AKŞAM GAZETESİ | Nedim Atilla | 2009-07-18

kategori2

BİRA: Sosyal hayatın içeceği...

40. yılını kutlayan Efes Pilsen tarafından İstanbul'un ardından İzmir'de açılan 'Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Biraya Dair' adlı sergi, bu 'en sosyal içeceğin' hikayesini belgelerle anlatıyor.

Yıllardır yemek yemenin başlı başına bir kültür, bir yaşam biçimi olduğunu memlekete öğretmeye çalışan Murat Belge, Osmanlı topraklarındaki ilk bira fabrikasının İzmir'de kurulduğunu söylüyor 'Tarih Boyunca Yemek Kültürü' adlı eserinde... Belge Hocamız, dünyanın en eski içkilerinin mayalandırmayla elde edilen bira ve şarap olduğunu da ekliyor. Bira, ilk kez Eski Mısır'da yapılmış; hammaddesi de bugün olduğu gibi arpa imiş. Mısır mitolojisinde insanlara bira yapmayı öğreten ise en büyük tanrı olan Osiris... Arpayı toprağa gömerek çimlendiriyorlar, bundan elde ettikleri maltı suyla karıştırarak mayalandırıyorlardı. Bira, Mısır'dan kuzeye, Mezopotamya ve Anadolu'ya yayıldı. Anadolulu şarap tanrısı Dionysos'un, üzüm şaraba dönüşmeden önce, 'Bira Tanrısı Sabazios' olduğu da söylenir. 'Esrarlı Doğu'nun kapılarını aralamak' amacıyla İstanbul'a, antik Helen medeniyetlerinin köklerini bulabilmek için de    19. yüzyıl ortalarında İzmir'e gelen seyyahlar, bu limanlarda iner inmez birahanelerle karşılaşınca şaşırıyorlardı. Bunlardan biri da Hans Barth'tır...

KAHVEHANE DEĞİL BİRAHANE VAR
1892'de İzmir'e gelen Hans Barth, İzmir'de sahil boyunca uzanan çay bahçelerinde, restoranlarda, kafelerde ve şehrin dışında İzmirlilerin tatil günlerini geçirdikleri yerlerde, yan yana açılan bira bahçelerinde, insanın kendini Doğu'da, hele hele kahve kültürüne sahip yabancı bir diyarda hissetmediğini kaydetmektedir. Aslında bu durum, neredeyse 50 yıldır böyledir. Barth'a göre, İzmir'e birayı ilk getiren Württembergli Prokopp'tur. Başlangıçta ürettiği biraları eşek ve katır sırtında piyasaya sunan Prokopp, daha sonra bugünkü Alsancak'taki Bornova Caddesi'nde bulunan imalathanesinin yanına devamlı dolup boşalan bir de bira bahçesi eklemiştir.
Bazı kaynaklarda Prokopp'un, İstanbul'daki Bomonti Bira Fabrikası'ndan çok önce bira üretmeye başladığı kaydedilmekteyse de, Prokopp tarafından Bristol'den ithal edilen şişelerin dolu mu geldiği yoksa İzmir'de mi doldurulduğu belirsizliğini korumaktadır. Avusturya'nın İzmir Konsolosu Karl von Scherzer'in verdiği istatistiklere göre 1870'lerde İzmir, 3.000 fıçı bira ithal etmekteydi. Bunun 2.300 fıçısı Avusturya, geri kalanı İngiliz ve Bavyera birasıydı. Prokopp'un açtığı yol kısa sürede ilerlemiş ve 1880'lerde Kordon'da bulunan Corinno, Nalpas ve Rodokanaki gibi kafeler mönülerine birayı da eklemişti. İzmir'in en meşhur birahanesi, Avusturyalı Craemer'in sahibi olduğu Grand Brasseire Pilsen'di.

İLK MODERN BİRA FABRİKASI
1910'da İngiltere'nin İzmir Konsolos Yardımcısı Heatchote-Smith, İstanbullu bir tüccarın İzmir'de bir bira fabrikası kurmak için harekete geçtiğini, bunun için geniş bir arsa satın aldığını kaydetmektedir. Sözü edilen bira fabrikası, iki yıl sonra 1912'de Halkapınar-Darağacı'nda Aydın Bira Fabrikası adıyla çalışmaya başlamıştır; sahibi de Bomonti Bira Fabrikası'nın sahibinden başkası değildir. Kayıtlara göre Bomonti Kardeşlerin 1890'da İstanbul'da kurdukları ve merkezi Cenevre'de bulunan Bomonti Bira Fabrikası, modern bira üretim tekniğiyle imalata başlamış ilk üretim tesisidir. Uzun süre rakipsiz olarak piyasayı elinde tutmuş, ancak 1909'da Büyükdere'de açılan Nektar Bira Fabrikası'yla amansız bir rekabete girişmiştir. İki şirket, rekabetten büyük zarar görmeye başlayınca da, 1912'de birleşmişler ve aynı yıl biranın Batı Anadolu'ya nakli ve muhafazasındaki güçlükleri düşünerek İzmir'deki fabrikayı kurmuşlardır. 1914'teki bir ilana göre, ürettiği biraları varil ve şişelerle satan Aydın Bira Fabrikası, stoğunda sürekli bir milyon litre bira bulundurmaktaymış!                                       1922'deki 'Büyük Yangın', pek çok şey gibi birahanelerin de büyük bir kısmını yok etti. Bira, birahane değil de meyhanelerin mönülerinde yer almaya başladı. Aydın Bira Fabrikası ise, 1930'lu yıllara kadar üretimini sürdürdü; 1938'de Tekel İdaresi'ne geçince de şarap, suma ve rakı fabrikasına dönüştürüldü. Biranın yeniden popüler bir içki haline gelmesi için, önce özel işletmelerin 1960'lı yılların sonlarından itibaren üretim sektörüne girmesini, sonra da 1970'li yıllarda 'her mahalleye bir birahane' furyasını beklemek gerekti.

OSMANLI'DAN CUMHURİYET'E
Bu bilgileri size sunmamızın nedenine gelince... Efes Pilsen, İstanbul'dan sonra İzmir'de de özel bir koleksiyon sergisi açtı... Efes Pilsen'in 40. yılında, sosyal geçmişi aydınlatmak amacıyla hayata geçirdiği 'Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Biraya Dair' adlı sergi, bir sanayi ürünü olarak Osmanlı topraklarına girişi 1840'larda gerçekleşen 'bira'nın bu tarihten Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar olan serüvenini anlatıyor; hem de işin hakkını vererek...
Araştırmacı-yazar Mert Sandalcı'nın 20 yılda bir araya getirdiği koleksiyon, biranın tıpkı Cumhuriyet'in ilk yıllarında olduğu gibi, Osmanlı'da da sosyal hayatın önemli bir parçası olduğu göz önüne seriyor. Sandalcı, 'Son yıllarda Osmanlı'nın olduğundan farklı olarak belli kalıplar içinde algılandığını görüyoruz. Öyle ki, Osmanlı'nın ve bağlı devletlerinin en büyük sanayi tesislerinden olan ve koskoca bir semte adını vermiş bir bira fabrikası 'Bomonti' halen yerli yerinde dururken, 'Osmanlı'da bira var mıydı?' diye soran genciyle, yaşlısıyla tarihine yabancı bir toplum olduk. Sergideki eserler Osmanlı'da içki tüketiminin şer'i kurallarla yasaklanmaya çalışılmadığını ortaya koyuyor. Geçmişin sosyal hayatında biranın yerinin yeniden keşfedilmesini sağlarken, biranın sosyal hayatta hep var olduğunu belgeliyor' diyor.
Bira, antik çağdan günümüze sosyal yaşamın bir parçası, belki de en 'sosyal' içecek olmuş... Bol köpüklü buz gibi bir biranın yaklaşan sıcak yaz günlerini daha yaşanabilir hale getireceğini unutmadan bu sergiyi gezmek gerek...