Yiğit Karaahmet yigit.karaahmet@aksam.com.tr

kategori2

Yılın 'düğünü'nden manzaralar

Lares Park Otel'e giderken bir taksi durdu yanımda, arka koltuktan adresi sordular. Aynı yere gidiyormuşuz. Bir baktım arka koltukta Didem Erol oturuyor (Galatasaray'ın bir kutlaması sırasında maytapla memeleri yanan model). Adresi tarif ettim ama sonra anladım ki yanlış anlatmışım.

İkimiz de içeriye aynı anda girdik ve böylece ben daha nerede olduğumu anlamadan Erol için kameraların ışıkları yandı, flaşlar patlamaya başladı.
Salonun kapısında, balta sapı gibi kalakaldım. Didem Erol poz veriyor, bense daha üç dakika önce onun memelerinin yanık olduğunu düşünmenin verdiği utançla, yerimi bulmaya çalışıyorum.


İçerideyse sandalyeleri giydirilmiş masalarda grup grup insan oturuyor ve ünlüler de masalara eşit oranda dağılmış...
Saba Tümer masaları gezerek herkesle tek tek ilgileniyor. Bunun düğünden iki farkı var; bir damat yok, iki Saba gelinlik değil siyah bir elbise giymiş.
Diğer masalara dağıtılmış ünlüler, yalnızca tek bir masada yoğun olarak toplanmışlar ve elbette benim otaracağım yer de orasıydı.
Masadaki isimler şunlar: 
Can Tanrıyar-Petek Dinçöz çifti (Gelinin doktor dayısı ve yeni evlendiği az Türkçe bilen Amerikalı eşi)
Oray Eğin (Harvard doktoralı ailenin gurur kaynağı)
Tuğçe Tatari (Hiç evlenmemiş, bir bankanın veznesinde çalışan çivi topuklu alt kat komşusu)
Fatih Ürek ('Bizim Fatih, iyidir de biraz tuhaftır' diyaloglarını bol bol duyan komşunun oğlu)
Yazgülü Aldoğan (Mukadder Hala)
Elbette bir de bendeniz (Miss Turkey).
 

BEKLENEN DAMAT GELİYOR
Bir damat eksik demiştim ya, beklenen damat da ileriden görüldü; Cenk Eren. Ondan daha sansasyonel damat mı var bugünlerde? Şenay Düdek de masadaki son sandalyeye yerleşince kadro tamamlanıyor; 'Çılgınlar Kulübü' oluyoruz.
Tam arkamızdaki 'Desperate Housewives' masasının yanında çılgınlar kulübü olarak anılmamız çok normal. O kadroyu da sayıyorum: Nilgün Belgün, Oya Germen ve şarkıcı Yeliz. Arka taraf 'sararmış geçen tozlu yapraklardı ömrümüzün sonbaharı' tadında takıla dursun, bizim masamızda şöyle konuşmalar geçiyor:
'İbo'yla Petek yeniden bir araya gelecek. Yok yahu, Seda onu başka bir sebepten öyle yapmıştır'. Magazin fabrikasının işçilerinin önümüzdeki haftaki iş dağılımını ön isimleriyle öğreniyorum sonra.
Bu konuşmalar Can Tanrıyar odaklı gerçekleşiyor tabii. Magazin baronunun masası ne de olsa.
Petek Dinçöz'ü hep Can Tanrıyar'ın bir projesi gibi düşünürdüm. Yani aslında bu piyasanın içine düşmüş ve öyle takılan güzel bir kız çocuğu.
Hiç alakası yokmuş monşer!
Tam birbirlerine göre, özellikle arasalar ancak birbirlerini bulabilecek kadar tuhaf bir çift. Plastik gibiler. Barbie ve orta yaşlı Ken. Zaten Dinçöz'ün o kadar içkiyi devirdiğini görmem, onun hiç de hayallerimde yaşattığım gibi magazin dünyasının Scarlett O'Hara'sı olmadığını anlamama yetti.
Büyük bir bardak, ağzına kadar dolu, viski içiyor. Bol buzlu. Ve o bardak boşalır boşalmaz anında dolduruluyor. Sayısını yakalayamadım.
Karı-koca seviyorlar içkiyi anladığım kadarıyla. Tanrıyar da sağlam rakıcı çünkü. Bir de Dinçöz sürekli 'Hadi içelim. Hadi' diyerek sürekli kadehlerimizi tokuşturuyor. Bir değil iki değil. Sürekli. Onlardan aldığım gazla ben de direkt viskiye geçtim ama şarap üstü viski kombinasyonu gayet hızlı bir roket moduna yol açtı.
 Bu arada Ferdi Özbeğen alkışlar eşliğinde sahneye çıktı. Ve gece içinde sahneye sadece Saba Tümer'i davet edip onunla ilgili hislerini dile getirdi. İçerisi o an sahneye çıkmak için yanıp tutuşan insanlarla dolu olmasına rağmen başka kimseyle de özel olarak ilgilenmedi, herkese eşit davrandı. Fatih Ürek'ten öğrendiğim kadarıyla zaten Özbeğen prensip olarak kimseyi sahneye çağırmazmış (ertesi gün Özbeğen aradı ve bunu özellikle yaptığını anlattı. Herkesle tek tek ilgilenmek mümkün olmadığı için kimseyle özel olarak ilgilenmemeye karar vermiş).


PETEK TRAVMA GEÇİRDİ
Ne yazık ki Dinçöz o gece şarkı söyletilmediği için kanımca küçük çapta bir travma geçirdi. Gece dağılırken en son biz kalmıştık ve nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde, bir anda yanımızda bir klarnetçi ve bir darbukacı belirdi. Politik olarak gayet yanlış bir şekilde her klarnetçiyi Hüsnü sandığımız için çocuğun adı Hüsnü olarak belleklere kazındı. Ve Dinçöz şarkı söyleyerek rahatladı sanırım biraz. Gayet eğleniyordu o an.
Barbie ve Ken otururken biz ise kalkıp Şamdan'a doğru yola çıktık. Onların akıbeti ise şu yönde olmuş: Gece evlerine gidemeyip otelde kalmışlar.

En çok okunan kadın yazar

Oya Germen bir ara masaya geldi ve Can Tanrıyar'a 'Yeni bir araştırma sonucu geldi. Türkiye'nin en çok okunan kadın köşe yazarları arasında ilk üçteymişim. Ayşe'yi de (kızı Ayşe Özyılmazel) geçmişim. Bunu televizyona haber yapar mısınız?'
Bu nasıl bir araştırma merak ettim? Germen, Türkiye'nin en çok okunan kadın yazarları arasında ilk üçteyse eğer diğer iki isim kim olabilir?
Bir de bu nasıl bir hırstır? Bir yarış içinde olduğunu düşünüp kendisine hedef olarak kızını mı seçti? Onu geçtiği için gurur duyuyor. Çok acayip aile bu Özyılmazgiller. Başarıya giden yolda önlerine çıkan her şeyi yıkıp, geçebilirler.

Tanrıyar'dan Deniz Seki yorumu

Masada Can Tanrıyar olunca gece boyunca magazin tarihimizin renkli sayfaları sık açıldı. Konu başlıkları arasında Deniz Seki'nin gözaltına alınması, ünlülerin seks kasetleri gibi ilginç maddeleri sayabiliriz. Tanrıyar her konuyla ilgili çok acayip örnekler veriyor ve konuyu bambaşka bir yere taşıyor. Kafasının nasıl çalıştığını bir türlü yakalayamadım. Mesela seks görüntüleriyle ilgili teknolojinin gerçekten de çok ilerlediğinden bahsetti. Ve birden pat diye dedi ki 'Hatta bir gün birisi bana bir fotoğraf gösterdi. Bir baktım resimdeki benim. Acaba öyle bir an oldu mu diye şüpheye düştüm. Olabilirdi çünkü.'
Hayda! Bir anda Tanrıyar'ın seks kaseti olabileceği bilgisiyle kalakaldım.
Deniz Seki mevzusunda ise olay patladığından beri merak ettiğim tek bir şey vardı ve fırsatını bulmuşken magazin baronuna sordum: 'Koskoca Deniz Seki'sin, uyuşturucu almak için neden kendin arıyorsun? Biri yok mu bunu halledebilecek? Neden böyle sizce?'
Can Tanrıyar nasıl cevap verdi dersiniz?
'Türkiye'de hiç kimse nasıl telefonla konuşacağını bilmiyor.'

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3