Tuğçe Tatari Evliyagil tugce.tatari@aksam.com.tr

kategori2

Evde şarkıları Tarkan söylüyor

Ali AÄŸaoÄŸlu'yla maceramız devam ediyor... Geçen hafta ofisinde yediÄŸimiz yemeÄŸi yazmıştım. Bu hafta ise evinde verdiÄŸi davete gittim. PerÅŸembe akÅŸamı Vaniköy'deki yalısına giderken TuÄŸba'yla nasıl bir gece olabileceÄŸinin tahminlerini yürütüyorduk. Evin kapısına o ünlü 'AGA' plakalı arabaları dizilmiÅŸti.
Bahçe mumlarla süslenmiÅŸti.
Eve girdiÄŸimizde Ali AÄŸaoÄŸlu ve Kainat Güzeli 22 yaşındaki sevgilisi Sophia karşıladı bizi.
Verandaya doÄŸru diÄŸer konuklarla tanıştırmak üzere yol gösterdiler.
O sırada Rose Kar'ı gördüm. İzzet Çapa'yla çok uzun yıllar beraber çalışmışlardı, kendisini oradan tanıyorum. Åžimdi AÄŸaoÄŸlu'yla çalışıyor. Sanırım o olmasa davet çok daha 'yerel' organize edilmiÅŸ olurdu.
Bu arada Ali AÄŸaoÄŸlu'nun evi iddiasız dekore edilmiÅŸ, ÅŸaÅŸaadan uzak görünüyordu.
Neyse...
Verandaya çıktığımızda kalabalık, çoÄŸunluÄŸu erkek olan bir grubun oturmakta olduÄŸunu gördük.
El sıkışmak suretiyle tanışma ritüelini gerçekleÅŸtirirken sıktığım ellerden biri tanıdık geldi, fazlaca tanıdık.
İnanmayacaksınız ama ancak oturduktan sonra o tanıdık elin Tarkan'a ait olduÄŸunu anlayabildim. Yaşından çok daha genç görünüyordu, gayet spor bir kıyafetle ve çocuksu bir tavırla oturuyordu. Sanırım o da davetli olduÄŸu gecenin bu kadar 'kapsamlı' olmasını beklemiyordu, hafif ÅŸaşırdı.
Artık bulunduÄŸumuz ortamdan mıdır yoksa onun genel hali midir bilmiyorum ama gayet güler yüzlü ve sıcakkanlıydı.
Öyle şımarıklık, kapris, 'Ne gazeteci mi çağırdınız? Hem de bana haber vermeden' dertlerinde biri deÄŸildi.
Derken evin iskelesine bir tekne yanaÅŸtı. İçinden Güneri CıvaoÄŸlu, Fikret Ercan-eÅŸi, Adil-Beyhan Benardate ve üç kadın indi.
Davetliler tamamlanmıştı.
YemeÄŸe geçildi.
Açık büfenin mönüsü deniz mahsullerinden oluÅŸmaktaydı.
Etrafta garsonlar dolaÅŸmaktaydı. Sanırım kiÅŸi başına bir garson düÅŸüyordu.
Yemekler biter bitmez alt kata geçildi.
Bir orkestra hazır beklemekteydi.
'Türk Sanat MüziÄŸi Gecesi'ymiÅŸ meÄŸer davetli olduÄŸumuz.
Åžarkılar söylenmeye baÅŸlandığında kadınlar da 'oynama'ya baÅŸladı...
Bir süre sonra, tahmin edeceÄŸiniz üzere Tarkan mikrofona geçti.
1-2 ÅŸarkı söyler derken gece bir mini Tarkan konserine dönüÅŸtü.
Davetliler fotoÄŸraf çekmeye, istek ÅŸarkılarının adını bağırmaya, Tarkan'a hayranlıklarını dile getirmeye baÅŸlamışlardı.
Bense yaÅŸananları uzaktan izlerken ünlü olmanın keyifsiz bir ÅŸey olduÄŸunu düÅŸünüyordum. Bunalır insan. Ben yapısındaysa sinirlenir bile...
Tarkan mikrofonu bıraktıktan sonra dans devam etti. Güneri CıvaoÄŸlu 'en eÄŸlenen', Fikret Ercan ve eÅŸi ÅŸarkılara 'en çok eÅŸlik eden'di.
Söylemeden geçemeyeceÄŸim, Tarkan, mali müÅŸaviri Kemal Bey ve menajeri Uygar'la çok ilginç bir ekip oluÅŸturmuÅŸ. Uzun yıllardır beraber olmanın getirdiÄŸi bir iletiÅŸim var aralarında. Sık sık birbirleriyle göz teması kuruyorlar.
KeÅŸke fırsatınız olsa da Kemal Bey'le tanışsanız. Uzun yıllardır tanıdığım en ilginç ve açık sözlü kiÅŸi kendisi. Sanırım içinde biraz ÅŸarkı söyleme hevesi de var.
Gece bittiÄŸinde bizler eve, Güneri CıvaoÄŸlu ve 'tekne ekibi' Reina'ya devam gitti.
Eve dönüÅŸ yolunda aklımda sadece Oray'a nispet yapmak vardı. Geçen hafta yazdığı bir yazıda bundan sonra 'parayla satın alınamayacak organizasyonlar' düzenlemek, o tarz davetlere katılmak istediÄŸinden bahsetmiÅŸti. Sanırım davetli olduÄŸunuz evde Tarkan'ın sahneye çıkması parayla satın alınamayacak bir organizasyondu.

Bu ne tuhaf çeliÅŸki
Geçenlerde Sortie'de Candan Erçetin çıktı sahneye. Sanırım kendisini daha önce hiç izlememiÅŸtim. Tek söyleyebileceÄŸim, kıyafet konusunda yanlış seçimler yaptığı. Özellikle de ikinci elbisesi.
Neyse aslında bahsetmek istediÄŸim konu farklı. O gece Sortie'ye girerken önümde türbanlı bir kadın vardı.'Türbanlıysan neden burdasın, evinde otur' demeyeceÄŸim. 'Türbanlıysan o üzerindeki ışıl ışıl, simli kostüm de neyin nesi?' diyeceÄŸim.
Dikkat çekmemek için türban takıyorsunuz ama hayatımda gördüÄŸüm en parlak kıyafeti giyip Sortie'ye geliyorsunuz. Zaten türbanınızla 'Ben sizden daha dindarım. 'Siz' dikkat çekmek istersiniz, 'biz' istemeyiz' mesajı vermiyor musunuz? Peki ama bu ne biçim çeliÅŸki kardeÅŸim. İnanın ben üzerinizdeki o simli elbiseyle sokaÄŸa çıkamam, o kadar dikkat çekmek istemem.

Olmadı Fatih Altaylı
Hazır laf Ali AÄŸaoÄŸlu'ndayken... Geçen haftaki yazıdan sonra Fatih Altaylı'nın sert eleÅŸtirilerine maruz kaldım.
Åžimdi benim de ona söylemek istediklerim var: Bu adam merak ediliyor mu? Adamın yaÅŸam tarzı, evi, Kitsch (kiç) dünyası okunmak isteniyor mu? Adamı beÄŸensek de beÄŸenmesek de cevabın 'Evet' olduÄŸunu kabul etmek zorundayız. Hal böyleyken ben; gazeteci olarak yapmam gerekeni yapmış mıyım ona bakarım. Sizin iddialarınızı sormuÅŸ muyum? Gazetecilere ucuza ev satıyormuÅŸsunuz, bu doÄŸru mudur? demiÅŸ ve cevabını da yazmış mıyım? Evet. MesleÄŸimiz 'temas ve mesafe sanatı'nı icra etmeyi gerektiriyorsa ve ben de buna uygun davranmışsam siz neresini, hangi kısmını eleÅŸtiriyorsunuz anlayamadım.
Ne yani, şimdi bu adam konuşuluyor, merak ediliyor ama ben 'Aman yazma altında başka nedenler
ararlar' mı demeliydim?

Dostları Ufuk Güldemir'i yalnız bıraktı
ÇarÅŸamba günü Ufuk Güldemir'in anma töreni vardı. İki yıl geçmiÅŸ, ne çabuk geçmiÅŸ.
Aslında sadece bu iki yıl deÄŸil çabuk geçen. Ufuk'un sırtımdan sopayı eksik etmeden 'TuÄŸçe'yi yetiÅŸtireceÄŸim' projesini hayata geçiriÅŸi de daha dün gibi.
Ataköy Regata'da yaÅŸanan günler... Haftanın üç günü Ufuk'tan nefret edip, geri kalan dört gün sevdiÄŸim günler... Kalabalık bir aile yemeÄŸinde bardağına bıçağıyla vurduktan sonra hiç beklemediÄŸim bir konuÅŸma yapmıştı. O günden sonra Ufuk'un bana inandığı için eziyet ettiÄŸini anlamıştım. 'Gazeteci dediÄŸin gergedan derisinden olmalı. Åžimdi senin derin; kar, yaÄŸmur, fırtına iÅŸlemez hale geldi' demiÅŸti.
Hayatımın bir bölümünü Ufuk'u ÅŸikayet etmekle geçirdiÄŸim aile fertlerim o gece çok gülmüÅŸ ve yıllardır biriktirdikleri 'ÅŸikayetlerimi' ona bir bir anlatmışlardı.
Bugünlerde, bizim meslekte onun gibisini bulmak zor... Maalesef ÅŸimdi deÄŸerini çok daha iyi anlıyorum. İşte aklımda bu düÅŸüncelerle gittim o gün Zincirlikuyu'ya. Mezarı başında yapılan tören hayli kalabalıktı. Bana sorarsanız Ufuk'un 'esas' dostları oradaydı.
Orada olanlar zaten tüm yaÅŸamını beraber geçirdikleriydi. Ama olmayanlardan bazıları da Ufuk için gerçekten kıymetliydi. Sedat Ergin, Hasan Cemal, Serdar Turgut ve Korcan Karar mesela. Gelenleri saymayacağım. Ama gelmeyenlere ÅŸaşırmadığımı da gizleyemeyeceÄŸim.
Ha bir de her fırsatta Ufuk'un ölümünden prim yapanlar, onlar zaten yoktu. Onlar hiçbir zaman olmamıştı ki... Åžu iki yılda, Ufuk'u tanımadan 'Ben onun öÄŸrencisiydim' röportajı veren çoktu da, en iyi örnek Cengiz SemercioÄŸlu'ydu.

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3