Yiğit Karaahmet yigit.karaahmet@aksam.com.tr

kategori2

Bir orta sınıf eğlencesi Tuğçe Kazaz

Tuğçe Kazaz ne yapmaya çalışıyor?  Armani defilesine çıkmışlığı da olan bir mankenken göbek taşında cariye rolü yapmaya ne gerek var; bu nasıl bir kariyer planlaması?

Türkiye'nin top modeli kim?                        Bu sorunun cevabını yıllardır arar dururuz. Cevap da çeşitli sosyal sınıflara göre değişip durur. Varoşlar için Tuğba Özay'dır. Dilek Hanif haute couture'ü için Cansu Dere. Bir Cengiz Abazoğlu için Deniz Akkaya. Benim için, bu soruya cevap vermek zorunda kaldığım anlarda ise düşünüp taşınıp attığım tek isim genelde Tuğçe Kazaz olur.
Top model değil elbette de bence iyi bir modeldir Kazaz. Bir de Armani defilesine çıkmışlığı vardır. Bizzat catwalk'ta yürümüştür yani... Ama bu kararımı değiştirmekten yanayım çünkü gördüğüm kadarıyla Tuğçe Kazaz artık modellik değil de dansözlük gibi bir şeyle anılmak istiyor.
Al Jamal'de 'Saraydan Kız Kaçırma' adlı bir şovda cariye olarak rol almış Kazaz.
Ne kadar uyduruk bir gösteri, tuhaf bir şov  bu.  Yani kalkıp 3 yıl önce Armani defilesinde yürüyen bir modelin, göbek taşının ortasına atılıp göbek atması ne kadar ilginç bir kariyer planı değil mi? Bir de gerçekten cariye gibi duruyor birtakım fotoğraflarda. Etrafta köle pazarındaki gibi erkekler, o da öyle ortada oturuyor.
Çok acıklı gerçekten...
Merak ediyorum bu tür ucuzluklara düşmeden kariyerini devam ettirmek isteyen adamakıllı bir modelimiz ne zaman olacak?
Yoksa bir gün herkesin yolu Al Jamal'in göbek taşından mı geçecek?

Kıraathanelerde geçen bir gün...
Türk topraklarında sahip olduğumuz ve bunun dünya kültürü için değerini asla bilemediğimiz o kadar çok şey var ki aslında. Senelerdir burnumuzun dibindeler ama biz onları o kadar kanıksadık ki başka kültürler için ne kadar önemli olabileceğini fark etmiyoruz.
Kıraathanelere sardım bu aralar yine.
O kadar acayipler ki!
Geçenlerde bir sabah ama gerçekten sabah, saat 07.00; Dolapdere'ye gittik.
Bitpazarının ilk kurulan tezgahlarını kaçırmamak amacımız. Ama pazara daha ilk adımımı attığım anda yağmur yağmaya başladı. Hem de öyle bir yağmur ki Dolapdere'de, bitpazarının ortasında, saçlarımdan damlalar yere saçılırken Victor&Rolf iç çamaşırlarıma kadar ıslandım.
Sığınmak için House Cafe aradık. Malum 'bir gün her yer House Cafe olacağı için' aklımıza gelen ilk şey House Cafe oldu. Buraya uzanamamış elleri tabii. Rahmetten kaçmanın tek yolu sabahçı kahvesine girmekti. 
Çok acayip bir yerdi. Normalde benim bildiğim kahveler, masa merkezli olur. Yani ortada masalar vardır etrafında sandalyeler bulunur değil mi? Ama bu kahvede müthiş bir tasarım harikası yaratılarak, merkez olarak sandalyeler alınmış. Kahvenin duvarının dibinde yan yana sandalyeler dizili, arada da birtakım masalar var.
Tespih boncuğu gibi yan yana dizildik sandalyelere. Açık olan televizyonda gösterilen kanal ise Çay TV. İşte Karadeniz doğasından görüntüler, akan dereler, yeşil ormanlar falan gösterilen bir kanal. İşte öz be öz Türkiye burası.
Bu Çay TV'li kahveden bir süre sonra çıktık. Ama yağmur bitmiyor bir türlü. Biraz gezemeye çalıştık pazarı ama yok, bir yere daha girmek zorundayız. Hemen yan sokaktaki başka bir sabahçı kahvesine girdik. Burası ise bildiğimiz masa merkezli kahvelerden. Kahveci ise dünyanın en asık suratlı insanı. Etraftaki boş gazeteleri toplayıp, birer oralet söyledik.
Bu kahvelerde sigara yasağı diye bir şey söz konusu bile değil. Bir kere daha anladım ki bu yasağın buralarda tutması çok zor. Öyle bir kavram yok kahve insanlarının hayatında çünkü.
Ama 'sigara içmeyiniz' uyarısı yerine şöyle bir tabela var mesela duvarda: 'Lütfen tavla oynarken pulları sertçe vurup, ses çıkararak diğer müşterileri rahatsız etmeyiniz!'
Çay TV ve tavla pulları. Türkiye'yi izlemeye devam edin.

Tempo'nun çakma haberi
YENİLENEN Tempo Dergisi kapağında geleceğin Türk modellerini tanıtmış. Çok zavallı bir çaba.Oradaki kızlara bakınca ileride hangisini Dior defilesinde görebileceğimizi düşündüm. Kepçe kulaklı olanı mı? Basen yağları kafam kadar olanı mı? Bir de şöyle bir durum var. Tempo yenilendi falan da bu konuyu bizzat kendim yıllar önce Tempo'nun bir dönemlerde ki en yakın rakibi Aktüel için yapmıştım. Mansur (Forutan), Aktüel'in yayın yönetmeniydi o zamanlar ve bana 'Geleceğin modellerini seçelim. Kapak yapalım onları' diyerek bu konuyu başıma sarmıştı. Ve benim gerçekten bir ayım çeşitli model ajanslarından dergiye gelen tapon manken adaylarıyla görüşerek geçti. Gelen kızlar birbirinden fena. Üstelik süper ciddiyetsizler. Aralarından kötünün iyisi beş taneyi zorla seçtik. Yüzlerce kare fotoğraftan yine kötünün iyileri seçtik. Ve bu konuyu kapak yapmaktan vazgeçip içeride kullandık. Çünkü Mansur bu kızlara 'top model' dersek, Ercan Arıklı'nın ruhunun bizi rahat bırakmayacağını söyledi.                 Yani Tempo'cular hem eski ve zorlama hem de bu kadar emeğe asla değmeyen bir konuyu kapağa taşımış. Konu sıkıntısı çekiyorlarsa eski yaptığımız dergileri iyice karıştırabilirler, rahatlıkla yararlanabilecekleri daha iyi konular bulabilirler.

 

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3