Åžu 'AÅŸk' adlı romanın 'pazarlama iletiÅŸimi' adına başına 'gelen' ve 'getirilenleri' izlerken dört kez ÅŸaşırdım:
Bir kere kitap mükemmel lanse edildi... Medya iliÅŸkileri bu kadar iyi yönetilen kaç kitap vardır acaba?.. İlk bakışta çekingen izlenimi yaratan Elif Åžafak Hanım bir anda iletiÅŸim aracı haline nasıl da gelebildi? Bravo doÄŸrusu... Bu bir...
İkincisi: 'Pembe kitap bizi bozar' (beni hiç bozmaz, kendime o konuda güvenim tamdır...) diye çırpındıkları iddia edilen (!) mebzul miktardaki 'erkek' okurun hiç üÅŸenmeyip yazar Elif Åžafak Hanım'a veya yayıncılara bir ton mektup yaÄŸdırmış ve 'pembe' kapaktan dolayı rahatsızlıklarını dile getirmiÅŸ olmalarına ÅŸaÅŸmamak mümkün mü?.. Medyaya yaptıkları açıklamada yayıncılar 'erkek okurların aşırı talebine uyarak' aynı kapağın bu kez 'kül rengi' versiyonunu piyasaya sürdüklerini söylüyorlar...
Üç: Yazar ve yayınevinin, isterlerse ilginç bir pazarlama numarası olsun, isterlerse de gerçekten satış rakamını erkekler nezdinde de artırmak için buldukları bir çözüm olsun, bu olayı yönetme biçim ve içeriklerinin profesyonellikleri dudak uçuklatacak düzeyde... Ve nihayet dört: Zevkler ve renkler tartışılır. Hem de aslanlar gibi... Çünkü kültür ve deÄŸerler pek çok faktöre göre deÄŸiÅŸiklik gösterir... Daha çok 'pazarlama' kokan bir numaradan bu kadar çok köÅŸe yazısı ve haber çıkmasını saÄŸlamak, bir iletiÅŸim baÅŸarısı deÄŸil midir? Gelin de ÅŸaşırmayın...
Her kim akıl ettiyse aklına sağlık...
Hepimize Cem GaripoÄŸlu'suz günler dilerim...
Ben Diane Lane'i severim (Nights in Rodanthe, Unfaithful, The Perfect Storm vb)... Yasal DVD piyasasına çıkan son filmi 'Untraceable' müthiÅŸ bir polisiye 'soft' (yumuÅŸak) gerilim... Lane, FBI'da internet suçlarını araÅŸtıran bir uzmanı canlandırıyor. Filmde bir seri katilin peÅŸine düÅŸüyor. Katil, kurbanlarını web sitesinde canlı yayında yavaÅŸ yavaÅŸ öldürüyor. Siteye baÄŸlananların sayısı fazlalaÅŸtıkça ölüm süreci de hızlanıyor... Sizce, zaman içinde baÄŸlanan ve cinayete ortak olanların sayısı ne oluyor? Merak ediyorsanız izleyin...
Film, ne hikmetse bana Münevver Karabulut cinayetini hatırlattı. Katil zanlısı İnterpol de aranıyor ya... Millette bir heyecan... O kadar cinayet iÅŸleniyor bu ülkede. Hayır ille de bu... İstanbul'da. Burnumuzun dibinde... 1999 depremi de öyle olmuÅŸtu. İstanbul'dan uzak olanları unuttuk. İstanbul'u vuran, hepimizi ayaklandırıyor... Kızlarımızın çıktığı kısa saçlı kulağı küpeli her oÄŸlan çocuÄŸu artık potansiyel Cem Ga- ripoÄŸlu... Çocukların hayatını karartmaya hazırız... Mardin'deki bir düÄŸünde 45 kiÅŸinin öldürülmesini 1 hafta sonra unuttuk. Münevver ruhumuzu sarmış durumda.
Diane Lane'in filmi, bu iÅŸlere ne kadar ortaklık ve yataklık ettiÄŸimizi düÅŸündürüyor...