AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-07-06

kategori2

Mutluluğun resmini çizebilir misin Başkan?

Amerikan Başkanı Barack Obama'nın geçtiğimiz günlerde çekilen mangal partisi fotoğrafları düpedüz kurgulanmış, üzerinde önceden çalışılmış kareler. Başkan'ın her adımı gibi, 'Obama'lı yıllar' içinde şimdiden yer etmiş bu parti fotoğrafları da mesaj-kitle ilişkisi açısından incelenmeye değer.
Evin bahçesinde mangal partisi ya da 'barbecue' Amerikan gündelik yaşamının en önemli yansımalarından biri. Kimileri için bir 'banliyö kabusu' olarak da anlandırılabilir, kimileri içinse gelenek. Komşular toplanır, tipik Amerikan evlerinin bahçesinde t-bone'lar, tavuk butları pişirilir, bütün bunlar plastik tabaklarda, plastik çatal-bıçakla veya elle yenir ve bol bol bira içilir.
Bu görüntü, partiye ev sahipliği yapan Barack Obama da olsa sıradan vatandaş Joe da olsa değişmez. Bir ritüeldir, ayrıca da Amerikan hayatını pazarlama yöntemlerinden biri.
Obama'nın 'barbecue' fotoğraflarını görünce kaç kişi kim bilir 'Tam bir Norman Rockwell resmi' demiştir.
Amerika'nın en önemli ilüstratörlerinden biri olan Normal Rockwell'in Saturday Evening Post'a çizdiği 322 kapak onu neredeyse yıldızlar ve çizgiler kadar Amerikan kültürünün bir parçası yaptı.
Zaman içinde popüler kültürde 'Norman Rockwell moment' diye bir tabir bile oluştu.
Rockwell'in kusursuz çizgileriyle Saturday Evening Post'a yaptığı resimlerin en büyük özelliği Amerika'daki gündelik hayatı yansıtmasıydı. Barbecue partisi kadar, bir baseball takımının soyunma odası, berberde tıraş olan bir genç, okul servisi, piknik, Şükran Günü yemeği, bir 'diner'da dondurma yemek, okulda ceza almak, mahallede oynamak, askere gitmek, ilk sevgiliyle bankta oturmak gibi kusursuz mutluluğun resmini çiziyordu Rockwell.
Olağanüstü yeteneğini kartpostal anlarına harcadığı için eleştirilse ve bir türlü 'ressam' olarak anılmasa da imzası olmadan da tanınabilecek resimler çıktı fırçasından. Amerika'da Norman Rockwell resmine aşina olmayan birini bulmak epey güçtür; çocukluk yıllarından itibaren, geleneksel bayramlarda sürekli insanın gözünün içine sokulur. Mıknatısından tebrik kartına, takvimden postere kadar her türlü ürüne sirayet etmiştir Rockwell'in imzası.
'Amerikan mutluluğunun' vazgeçilmez simgesidir bu usta çizer. Oysa hepimiz biliyoruz ki 'Amerikan mutluluğu' diye bize pazarlanan aslında epey kozmetik bir yaşam tarzıdır; Amerika'da resimlerdekine benzer bir kusursuz mutluluk olmadığı gibi Rockwell'in resmettiği 'anlara' dahil olabilmek de epey bedel ödemeyi gerektirir: Hayat boyu mortgage için çalışmak vs.
Barack Obama'nın Başkan seçilmesindeki en büyük halkla ilişkiler faaliyeti kuşkusuz dünya çapında artan Amerikan nefretini törpüleyecek potansiyele sahip oluşuydu. Bir kere siyah olduğu için mağdurdu, ama tam siyah olmadığı için vanilya  beyazlarını da ürkütmüyordu.
Gördüğümüz kadarıyla bu süreç aynen işliyor ve Obama dünyaya bir Rockwell resmi yansıtıyor...
'Bizde hayat güzeldir, biz Amerikalılar mutluyuz, bizler iyi insanlarız, bizi sevin' mesajı...
Yerseniz.

Çeşme'de bu yaz en seksi...
Bu sene merkezi değiştirdik... Sezon dışı tatillerin vazgeçilmezi Alaçatı Kırevi'yse yaz sezonu da Manastır Alaçatı'da geçiyor. Manastır, herhalde Türkiye'nin en 'cool' otellerinden biri. Hele hele gece otelin bahçesi sadece ortadaki havuzun ışıklarıyla aydınlandığında bu cool'luk daha net anlaşılıyor. Bir kere inanılmaz seksi bir otel. Ayşe Arman görse eminim benden çok daha güzel anlatırdı. Burası bende bir de oteli ve tüm odalarını kapatıp burada bir parti yapma isteği uyandırıyor.
Hayatımda hiç adımımı atmazdım, bir kere ayağım alıştı şimdi her gün Aya Yorgi koyundayım gündüzleri. Aya Yorgi, Çeşme'nin en güzel koylarından biri olmasına rağmen Türkbükü'leşme sürecinden nasibini aldığı için uzak durulan bir yerdi. Ama burada bile harika bir plaj varmış meğerse: Granada Beach. Deniz zaten çok güzel, ama onu bırakın harika bir bahçe var. Bu bahçenin ortasında, mandalina ağaçlarının altında jakuzi bile var. Çağrışımlara fazlaca açık... Eğer medyatik bir ortam istiyorsanız da birkaç kulaç çabasıyla SoleMare'nin iskelesine uzanıp et pazarını dikizleyebilirsiniz. Şansınıza göre sizi lila mayolu Emre Belözoğlu ya da yıllardır vazgeçmediği pembe şortuyla  Haşmet Babaoğlu karşılar portatif iskelenin üzerinde. Bense günlerimi Granada'nın çimlerinin üzerindeki minderlerde uyuyarak geçirmeyi tercih ediyorum.

Özkök nefreti
Günde birden fazla gazete okuyan birinin Doğan Grubu'nun yayın organlarında Ertuğrul Özkök aleyhindeki ağır, çok ağır yazıları okumaması imkansız. Özellikle Radikal gazetesinde bu gibi yazılar dönem dönem tekrarlanır. Bazı ev kadınlarının ve şarkı sözü yazarlarının tek malzemesidir Özkök'e nefret kusmak.
Peki bütün bunlara karşı Ertuğrul Özkök ne yapar?
Hiçbir şey yaptığını görmedik. Bütün bu yazılar yazılmaya devam eder. Özkök muhatap dahi almaz, yanıt bile vermez.
Şimdi Doğan Grubu'ndan bir yazar ayrıldı. Kalkıp sürekli Özkök'ün kendisini sansür ettiğini söylüyor.
Merak ettiğim şu: Madem sansürcü biri Özkök, diğer yazılara neden karışmadı da buna karıştı?
Açıkçası koparılan yaygara bana çok inandırıcı gelmiyor. 'Fırsat bu fırsat Ertuğrul Özkök'ü yıpratalım, belki Doğan Grubu'ndan pay kaparız' diye düşünüyorlar sanki.