AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-07-18

kategori2

Çin'i kınayanlara duyurulur: Boşuna yormayın kendinizi!

32 yıllık hayatımda şimdiye kadar ne olduğunu anlayamadığım bir eylem var. Kınama eylemi. Bu eylem ne işe yarar, şimdiye kadar bir sorunu çözdüğü, bu yolla bir şeylerin değiştirildiği görülmüş müdür, bilmiyorum. Her neyse...

***
Şimdi de Çinlilerin Uygur Türkler'ine yaptıkları zulmü kınama dalgası başladı. Mail kutum mesajlarla dolup dolup boşalıyor. Kınama çılgınlığına kapılmış arkadaşlar: Yormayın kendinizi. Yaptığınız eylem zaten pek sonuç alınacak bir eylem değil. Bir de Çin'i bırakın sizin durdurmanız, dünyanın şefi ABD'nin bile durdurması pek olası değil.

***
Çin bugün üretim anlamında dünyanın bel bağladığı dev bir kaynak. ABD bu ülkeye borçlu. Dolayısıyla rest çekme gücü yok. Üstelik yaşanan vahşet ile ilgili BM'ye gitme şansı da yok, çünkü Çin bizzat kendi ile ilgili karar için vetosunu koyar, işi tıkar. Dolayısıyla maalesef acı gerçek şu: Dünya, Uygur Türkler'inin katliamına seyirci kalmaktan başka bir seçeneğe sahip değil.

***
Değil ama kendilerini bir cehennemin içinde bulan Uygurlar yaşamak için umut etmeye devam ediyorlar. Umutları özellikle iki aktöre kilitleniyor: ABD ve Türkiye. Yukarıda anlattığım gibi ABD'nin eli kolu Çin'e karşı bağlı ancak Uygurlar resme bu kadar objektif bakamıyor. Çünkü onların anası kabul edilen Rabia Kader, Çin'de hapishanedeyken, dönemin Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice onu hapisten çıkarıp ABD'ye getirmişti. Dolayısıyla Uygurlar Washington'un Kader'i kurtadığı gibi kendilerini de kurtarmasını bekliyor.

***
Yardım bekledikleri ikinci aktör ise hem soy hem de din kardeşi olduğu Türkiye. Bu kadar da değil, birkaç hafta önce Cumhurbaşkanı Gül'ün bölgeyi ziyareti ve oradan fahri profesörlük alması da Uygurların beklentisini yükseltiyor. Ancak durum ortada. Türkiye'nin de oraya durumu değiştirecek bir yardım eli uzatma olasılığı yok.

***
Çin'deki ana politika Çinlileştirme. Bu amaçla Doğu Türkistan'ın nüfus yapısında önemli değişiklikler yaptılar. Oraya Çinlilerin göç etmesini sağlayarak nüfus dengesini yüzde 90'a 10 iken neredeyse yarı yarıya Uygur-Çinli yaptılar. Uygurlar iki yönleri ile asimile edilmeye çalışılan gruplar. Hem Çinli değiller hem de Müslümanlar. Çin ateist bir sistemle yönetiliyor, dolayısıyla kamu alanında herhangi bir dini imge bu sisteme ters.

***
Bu nedenlerle Uygurlular son sürat bir eritme politikasına kurban gidiyor. Bunu 'haydi şunu kınayalım, bunu protesto edelim' tarzı romantik yaklaşımlarla önlemenin bir yolu yok. Maalesef sinema perdesini izler gibi izleyeceğiz olanları.

I have a dream
BİR hayalim var benim
Kişilerin garantör olmadığı
Üniformanın hazırola geçme isteği uyandırmadığı insanlardan oluşan bir ülke hayalim
Evet, bir hayalim var benim.
Gün gelecek kimse kimseye 'imtiyazlı' iması yapamayacak.
Gün gelecek adaletin yeri tek ve şüphe götürmez olacak.
Bu gün bir hayalim var benim.
Kimsenin kimseden kanunlar önünde üstün tutulmadığı bir ülke hayalim.
Ve o hayale önceki gün biraz daha yaklaştık!