AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-07-10
Aylık sanayi üretimi endeksi ilan edildi. TÜİK verilerine göre Mayıs 2009'da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17.4 daralma var. Ancak bir evvelki ay olan Nisan 2009'a göre de yüzde 5.0 artış var.
Sanayi üretimi verilerini doğru analiz etmek için mevsimlik dalgalanma ve çalışılan gün sayısına göre düzeltme gerekli. Bu konudaki çalışmaları bitirince görüşümüzü yayınlayacağız.
Bugün ise bize iş insanları ile yapılan toplantılarda en çok sorulan sorulardan biri olan doların orta vadede nereye gideceği sorusuna cevap vermeye çalışacağız. Özellikle burada dolar ile TL arasındaki kura değil, dolar ile euro arasındaki çapraz kura bakmak istiyoruz. Çünkü bu çapraz kur hem ihracatçı hem de ithalatçı için çok önemli.
TL ile dolar arasındaki kur ilişkisi, bugün oldukça zayıfmış gibi duran ama gündeme gelebilecek olan IMF anlaşması olasılığına çok bağlı. IMF ile anlaşma gerçekleşirse de kur TL'yi dolara karşı değerlendirecek şekilde gider.
Şimdi gelelim dolar-euro çapraz kuruna.
Dolar 2009 yılının başında, özellikle ilk çeyreğinde değer kazanmıştı. Buradaki mekanizma risk algılaması ile oldukça ilişkili.
Son altı ayda eğer piyasalarda bu işler kötüye gider şeklinde bir hava varsa, fonlar yurtdışından ABD içine doğru hareket ediyor, dolar satın alınıyor, talep artıyor. Bu nedenle de dünyadan ABD'ye fon kaçarken, dolar değerleniyor.
Ancak tersi geçerli ise de yani risk algılaması azalır, ABD'deki getiriler düşük ve işler de dünya çapında iyileşiyor diye düşünülmeye başlanırsa da, fonlar ABD'den dışarıya kaçıyor Getirisi yüksek gelişen ülkelere, talebi artabilecek emtia ve menkul kıymetlere yatırılıyordu.
2009 ikinci çeyreğinde risk algılaması azaldığından dolar euro karşısında yüzde 5 kadar değer kaybetmişti. Dolar Japon Yeni'ne göre de yüzde 2.7 değer kaybına uğramıştı. Buna karşılık İngiliz Sterlini, İngiltere'nin sanıldığından daha önce iyileşebileceği görüşünün piyasaya hakim olması nedeni ile dolara karşı yüzde 15 civarında değer kazanmıştı.
Ancak 2009 ikinci çeyreği sonunda ABD'deki hisse senedi değer artışlarının sonuna gelinmiş olabileceği fikri taraftar kazanmaya başladığında, dolar gidişatı biraz etkilenmiş, değer kaybı başlamıştı. Bu arada FED'in para arzı artışına fren koyması da doların gidişatını biraz değiştirmişti.
Şu anda piyasada doların birkaç nedenle değer kaybetmeye başlayacağı düşünülüyor.
Birincisi, faiz farkları, ABD faizlerinin yerlerde sürünmesi nedeni ile dolar aleyhine çalışıyor. Euro faiz hadlerinin dolar faizlerinden yüksek kalması nedeni ile doların değer kaybı bekleniyor.
İkincisi, ABD'deki dev bütçe açıkları nedeni ile yabancı para ile finansman gerekeceği gerçeği ve ABD'de enflasyonun artabileceği düşüncesi doların değerini aşağıya itecek beklentisi var.
Dolar değer kaybederse en çok değer kazanacak olanlar, ekonomisi emtia fiyatlarına yakından endeksli olan başta petrol ülkeleri olmak üzere, Kanada ve Avustralya gibi ekonomilerin paraları.
Doların dünyanın rezerv parası olmaktan çıkması olasılığının da 'amatör spekülatörlerin' dolar satmasına neden olduğu da ortada, ama biz bu faktörü önemli görmüyoruz, çünkü mümkün değil. Piyasa da bu faktöre ekonomik değil siyasi diye bakmakta.
Tabii kur tahminlerinde sürpriz sık sık olur. Ama piyasada hakim olan görüşler bunlar. Bütün bu yazdıklarımız da krizden çıkışta 'V' görüşündekilerin haklı çıkıp 'W' görüşündekilerin haksız çıkmasına bağlı. Ama orta vadede dolar euro karşısında değer kaybeder görüşü hakim olmaya başladı.