara genel bakışım böyledir. Bu yüzden de ömrüm cebimden arayan PR'cıların suratına telefon kapatmakla, 'Beni basın listenizden çıkarın' diye mail atmakla geçer.
Bir gazeteciyi taciz eden PR'cıdan iğrenirim...
Oysa geçen hafta bir PR'cı arkadaşımın doğumgününe gittim... Peki nasıl oluyor bu?
Çünkü Yeşim Aksoy'la herhalde altı-yedi senedir tanışırız, bir gün ama bir gün bile benden tek bir şey istememiştir. 'Arkadaşımsın, şunu yazar mısın, bunu tanıtır mısın' diye en ufak bir ricada bile bulunmamıştır... Arkadaşlık imtiyazını iş hayatımıza karıştırmamıştır...
Bu yüzden de işinde çok başarılıdır zaten... Diğer PR'cılardan ayrışır...
Yeşim'in Akaretler'deki Pastarito'nun bahçesinde -asla açıklanmayan- yeni yaşını kutlarken bunları düşündüm... O gece çok eğlendik... Tekrar nice nice senelere demek isterim...

Görev dağılımı
Geçen hafta Sabah'ta yeni bir yazar başladı... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı İbrahim Kalın... Başbakan ve danışmanlarının köşe yazarlığı macerası konusunda böylece şöyle bir rol dağılımı oluştu...
Halihazırda görev başındaki danışmanlar yandaş medyada...
Görevden alınan danışman ise Radikal'de yazarlık yapıyor...