Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 'askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi' onaylaması sürpriz değildir.
Aksi sürpriz olurdu.
Çankaya Köşkü, konuya 'demokratikleşme, sivilleşme, özgürlükler, Avrupa Birliği reformları ve sivil-asker ilişkilerinin normalleşmesi' penceresinden baktı.
Bu bakış açısına uygun karar verilirken, yasal düzenlemenin içindeki boşluklar, belirsizlikler ile muğlaklıklara dikkat çekildi ve 'ek düzenleme istendi.'
Böylece askerlerin itirazlarının karşılanması için yasama ve yürütmeye açıkça çağrıda bulunuldu.
Gül, bu formülü ikinci kez uyguladı.
Daha önce türban düzenlemesinde uzlaşı aramıştı, olmayınca onaylamış ve 'ek düzenleme' talep etmişti. Şimdi bir kez daha 'aynı yoldan yürümeyi' tercih etti.
Çankaya Köşkü'nden yansıyan sinyallere göre bu kez türban düzenlemesinden farklı olarak 'tereddüt giderici yasal değişikliklerin yapılması' bizzat takip edilecek. Türban düzenlemesinde, Gül'ün onayından sonra gerekçeli kararın gereği yerine getirilmemiş, sonuçta iktidar partisi içinkapatma davası açılmış ve Anayasa Mahkemesi o düzenlemeyi iptal etmişti.
Bu kez daha farklı olacak. Cumhurbaşkanı Gül, askerlerin üç maddede dile getirdikleri itirazların, 'Anayasaya aykırılık' iddiası dışındaki iki maddesinin giderilmesi konusunda takipçi olacak. Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması ile ilgili zaten herhangi bir sorun bulunmuyor, askerler bu konuda mutabık.
Ancak, 'kışlaya siyaset girer' diye özetlenen diğer çekincelerin net biçimde giderilmesi sağlanacak.
Yani Gül, tavsiyelerinin yerine getirilmesi için bizzat devrede
olacak.
VETO ETSEYDİ NELER OLURDU?
Gül, 'neden böyle bir karar verdi?' sorusu önemlidir.
Aksini yapması beklenemezdi, bu 'eşyanın tabiatına aykırı' olurdu.
AİHM ve AB eksenindeki inceleme- lerde başka bir sonuç çıkması hayli zordu. Yasal düzenlemenin duyulduğu ilk dakikadan bu yana Avrupa Birliği çevrelerinden gelen güçlü destek mesajları konunun bir boyutu. Muhafazakar kesimin şiddeti hiç eksilmeyen kararlı çağrıları bir başka etken. Hükümet de, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere bütün temsilcileriyle düzenlemenin arkasında durdu. Köşk'ten veto gelseydi, eminim AKP saflarında müthiş bir hayal kırıklığı duygusu yayılacaktı. Bu, Adalet ve Kalkınma Partisi hareketinin ilk ciddi kırılma noktası olabilirdi. Sonuçları da 2011'deki genel seçime, 2012'deki Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar uzanan geniş bir tarih ve siyaset yelpazesinde görülürdü.
Köşk-hükümet görüşmelerinde ve Adalet Bakanlığı ile Köşk zirvelerinde hep aynı hava hakimdi. Cumhurbaşkanı 'siyaseten' inandığı bir yasayı, hukukçu kurmaylarının 'Anayasaya uygundur' rapor ve görüşlerinden sonra imzaladı. Bu tarihi yasayı onaylarken, bir anlamda 'şerh' düşerek çekincelerini ortaya koydu, ek düzenleme istemiş oldu.
Gül, tarihin kendisini nasıl yazmasını istediğine dair bir tercihte bulundu, ikinci kez. Bunun için onu yargılayabilir miyiz? Nihai kararı, hayatın bundan sonraki akışı, millet ve tarih verecek.
Şimdi gözler Anayasa Mahkemesi'ne çevrildi. CHP ve MHP konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacaklarını açıkladılar. Türkiye'nin pek çok konuda belirleyici olacak bir kritik konusu daha Yüce Mahkeme'nin önünde.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.