AKŞAM GAZETESİ | Oray Eğin | 2009-07-10

kategori2

'Darbeci CHP' vs. 'Cemalist hesaplaşma'

Bir gün Radikal gazetesinin yazılı olmayan yayın ilkeleri açığa çıkarsa, içlerinden bir madde kuşkusuz 'Her koşulda ve şartta CHP'yi yıpratmak' olacaktır. Elbette, gazetenin çıkışında böyle resmi bir yayın politikası yok ancak yıllar içinde bu gazetenin gizli bir misyonu haline geldi.
CHP ve Deniz Baykal hiç mi iyi bir şey yapmamıştır, her zaman dövülmeli ve saldırılmalı mıdır? Onlara göre evet. Doğrusu, basındaki bu kadar saldırıya rağmen solun her zamanki oy oranını hala alabilen CHP'yi kutlamak gerek. AKP'ye yönelik saldırılar CHP'yle eşit yoğunlukta olsa, tahammül sınırları pek de geniş olmayan Başbakan Erdoğan kesin bir 'öfke kontrolü' problemi yaşardı.

Radikal gazetesinde 'Nasıl olursa olsun da CHP'ye vuralım' mantığının ürünü iki skandal manşet vardı geçtiğimiz günlerde.
Biri 'CHP+TSK=İktidar formülü artık geçersiz.'
Bir diğeri de 'Nihayet Baykal da darbe karşıtı oldu.'
Önceki gün Cumhuriyet'ten Ali Sirmen, Vatan'dan da Hikmet Bila bu cahilce manşetlere tepki gösterdiler. Bakın 'İnandırıcılık sorunu' başlıklı yazısında Sirmen çarpıtılan tarihi nasıl hatırlatıyor:
'12 Eylül'de TSK adına iktidara el koyanlar CHP Genel Başkanı'nı içeri atmadılar mı? 12 Mart darbesini yorumlayan Bülent Ecevit 'Bu darbe bize karşı yapıldı' diyerek genel sekreterlikten ayrılmadı mı? 28 Şubat muhtırasından sonra CHP mi iktidar oldu, yoksa başkaları mı? (...) İnsaf kardeşim! İnsaf! CHP ne zaman darbeci oldu?'

Hikmet Bila ise daha eskileri yazmış:
'27 Mayıs 1960 darbesinden önce ve sonra darbecilerin CHP'yi ve Genel Başkanı İsmet İnönü'yü hedef alan niyetlerini de buna ekleyebilirsiniz. 22 Şubat ve 21 Mayıs darbe girişimlerini yapan, silahlı kalkışmayı başlatan darbecilere karşı, Ankara'nın sokaklarında çatışmalar sürerken, İnönü'nün nasıl kelle koltukta mücadele ettiğini de ekleyebilirsiniz. Biraz daha geriye giderseniz, İnönü'nün, elindeki ordu gücüne rağmen, 1950 seçimlerinde kaybettiği iktidarı, (aksini önerenleri elinin tersiyle itip) nasıl devrettiğini de ekleyebilirsiniz. CHP'nin bugünkü Genel Başkanı Deniz Baykal'ın 12 Eylül darbecileri tarafından nasıl sürgün edildiğini de ekleyebilirsiniz.'
Görüldüğü gibi çok basit bir tarih bilgisiyle bile Radikal'in manşetlerinin nasıl gerçeği çarpıttığı ortaya çıkıyor. Demek ki Radikal gazetesi bu en basit tarih birikiminden yoksun insanlar tarafından çıkartılıyor.
Ya da... Düpedüz art niyet var.
Amaç tarihe uygunluk değil ki, CHP'ye, TSK'ya vurmak...
Birileri belli ki böyle uygun gördü, böyle buyurdu...
Sonuçta Radikal'i çıkartan kişi de ağabeylerinin yanında maç yapmasına izin verilmiş bir amatör çocuk olduğundan onlar ne derse onu yapar. Tek derdi çömezi olduğu Hasan Cemal ve Okay Gönensin ağabeylerinin onun sırtını sıvazlaması ve 'Bravo evlat' demeleri.
Hasan Cemal nasıl düzenli olarak CHP ve günümüzde moda olduğu için TSK'ya vuruyorsa, çömezi de gazetesini bu misyonun hizmetine sunuyor.
'Cemalistler' zaten Cumhuriyet'teki büyük bölünmeden sonra nerede gazetecilik yaparlarsa yapsınlar ilk hedef olarak hep CHP'yi gördüler ve yerli yersiz saldırmaktan çekinmediler.
Bunun bir demokrasi mücadelesi ya da ilke adına verilmiş bir savaş olduğu düşünülmesin.
Sebebi son derece kişisel...
Cumhuriyet gazetesindeki büyük bölünmede, vazo kırılırken Erdal İnönü ve Deniz Baykal 'Cemalistlerin' değil, İlhan Selçuk ve arkadaşlarının safını tutmuştu. Nefret o günlerden kalma...
Ne hesaplaşmaymış görüyorsunuz...

Yalçın Küçük'ün yeni hedefleri
Sonbahara birkaç kitap birden yetiştirmek için Ankara'daki evine kapanıp çalışan Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün bu kitaplarından birinin içeriği yine medyada çok tartışılacak. Kimsenin düşümediğini dillendirmesiyle tanınan Prof. Küçük'ün yeni kitabında hedef alacağı isimleri dün öğrendim ve ufak bir şaşkınlık geçirdim.

İşte Küçük ve yeni hedefleri...
l Öncelikle Sedat Ergin... Ergenekon soruşturmasına karşı mesafeli duruşuyla tanıdık Ergin'i ancak Yalçın Küçük hiç öyle düşünmüyor. 'Sedat Ergin, yargılanacaksın!' başlığını taşıyan bölümde Milliyet yayın yönetmenini 'hakiki Ergenekon'cu' olmakla itham ediyor, Milliyet'i özellikle bombalar ve saldırılar konusunda dezenformasyon yapmakla eleştiriyor...
AKP'nin kapatılma sürecindeki yayın politikası, Sedat Ergin'i öven Fehmi Koru ve Hüseyin Gülerce yazılarına da kitapta dikkat çekilecek.
l Diğer hedefler de son günlerde birbirleriyle aynı yazıları yazmakla gündeme gelen Radikal'den Murat Yetkin ve Milliyet'ten Fikret Bila ikilisi... Yalçın Küçük, onlar için 'Artık öbür taraftalar' diyor. Bila'nın 'AKP ve Çankaya'daki zat'ın sözcüsü olduğunu' söylüyor...
Bir diğer mesele de ikilinin geçmişte yazdıkları kitaplarda 'Ecevit'in ayağını kaydırmak isteyenin Hilmi Özkök olduğu' bilgisinin yer alışı... Prof. Küçük, 'Eğer Silivri'ye sanık olarak çağrılırsam bu kitapları delil olarak sunacağım' diyor.
l Kitaptaki en ağır eleştirilerdense Enis Berberoğlu nasibini alacakmış... Yalçın Küçük, Enis Berberoğlu'na da 'meddah' adını takmış...
Kitap sonbahara yetişecek gibi görünüyor. Ancak Prof. Küçük o zamana kadar bu isimleri İngilizce tabirle 'probation' yani gözlem altında tutacakmış.