AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-07-18

kategori2

Polat Tower'ın yükseliş ve düşüşü

Polat Tower'ın açıldığı ilk günleri hatırlıyorum da, kısa sürede yüksek kalite, üst tabakanın yaşam alanı haline gelen, İstanbul'un ilk rezidanslarındandı. Binanın altına açılan restoran sosyalleşmek için 'in' yerlerden biriydi. Şehrin en ünlü ailelerinin birer daire aldığı konuşuluyordu. Üzerinden   biraz zaman geçti, Polat Tower, şov dünyasından ünlü simaların da tercihi haline geldi. Mesela Beyazıt Öztürk ve Mustafa Sandal. O zamanlar orada oturmak ayrıcalıktı.

Sonra ne olduysa oldu ve kalite düştü. Restoranı, dükkanları rağbet görmez oldu, bina sakinleri değişime uğradı. 'Rus kadınların uğrak yeri' olarak anılmaya başladı. Kiminle karşılaşsam bir gece yarısı Polat Tower'ın asansöründe rastladığı 'tuhaf' kadından veya tanıklık ettiği sıradışı 'gece konukları'ndan bahsediyordu.
Dedikodular aldı başını gitti. Mal sahipleri de sonunda bu duruma isyan etti. Hatta Beyaz'ın bu sebeple binadaki dairesinden taşındığı bile anlatıldı. Taşındığı gün resepsiyonun önünde 'Bu binaya dört bir yanından abdest aldırmanız gerekiyor' diye isyanını dile getirdiği iddiası da o günlerin ses getiren dedikodusuydu.
Kaybedilen kalite, mal sahiplerince çekilen ültimatom sonrası geri kazanılmaya çalışılıyordu. Çok yakın bir zaman önce konuştuğum emlakçı arkadaşım 'Bina düzeldi, artık giriş çıkışlarda kimlik kontrolü yapılıyor. Eskiden olduğu gibi değil işler' demişti. Yakın bir tarihte Polat Tower'ın New York Times'a konu olduğunu da hatırlatmak isterim.
Tam idareyi ele aldılar derken şimdi de bir cinayetle lekelendi bu bina. Biraz araştırdım, nedir bina sakinlerinin son durumu diye... Tahmin ettiğim gibi ev sahibi ve kiracılar huzursuzmuş. Dairesini satmak isteyenler bu olayla beraber ciddi fiyat düşüşü yaşanacağını ve aradaki farkın Murat Polat tarafından ödenmesi gerektiğini düşünüyormuş. Yönetim kurulu toplantısı istemişler. Birçok kiracı acilen ev bulup taşınmanın peşindeymiş. Binada bir nevi ayaklanma yaşanıyormuş. Aileler binada yalnız yaşayan, öğrenci çocuklarının kira kontratlarının feshedilmesini istiyormuş.
Bu arada, İstanbul'un en yüksek aidatli binalarından biri Polat Tower. Her daire ayda 1000 TL aidat ödüyor. Bunun içinde resepsiyon, güvenlik, bina hizmetleri var. Binada ise 400 daire ve birçok dükkan bulunuyor. Hesaplayın işte aylık geliri. Bu kadar yüksek gelirli bir bina ancak bu kadar kötü yönetilebilir, ancak adı bu kadar lekelenebilirdi. Mal sahiplerince 'kötü yönetim' adına tek suçlu bulunan kişi Murat Polat'mış. Binada evi olanların, dairelerini yatırım amaçlı alanların ne yapacağını gerçekten merak ediyorum. En çok da hala orada yaşayan ve Polat Tower'ın en görkemli dairesine sahip olan Mehmet Kutman'ın.

Okan  Bayülgen'in herkesten gizlediği oğlu!
Bir süredir 'Okan Bayülgen'in yurtdışında yaşayan bir oğlu varmış, herkesten gizliyormuş, bunu neden yazmıyorsun' eleştirisi alıyorum. Anlatmaya çalışıyorum, ama yok biri bitiyor yeni biri aynı konuyla karşıma çıkıyor.
Madem yanlış dedikodu aldı başını gidiyor, ben size işin doğrusunu anlatayım. Evet; Okan Bayülgen'in bir oğlu var ve yurtdışında yaşıyor. Ama Bayülgen çocuğun biyolojik babası değil, manevi babası.
Şöyle anlatayım; yazılarımı takip edenler hatırlayacak, Okan Bayülgen'in ünlü Doğan Apartmanı'nda aldığı 'evleri' gezmiş ve yazmıştım. Bu evi alma sebebinin de ilk aşkı Emel Hanım olduğunu anlatmıştım. Emel Akalın, Bayülgen'in 16 yaşında, aşık olduğu ilk kadın. Büyük aşkmış, nişanlanmışlar sonra olmamış ayrılmışlar. Emel Hanım o yıllarda ailesiyle Doğan Apartmanı'nda yaşarmış. Bayülgen'in apartmana sevdalanması da o günlerde başlamış.
Aradan yıllar geçmiş ama Emel Hanım ve Bayülgen'in dostlukları hiç bitmemiş. Emel Hanım bir yabancıyla evlenip Viyana'ya taşınmış. Julian adlı bir oğlu olmuş. Bir süre sonra Emel Hanım'ın kocası vefat etmiş, bu süreçte de Okan Bayülgen en büyük destekçisiymiş. Hem anneyi hem oğlu korumuş, kollamış, sahip çıkmış. Emel Hanım 'Bir gün bana bir şey olursa Julian sana emanet' demiş.
Anladığım kadarıyla Emel Hanım'ın vasiyeti dışında Okan Bayülgen, Julian'la iyi bir iletişim kurmuş, sevmiş onu. Çünkü Julian her yaz tatilinde Bayülgen'e geliyormuş. Okan Bayülgen de onun isteklerini yerine getirmeye çalışıyor ve sık sık Viyana'ya ziyarete gidiyormuş.