AKŞAM GAZETESİ | PAZAR | 12 TEMMUZ 2009, PAZAR
Osman Necmi Karaca'nın kurduğu Türkiye'nin ilk telif ajansı ONK Ajans 50 yaşında. Çetin Altan'dan Orhan Pamuk'a kadar pek çok isme hizmet verirken aynı zamanda arkadaşlık kuran Karaca'nın anıları ve başından geçen olaylar çok renkli.
Osman Necmi Karaca'nın AKŞAM Gazetesi'nin yayın müdürlüğünü yürüttüğü 1950'lerin son yılları... 1951'de telif haklarıyla ilgili ilk yasa çıkmıştır ama kimsenin ne yasadan, ne de bunun avantajlarından haberi yoktur. Yabancı yayınevlerinin o sıralardaki iki-üç temsilcisinden biri, romanları AKŞAM'da tefrika edilen Enver Esenkova üniversiteye geçip roman yazmaktan ve temsilcilik işinden vazgeçmeye karar verince Karaca 'üstüne atlar'; 'şu temsilciliği bırakacağınıza bana verin de bedava kitap okuyalım bari'.
Karaca bir yandan güzel bir kütüphaneyi bedavadan kurarken, aynı zamanda 1959'da işi büyütmeye karar vererek Türkiye'nin ilk telif hakkı ajansı ONK Ajans'ı böylece kurmuş. Çetin Altan'dan Orhan Pamuk'a, Adalet Ağaoğlu'ndan Aziz Nesin'e, Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan Haluk Bilginer'e kadar pek çok romancı, tiyatrocu, karikatürist ve çevirmenin temsilciliğini yapan ajans, bu yıl 50. yaşını kutluyor. Tahmin edersiniz ki korsan kültürünün hala etkili olduğu Türkiye'de Karaca'nın işi hiç de kolay olmaz ve başına gelmeyen kalmaz.
'O yıllarda vahşi batı yasaları hüküm sürüyordu' diyor Karaca. Yayınevlerinden biri hakları Karaca'nın ajansına bağlı bir kitabı izin almadan yayınlar. Telefonla arayınca yayıneviyle arasında şöyle bir diyalog geçer: 'Telif hakkı bizde olan şu kitabı basmışsınız.' Yayıncı 'evet' karşılığını verince Karaca sorar, 'peki nasıl basıyorsunuz o zaman kitabı, kimden aldınız da yayınlama hakkını kendinizde görüyorsunuz?' Yayıncı her şeyin gayet normal olduğunu düşünmektedir; 'kitapçıdan aldık, para vererek'.
TENTEN'İN TÜRK YARATICISI
Karaca'nın hikayesi çok. Her sorumuza bir anısını anlatarak cevap veriyor. O sırada izinsiz yayınların takibi için konuyu bilen avukat bulamadıklarını anlatırken hakimlerin de konuyu bilmediğini Tenten anısıyla anlatıyor. Tenten'in yaratıcısı Herge, Türkiye'deki temsilcisi Karaca'dan, izinsiz yayınları durdurmak için gerekeni yapmasını ister. Karaca da avukatı aracılığıyla yayınevi hakkında dava açar. Mahkemeye bir orijinal albüm bir de yayınevinin izinsiz bastığı taklit albümü sunarlar. Hakim kararı açıklar; 'Bu (izinsiz baskıyı kastediyor) siyah-beyaz, oysa sizinki renkli. Bunun boyutu küçük, sizin sunduğunuzun boyu büyük. Ayrıca bunun adı Tenten, sizinkinin adı Tıntın. Bir sakınca yoktur basılmasında'. Kazanacağından fazlasıyla emin olan Karaca neye uğradığını şaşırmıştır. 'Biliyorsunuz Tintin'in Fransızca okunuşu Tenten'dir. Tintin büyük harflerle TINTIN yazılır. Ama orada tıntın olan hakimin kendisiydi' diyor Karaca.
Türkiye'de o sıralarda tam 20 Tenten albümü izinsiz basılmış. Fakat ilginç olanı orijinal Tenten albümlerinin sayısının19 olması. Herge, biraz da merakla o fazladan bir albümü görmek istemiş. Kendisini hayran bırakan korsan albümün, bütün maceralardan alınan karelerle yeniden bir senaryo yazılarak yaratıldığı anlaşılmış.
KABAHAT İŞLEYEN ÇOCUKLAR; ORHAN KEMAL, AZİZ NESİN
Yaşadığı her olay Karaca'ya yeni şeyler öğretmiş. Başlangıçta 5-6 maddeden oluşan sözleşmelerin bugün 25 maddeyi aşmasını, 50 yıllık deneyimin yansıması olarak görüyor Karaca. Türk yazarlarla çalışmaya 1954 yılında Kemal Tahir'le başlamış ama yazarların sözleşmelere alışması pek kolay olmamış; 'Çoğu kez bizim yapacağımız işleri bize sormadan yapıyor ve bazen bizi zor durumda bırakıyorlardı. Örneğin Orhan Kemal ajansın kapısından kabahat işlemiş çocuk gibi girince hemen anlardım. Yine parasız kaldı ve romanlarından birini daha bana haber vermeden sattı! Ama kızamazdım hiçbir zaman, çok severdim. Aziz Nesin de öyleydi, yakın arkadaşlığımıza güvenip haber vermeden yayıncılarla bağlantı kurar sonra bana söylerdi. Tam Aziz Nesin'lik olaylardı. Gazetecilikte de çok çekmiştim ondan, yazdığı yazılardan basın savcısı sürekli sorguya çağırırdı.'
ORHAN PAMUK'U AJANSI MI YÖNLENDİRİYOR?
ONK Ajans, Nobelli yazarımız Orhan Pamuk'u dünyaya tanıtan ajans aynı zamanda. Nazım Hikmet'in eşi Münevver Andaç Fransızların büyük yayınevlerinden Galimmard'a baskı yapınca Pamuk'un 'Sessiz Ev' romanı Fransızcaya çevrilmiş ilk kez. 'O zamanlarda Türk yazarlar tanınmıyordu yurtdışında ve kimse çevirip basmaya yanaşmıyordu, kolay olmadı yani ama sonra iyi iş yaptı' diyor Karaca. Pamuk bir Amerika tatili dönüşünde kendisine yeni bir yabancı ajansla çalışmak istediğini söyleyince ONK Ajans'la bağlantısı kalmamış. Karaca Türkiye'de telif ajansı kavramının hala tam oturmadığını, Amerika ve Avrupa'da bir ajansa bağlı olmayan yazarın eserini yayınlatmasının neredeyse mümkün olmadığını söylüyor. 'Hatta ajanslar yazacağı konular hakkında yazarları yönlendiriyorlar' diyince aklımıza Pamuk hakkındaki dedikodular geliyor... 'Pamuk'un Nobel'i almak için yazdığı konuları seçtiği, konuşmalarını bile bu hedefe göre yaptığı konuşuluyordu, burada yeni ajansının bir yönlendirmesi olabilir mi?' Karaca'nın cevabı biraz 'politik'; 'şimdi bu konuda konuşmam doğru olmaz, hangi ajansla çalıştığını, böyle bir yönlendirme alıp almadığını da bilmiyorum ama batıda bu tür yönlendirmeler, ajans tavsiyeleri gayet normaldir'.
Karaca 50 yıllık ajans yaşamında ekonomik bakımdan ancak 2000'li yıllardan sonra iyi iş yapabilmiş. Bunda önemli rolüyse diziler oynuyor. 'Yaprak Dökümü' ve 'Aşk-ı Memnu' gibi dizilerin telif hakkı, romanlarının yazarlarından dolayı ONK Ajans'ta olduğu için... Karaca'nın yeni sezon için yapımcılara önerisi de var; 'Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 'Utanmaz Adam' kitabı iyi bir dizi olabilir.'
EYÜP TATLIPINAR