AKŞAM GAZETESİ | Atılgan Bayar | 2009-07-18

kategori2

Hepimiz Gulyabani'leşmeden...

Akşam yeni inmişti Nişantaşı'na...
Atiye Sokak'tan Teşvikiye Camii'ne döndüğüm köşede aniden karşımda belirdi.
Ben, 'Aman Yarabbim!' diye çığlığı bastığımda, bu karşılaşmadan dolayı sevindirik olmuş bir hayran olduğumu düşünüp, duraksamış olmalı... Belki bir imzalı fotoğraf falan isterim, diye...
Olay yerinden hızlı adımlarla uzaklaşmamı da, 'ne utangaç hayran' diye değerlendirmiştir.
Oysa... O yarı karanlıktaki karşılaşma anında...
Ben onun kendi çapında bir 'ünlü' olduğunu idrak edememiş...
Gerdirmekten faltaşı gibi açılmış gözler, eski Türk filmlerinde 750 gram boyayla yapılmış Arap Bacı dudaklarına benzeyen dudaklar ve 15 santimlik takma kirpiklerle aniden karşılaşmanın etkisiyle bir Gulyabani gördüğümü zannetmiştim.
İtiraf ediyorum, öyle bir korktum ki; korkuyu saçlarımın dibinde hissettim.
Sonra bir suçluluk duygusu ve utanç kapladı
içimi...
....
Michael Jackson'un ölümünden sonra, Yahoo'nun haber sitesi Hollywood ve Amerikan medyasının estetik kurbanlarının fotoğraflarını yayınladığında bu anı hatırladım.
Türk televizyon yıldızları bir süredir, Amerikan medyasının güzellik prototipine benzemeye çalışıyorlar.
Aynı burunlar.. Aynı kaşlar... Aynı dudaklar... Hatta aynı kalçalar...
Acaba diyorum, örneğin aldatıldıkları zaman, eşlerine hesap sorabilmeye cesaret edebiliyorlar mı?
Ya karşılarındaki, 'aman ne fark eder, her şey aynı zaten'
derse?...
Bu hüzünlü şakalar bir yana...
Kadını ve erkeğiyle Türk televizyonları Amerikan medyası prototipine uygun ameliyatlar geçiren figürlerle dolu.
Yahoo'nun derlediği estetik kurbanı Amerikan ünlülerinin fotoğraflarına bakınca, kısa bir müddet sonra, Türk televizyonlarındaki yüzlerin de düşmeye başlayacağını, burunların sarkacağını ve hatta kaşların el yardımıyla yerine yerleşebileceğini tahmin ediyorum.
Amerikan prototipine uygun estetik
yaptırma furyası aynı anda başladığına göre, çöküşün de aynı anda geleceğini söyleyebiliriz.
Demek ki...
Kadın veya erkek, medya sektöründe uzun zaman iş yapmak isteyen yüzlerin, konuşmalarında övündükleri 'bir sosyal mozaik olan Türkiye'nin kendi 'estetik' ve 'güzellik' anlayışlarını reddedip, oralarını buralarını kestirme kompleksinden kurtulmaları gerekiyor...
Ekrandaki herkesin birbirine benzeyeceği ve arada sırada dikişlerinin atacağı 10 yıl sonra...
O güzelim kemerli Laz burunlarını...
O Kürt kaşlarını çok özleyeceğiz...
Michael Jackson'laşma böyle bir şey işte...
Biz Türkler, önce birbirimizi anlayabilelim diye, ekranlarda İngilizce konuşmaya başladık...
Şimdi birbirimizi beğenebilelim diye, neredeyse aynı dudakta ve aynı burunda mutabakata varacağız...