Bu yazın da en hoÅŸ tatil beldelerinden biri yine Alaçatı olacak gibi... Yeni açılan mekanlar ve artık klasikleÅŸen markalarıyla Alaçatı, sezonu açtı bile.
Alaçatı'dan yaza merhaba!
Sakız ve lavanta kokan serin ve eski taÅŸ evlerin korunduÄŸu ÅŸirin bir kasabadır öncelikle burası. Alaçatı'da bulunduÄŸunuz mekanlar da eski birer taÅŸ evden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir zaten. Alaçatı 'Küçük güzeldir' diyenlerin, rüzgarın her çeÅŸidini bilenlerin, sakız aÄŸaçlarını sevenlerin yeridir... Toprağında zeytinin ve üzümün en bereketlisi, anasonun en güzeli, bademin en lezzetlisi, armudun en kokulusu, lavantanın en moru yetiÅŸir.
Arnavut kaldırımlı daracık sokakları, cumbalı evleri, yel deÄŸirmenleri, dokusu hiç bozulmamış hali ile Alaçatı, bugün de tarih kokar ve kentsel SİT ilan edilmiÅŸtir. Tarihin babası Bodrumlu hemÅŸerimiz Herodotos'un 'İonia'nın Dördüncü Bölgesi' diye tanımladığı İon kentlerinden Chios (Sakız Adası) ile Erythrai'nin tam ortasında bir yerde kurulmuÅŸtur Alaçatı; o zamanki adıyla küçücük bir liman köyü olan Agrilia...
Alaçatı'ya 1800'lü yıllarda, çevresindeki bataklıkları kurutmak ve liman yapımında çalıştırılmak üzere adalardan Rum iÅŸçiler getirilmiÅŸ. Daha sonra farklı milletlerden göçmenler de gelmiÅŸ yöreye. Hepsi zaman içinde terk edip gitmiÅŸ buraları, ama yaÅŸam tarzları kalmış geriye; hüzünleri, türküleri, aÅŸk öyküleri gizlenmiÅŸ taÅŸ duvarların arasına... Bir de yeni yıkanmış avlularda mis gibi yemeklerin kokusu kalmış.
20 yıl önce sadece küçük bir tütüncü köyü olan Alaçatı, ÅŸimdi ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri, denizden yaklaşık 2-3 kilometre içerde olmasına raÄŸmen... Bilinçli insanların elinde gün geçtikçe daha da deÄŸerleniyor; bozulmuyor, korunuyor.
Alaçatı'nın en ayrıcalıklı yanı ise, uzun yıllardır sörfçülerin cenneti olması ve dünyanın rüzgar sörfü açısından en özel yerlerinden biri olarak kabul edilmesi... Alaçatı koyuna tepeden baktığınızda hareketliliÄŸi hemen fark edersiniz. Rüzgar sörfü yapan çok sayıda sporcu, buranın iki renkli denizinde adeta dans eder... Sörf meraklılarının 15 yıl önce keÅŸfettiÄŸi Alaçatı ve sahilleri, bugün sadece deniz, kum ve güneÅŸten yararlanmak isteyenlerin deÄŸil, şık ve huzurlu ortamlarda konaklamak, gürültüden uzak kafa dinlemek, yöreye özgü lezzetleri tatmak isteyen tatilcilerin de gözdesidir.
Bir yanıyla da kadınlar ÅŸehridir Alaçatı, açılan mekanların yarıdan fazlası kadınlar tarafından iÅŸletilir. Kadın eli deÄŸmiÅŸ her ÅŸey gibi güzeldir dükkanları, otelleri, lokantaları, kahveleri...
ALAÇATI'NIN YENİLERİ Cafe de Paris
Bu yaz Alaçatı'da yeni iÅŸletmeler dikkati çekiyor yine bunlardan ilki Cafe De Paris... Alaçatı'nın ismiyle özdeÅŸleÅŸmiÅŸ mekanlarından biri olan Sakızlıhan'ın bir bölümü, 2009 sezonundan itibaren, dünyanın en önemli yeme içme markalarından biri olan Cafe De Paris'ye ayrıldı... Cafe de Paris'nin dünyanın hemen her yerinde geçerli olan mönüsü Alaçatı'ya taşınmış durumda. Salata-özel soslu bonfile ve sınırsız patates kızartmasından oluÅŸan mönüsü, birbirinden seçme peynir tabakları ve özel tatlıları ile Alaçatı'nın zengin yeme-içme alternatiflerine yeni ama tanıdık bir tat getirmiÅŸ.
Cafe de Paris'nin kavı da çok iyi... Çok çeÅŸitli yerli ve yabancı ödüllü ÅŸaraplardan oluÅŸan geniÅŸ bir kav meraklıları bekliyor. Sıcak Alaçatı gecelerini serinletecek özel kokteyller ve bahçedeki bar, Alaçatı'nın ruhuna uygun bir mekanda uygun içecekleri sunuyor. Cafe de Paris'in yöneticileri 'ÅŸanslıysanız' diyorlar, 'çok özel günlerde kendi damak tadımıza uygun olarak birbirinden farklı ülke lezzetlerini denediÄŸimiz 'Sakızlıhan özel mönüsü'nü de tadabilirsiniz'...
MARİA'NIN YERİ
İstanbullu yemek meraklılarının yakından tanıdığı bir isim Maria EkmekçioÄŸlu. Önce Etiler'de, ardından da Küçükyalı'da Maria'nın Bahçesi'nde konuklarını ağırlayan Maria, bu yaz bahçesini Alaçatı'da eski bir taÅŸ evde açtı... 'Ege'nin Gurmesi' olarak İstanbul'da tanınan Maria, ÅŸimdi Ege'de... Mönüde, karşıdaki Sakız veya Samos adalarında bulabileceÄŸiniz güzellikte deniz ürünleri, sebze yemekleri bulunuyor.
Peki, baÅŸka kimler var Alaçatı'da bu yaz? Kimler yok ki... Babylon; programını Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Kenan DoÄŸulu gibi popüler isimlerle zirveye taşırken, İstanbul'un çok popüler mekanları, Otto, Sefahathane ve Dükkan, bu yaz Alaçatı'da...
Alaçatı 'klasikleri' de yerlerini koruyorlar elbette... Lavanta, 'marangozhane'si ile karşımızda duruyor. KöÅŸekahve, Ortakahve aynı kıvamda; Galatasaraylıların son kasaba kahvesi de 'asrileÅŸti'... Agrilia galiba bu yıl son kez eski yerinde, gelecek yıl yeni yerine taşınacak. Tuval, Konak Pier'deki iÅŸletmeyi yaz nedeniyle kapatıp Alaçatı'ya taşındı. Galiba lezzetleri korumak için en iyi yöntem bu... Alaçatı'ya gelen herkese söylediÄŸimizi bu yıl da yineliyoruz: Evet, Alaçatı'dasınız! Tadını çıkarmaya bakın...
MİDYELİ PİLAV
Bugün size Maria Bahçesi'nden bir yemek sunuyorum...
Malzemeler: 8 adet kabuk midye, 3 büyük soÄŸan, 3 çay bardağı pirinç, yarım kg. iç midye, 1 çay bardağı zeytinyağı, yarım demet dereotu, yarım demet taze nane, yarım demet maydanoz, tuz, karabiber, 1 çay kaşığı yeni bahar, yarım çay bardağı kuru üzüm, yarım çay bardağı dolmalık fıstık
Hazırlanışı: SoÄŸanları piyaz tarzı kesip yarım bardak zeytinyağında hafif ateÅŸte döndürün. Daha sonra yıkanmış pirinci 1 çay bardağı su ile ilave edin. İyice yıkadıktan sonra midyeleri de ekleyin. Pirinç ÅŸiÅŸmeye baÅŸladığında kabukları da atın. Tahta kaşıkla pirincin kabukların içine girmesini saÄŸlayın. Sonra ince kıyım taze nane, maydanoz, dereotu, tuz, karabiber, kuÅŸ üzümü ve dolmalık fıstığı da ekleyerek pirinç piÅŸene kadar kaynatın.