AKŞAM GAZETESİ | CUMARTESI | 18 TEMMUZ 2009, CUMARTESİ

'Çekimhane'ye konuk olduk

İzlediğimiz dizi, film ya da kliplerin kamera arkasında neler olup bittiğini hep merak ederiz. Ekip birbiriyle iyi anlaşıyor mu; bir sahne kaç saatte çekiliyor; makyaj-saç, dekor neye göre hazırlanıyor? Bu hafta, her skeç için kılıktan kılığa giren geniş bir oyuncu kadrosunun arasına katıldık ve 'Haneler'in kamera arkasını görüntüledik.

cekimhane
Ferhan Şensoy'un eseri 'Haneler'den uyarlanan, senaryosunu Saygın Delibaş, Fethi Kantarcı ve Barkın Şenüren'in yazdığı, yapımcılığını D Productions'ın üstlendiği 'Haneler' adlı program her perşembe Kanal D'de yayınlanıyor ve farklı hanelerde yaşanan ilginç olayları ekrana getiriyor. İstanbul Kraliyet Tiyatrosu oyuncularının birlikte yer aldığı ve farklı dizilerden tanıdık simaların da katılımıyla renklenen oyuncu kadrosu, eğlenirken bir yandan da eğlendiriyor.
Ahmet Saraçoğlu, Serdar Orçin, Fırat Doğruloğlu, Murat Akkoyunlu, Bihter Dinçer, Kamil Güler, Alper Düzen, Boncuk Yılmaz, Serhan Ernak, Barış Başar, Özlem Türkad ile Onur Özcan'ın yer aldığı projede her hafta Türkiye'nin değişik hanelerinden komik olaylar anlatılıyor. Postane, doğumhane, meyhane, malikane gibi alt başlıklar altında güldüren ve düşündüren skeçler hazırlayan ekip, seyircisiz ve sunucusuz kamera karşısında bin bir farklı tipe bürünüyor. Sanat ekibi de hayli titiz çalışıyor. Makyöz, kuaför, kıyafet sorumluları, dekorlar... Çekimde kullanılacak malzemeler ve dekorlar önceden hazırlanıp çekime yetiştiriliyor. Bunaltıcı temmuz sıcağı ve spot ışıkları altında ter döken, bir skeç için bazen 3 saate yakın çalışan ekibin işi gerçekten zor. Tüm zorluklara rağmen oyuncular, bir günde birden çok karakteri canlandırmanın mesleki açıdan büyük keyif olduğu konusunda hemfikir.


Bu proje nasıl ortaya çıktı?
Ahmet Saraçoğlu: İstanbul Kraliyet Tiyatrosu'nun 'Hastasıyız' oyununun DVD'si çıktı. Ardından bize bir komedi programı yapma teklifi geldi. Skeçlerden kurulu bir format oluşturuldu. Adının 'Haneler' olmasına ve her skecin başka bir hanede geçmesine karar verildi. Projeye şubat ayında başladık. Benzer bir format yok televizyonda. Sit-com tarzında dört kamera ile sesli çekim yapıyoruz.

Yaz aylarında komedi programları ve dizilerine ağırlık veriliyor...
Fırat Doğruloğlu: Yayın olarak yaza denk geldi ama bu bir yaz programı olarak düşünülmemişti aslında. Ekip olarak birbirimizi tanıyor olmamız çok önemliydi. Buna yazım ekibi de dahil. Sonradan kız arkadaşlarımız da bize dahil oldu. Televizyonda komedi çok kolay bir şey değil. Açıkçası kendi adıma da riskli buluyorum. Ekip olarak bu işe başlamamız önemliydi.

ÖDEVİMİZE ÇALIŞIYORUZ
Mesaj verme kaygınız var mı?
Ahmet Saraçoğlu: Her skeç mesaj verme kaygısı taşımıyor. Önceliği eğlendirmek amaçlı olanlar da var.
Fırat Doğruloğlu: Gündemden bazı konulara göndermeler yaparak o konuları da ortaya çıkarıyoruz. Skeçlerin bir şeyler söylemesi izleyiciyi eğlendiriyor. Birbirini iyi tanıyan bir ekip olduğumuz için işimiz zor değil. Evde okuma provamızı yapıp geliyoruz ve birbirimizin tiplerine müdahale ederek ortak karar da verebiliyoruz.
Ahmet Saraçoğlu: Aslında hızlı bir program var. Herkes hazırlıklı gelmek zorunda. Ödevini çalışıp geleceksin ki o zamanı verimli şekilde kullanabilesiniz.

Skeçlerdeki makyajınız ve dekor da beğeniliyor...
Ahmet Saraçoğlu: Sanat yönetimi, makyaj, kostüm o tiplerin yaratılmasında ve yazılan tekstlere katkı sağlıyor. Gerektiğinde plastik makyaj da yapabiliyoruz. Makyaj ve kostüme de birlikte karar veriyoruz. Tam bir ekip çalışması var aramızda.

Bir günde birden fazla karakter canlandırmak zor mu?
Boncuk Yılmaz: Çok cazip çünkü dramada bir karakter çıkartırsınız ve öyle devam eder. Ama şu an mesela Rus bir kadını canlandırıyorum. Bir sonraki skeçte bebek olabilirim. Oyunculuk için çok tatmin edici. En son 'Sıla'da köylü bir kızı oynuyordum. Şimdi beni farklı şekillerde izliyorlar, tepkiler güzel. Komedi er meydanı. Daha zor. İşin tadını çıkartıyorum.

'Olacak O Kadar' ile karşılaştırıyorlar mı 'Haneler'i?
Barış Başar: İki saatte bir farklı bir tipe giriyorsunuz. Zor bir trafik. Skeç çekiyor olmak zor işmiş. Levent Kırca Hoca'yı gerçekten tebrik etmek gerek. Yıllarca bunu yaptı, büyük başarı. Biz de yeni nesil oyuncular olarak farklı yerlerden bir araya gelip keyifli bir ortamda çalışmaya devam ediyoruz. Ekipte bazılarımız okuldan da arkadaş, dolayısıyla 15 yıllık bir dostluk da söz konusu. Bu ekip bir aradayken uyum sağlanması açısından vakit kaybı yaşamıyor. Şenlikli bir ekibiz.

Neden bu kadar sevildiniz?
Murat Akkoyunlu: Çünkü sıcak bir iş oldu. Sıcak bizi biraz zorlasa da yine de güzel gidiyor.
Alper Düzen: Şekilden şekle, tipten tipe giriyoruz. Aslında bizim format çeken için de, oynayan için de, yazan için de pek kolay değil. Standart dizide bir rolü çıkartırsın. Birkaç bölümden sonra oturur. Burada her çekim günü yeni bir şey çıkıyor karşımıza. Ama izleyicilerden güzel tepkiler alıyoruz.
Onur Özcan: Ekibin en yenisiyim. Burada teksti elinize aldığınızda canlandıracağınız tipin nasıl olacağı yazmıyor. Her hafta ortalama sekiz tane tip yaratılıyor oyuncular tarafından. Bu bence 90 bölümlük dizide oynamaktan daha yaratıcı bir akıl gerektiriyor. Bu yüzden dizi setlerine göre zor. Seyircisiz olması da zor bir durum.
Kamil Güler: Amacımız tiyatrodaki başarımızı televizyona taşımak.
Serhan Ernak: Facebook'ta iki tane grubumuz var. İlgi güzel.
Özlem Türkad: Biraz eğlenmek ve gülmek istiyoruz düşüncesi var insanlarda. Bu bir ihtiyaç aynı zamanda. Sanırım bu ihtiyaca cevap veriyoruz. Bunun da dönemi geçecek belki ama şu an için ilgi görüyor.
Serdar Orçin: Tiyatro ekibi olarak birbirimizi iyi tanıdığımız ve iyi anlaştığımız için sahneye çıktığımız anda o sıcaklık izleyiciye yansıyor. Bunu tiyatroda çok güzel başardık. Televizyonda biraz format değiştirmek durumunda kaldık. İzleyiciden gelen tepkiyi zaman gösterecek diye düşünüyorum.
Bihter Dinçer: Bir tiyatro çalışması gibi ezberimizi yapıp hazırlandığımız için birbirimizden keyif alıyoruz. Yapılan iş çok güzel. Yazarlarımız güzel yazıyor, iyi bir iş çıkıyor. Bir oyuncu için bir bölüm içerisinde birkaç tip canlandırabilmek çok kıymetli. En azından denemek gelecek günler için de çok önemli.

Her skeçte yeni makyaj yeni saç
Tutku Taş (makyöz): Dilek Öztürk ile birlikte dönüşümlü çalışıyoruz. Bazı oyuncuların özel istekleri olabiliyor. Ona göre bir çalışma yapıyoruz. Kendilerini nasıl görmek istiyorlarsa o şekilde biz de yardımcı oluyoruz. Skeçlerde Lazlar ile ilgili bir bölüm var. Oyunculara burun takıyoruz. Bu biraz zor olabiliyor çünkü önceki skeçlerdeki burun görüntüsüne zıt düşmemesi gerekiyor. Senaryoyu önceden görüyoruz, ona göre gerekli malzemeleri temin ediyoruz.
Gürhan Kalay (kuaför): Dizi ya da sinema filminde çalışmak gibi değil, daha yoğun. Her skeçte ayrı bir tip yapıyoruz. Saçlar da devamlı değişiyor.
 

EKİN TÜRKANTOS