AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-07-14
'Askere sivil yargı yolunu açan' düzenleme Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün masasında.
Gül, karar aşamasına geldi, 13 Temmuz son tarih, her an imzayı atabilir.
İşi hiç kolay değil, şu ana kadarki 'en çetin sınavı'yla karşı karşıya.
Çok yönlü kamuoyu baskısı altında.
İktidar partisi, muhafazakar basın, cemaat, 'onayla' çağrısında ısrarlı.
İktidarı sıkıştıran 'Saadet'in baskısı' da unutulmasın.
Askeri kesim, itirazlarını bilinçli, planlı 'duyurarak' hassasiyetini vurgulama çabasında.
Peki Çankaya Köşkü'nün nabzı nasıl atıyor?
'Temkinliliği' elden bırakmamak gerekir ama sanırım Gül'ün ne yapacağı şekillenmiş.
Köşk, 'yasayı veto etmekten yana' görünmüyor.
Gül ve kurmayları düzenlemeyi 'Anayasa'ya aykırı' bulmuyor. Üstelik Türkiye'nin imza attığı 'uluslararası sözleşmelerin gereği' olarak değerlendiriyorlar. Ama metinde 'ciddi boşluklar ve belirsizlikler' olduğunu kabul ediyorlar, 'askerlerin çekincelerini', Anayasa'ya aykırılık hariç 'haklı' buluyorlar ve ek düzenlemenin kaçınılmaz olduğuna inanıyorlar.
Cumhurbaşkanı Gül, 'demokratikleşme' bakımından önemli gördüğü bu yasayı bir an evvel onaylamak ve yürürlüğe girmesini sağlamak, bir yandan da boşlukları doldurmak, belirsizlikleri gidermek amacında.
Görüştüğüm, güvenilir bir kaynak bana 'AKŞAM'da 26 Mayıs 2008 tarihinde yazdığımız türbanla ilgili gerekçeli karar' haberini hatırlattı ve 'o formül işleyebilir' dedi.
'Onaylıyorum ve ek düzenleme istiyorum'
Gül, fırtınalar koparan, 'onaylayacak mı onaylamayacak mı?' diye papatya falı açılan türban düzenlemesinde son güne kadar 'uzlaşı' aramış, olmayacağını görünce 'onay vermişti.' Bununla birlikte, 'tarihe geçecek nitelikte bir gerekçe' yayımlamıştı. Ama hükümet o gerekçenin gereğini yapmaya gerek görmemişti, sonrasında Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etmişti. Aldığımız sinyallere göre aynı model devrede.
Yani Gül yasayı veto etmeyecek, bir anlamda 'şerh' düşecek.
'Bunu yaparsa hayatını ortaya koymuş sayılır' dediler, 'Öyle midir, veto ederse bu anlama mı gelir?' diye sordum, 'Evet, tüm siyasi yaşamını özgürlükler, demokratikleşme, asker-sivil ilişkilerinin normalleşmesi üzerine kurmuştu' diye yanıt verdiler. 'Ama kurumlararası uyumdan sorumlu' diye hatırlattım, 'Gerekçeyi ve ek düzenleme talebini bu ihtiyacı karşılamak için kullanacak' diye nokta koydular.
İnisiyatif Anayasa Mahkemesive Meclis'e
Çerçeveyi anlamak için, halen Adalet Bakanlığı-Başbakanlık-Çankaya Köşkü arasında mekik diplomasisi yapılan görüşmelerde üzerinde durulan konuları hatırlamakta fayda var.
İlgili mevzuatımızda ve Anayasa'da Cumhurbaşkanı'nın görev öncesi işlediği suçlarda olduğu gibi, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının nasıl yargılanacakları hakkında hüküm bulunmuyor.
Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasının engellenmesi konusunda hiçbir sorun yok, askerler de aynı görüşte.
Yasa mevcut haliyle yürürlüğe girerse 'kışlaya siyaset girer' endişesi ise haklı bulunuyor ve gidermenin çareleri aranıyor.
Gül vereceği kararla, 'Türkiye'nin AB yolunda önemli saydığı bir reformu hayata geçirirken, askerlerin endişelerini gidererek, kurumlararası ahengi sağlamayı' hedefliyor. Böylece, 'Anayasa'ya aykırılık' açısından kararı 'Yüce Mahkeme''ye, düzenlemenin eksiklerini gidermek ve sakıncalarını ortadan kaldırmak bakımından inisiyatifi 'yasama ve yürütmeye' bırakmayı istiyor.
Yeri gelmişken, Gül de 'Keşke o yasa çıkarken daha zarif bir yol bulunsa, geniş bir uzlaşma ile makul bir çözüme ulaşılsaydı' görüşündeymiş.
Bunlar, 'Gül'ün ne yapacağını anlamaya dönük gözlem ve tahminler.'
'Peki sence ne yapmalı?' diye soracak olursanız... 'Kısmi veto' seçeneceğini kullanırsa tarihe geçer. Sürpriz olur ama Türkiye'yi rahatlatır.
İsmail Küçükkaya'nın 26 Mayıs 2008 tarihli yazısı
Gül’ün aklından neler geçiyor?
http://arsiv.aksam.com.tr/yazar.asp?a=119174,10,19&tarih=26.05.2008